İtalyan adaleti

İtalyan adaleti

       TÜRKİYE'ye iadesi istenirken, Apo'nun Roma'da "evci" çıkmasının yol açtığı toplumsal düşkırıklığı, 1980'lerin başında yaşanan benzer bir olayı çağrıştırıyor.
       İtalya, Ağca olayında da, idam cezası uygulamasını gerekçe göstererek, Abdi İpekçi'nin katilinin iade istemi konusunda Ankara'ya ret yanıtı gönderiyor.
       Adalet Bakanlığı'nca, Roma'ya gönderilmek üzere hazırlanan "Apo dosyası"yla ilgili çalışmalar sırasında, 17 yıl önceki Ağca belgesine de rastlandı.
       Abdi Bey'i öldürdükten sonra, 1979 yılında sıkıyönetime rağmen tutuklu bulunduğu İstanbul Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçırılan Mehmet Ali Ağca, 1981'de Vatikan'da Papa suikastinde ele geçirilmişti.
       Türkiye'nin o tarihte yaptığı ısrarlı baskılara karşın, İtalya Dışişleri Bakanlığı 24 Ağustos 1981 tarihli bir yazıyla iade istemini reddediyordu.
       Dışişleri'nin notasına karşılık Ankara'ya gönderilen yanıtta şöyle denilmişti:
     "Dışişleri Bakanlığı, Mehmet Ali Ağca'nın İtalya tarafından iadesi talebinin kabul edilemeyeceğindeki nedenin, İtalyan mevzuatının, ölüm cezası mahkumiyetleri söz konusu olduğunda - ki anılan Türk vatandaşı, kendi vatandaşı Abdi İpekçi'yi öldürmekten o cezaya çarptırılmıştır - iadeyi öngörmeyişinden kaynaklandığını belirtir.
       Zaten iade konusundaki 1957 tarihli Avrupa Konvansiyonu'na koyulan İtalyan rezervi "isteyen tarafın kanununca ölüm cezası ile cezalandırılan fiiller dolayısıyla hiçbir surette iade yapılmayacağını" kesinlikle ifade etmektedir.
       Bu belgeden de anlaşıldığı gibi İtalyan usulü adalette dünden bugüne, Ağca'dan Apo'ya değişen bir şey olmamış!
       Roma İstinaf Mahkemesi, Öcalan'a siyasi sığınma ortamı hazırlayan kararında, PKK liderinin tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verirken, ölüm cezası nedeniyle Türkiye'ye iadesi yolunu tümüyle kapadı.
       Bu kararla, İtalyan hükümetinin Apo'nun Roma'daki günlerine siyasi mülteci, "sürgündeki Kürt Partisi lideri" gözüyle bakmasının yasal dayanağı hazırlanmıştır.
       İtalya Başbakanı D'Alema, "Mahkeme kararına uyacağız" deyince Öcalan, Rusya'dan dönüşte alıkonulduğu askeri hastaneden de çıkarılmış ve güvenlikli bir eve yerleştirilmiştir.
       Apo, semt karakoluna haber vermek kaydıyla isterse sokağa çıkabilecek, marketten alışveriş yapabilecek, pazar gazetelerini koltuğunun altına alıp eve dönebilecektir.
       Bu sıkı göz hapsi (!) Apo'ya isterse kaçma hakkını da tanımaktadır.
       Öcalan şanslı biri, Türkiye'nin baskısıyla Suriye'den atılırken, Roma'da Şam'daki günlerinden bile rahat bir ortamda yaşayabileceğini herhalde hayal bile edemezdi!..
       Türkiye'de yönetim, İtalyan makamlarının onca baskı karşısında PKK liderine eskisi gibi, dağdaki militanlarına "ölüm emri" yağdırma olanağı tanımayacağına kendisini inandırmaya çalışsa da, bir süre sonra kamuoyunun "Apo'nun Avrupa'nın gölgesinde yaşaması, PKK'nın siyasallaşması sonucunu doğurmaktan başka hangi işe yaradı?" diye sormaya başlaması kaçınılmazdır.
       Bunu önlemenin tek yolu, Anadolu'yu ayağa kaldırarak, ekonomik boykotla İtalya'yı yıldırmak olmasa gerek. Elbette, çoluğunu çocuğunu kaybeden insanların Güneydoğu'da 15 yıldır kan döken katilin serbest kalmasına duydukları öfkeyi anlamak mümkündür. Ancak, tepkiyi kontrolsüz gösterilere, sokak dayaklarına ve linç girişimlerine dönüştürüp, Apo'nun katliamlarıyla hiç ilgisi olmayan "Kürt" kökenli vatandaşlarımıza "zenci" muamelesi yapmak da son derece yanlıştır. Büyük haksızlıktır.
       Haftaya İstanbul'da Galatasaray - Juventus maçı oynanacak.
       Bir spor karşılaşmasını, siyasi kışkırtmaların ve provokasyonların malzemesi haline getirmeye dönük davranışlara karşı soğukkanlı olursak, Apo karşıtı mitingleri yaygınlaştırıp Türkiye'yi ayağa kaldırırsak PKK'nın 15 yıldır, silahla, kanla sağlayamadığı "bölünme" asıl o zaman hedefine ulaşmış olmaz mı?
       Toplumu bu kışkırtmalardan korurken sokağı değil, Meclis'i devreye sokabilmeliyiz.
       Türkiye'nin önünde, Apo'nun iadesine zemin hazırlamak için hala açık bir kapı var:
       Ölüm cezasını kaldırmak...
     "Asmayalım da, besleyelim mi?" mantığı geçerli olmayıp, İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca zamanında Türkiye'ye getirilebilseydi, onun itirafları sonucu belki daha sonraki yıllarda pekçok cinayetin önlenmesi mümkün olabilirdi!
       Apo konusunda da hala yapılabilecek bir şeyler var.
       Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı yasa önerisine Meclis'teki siyasi pati grupları destek verip, 15 yıldır zaten uygulanmayan idam cezasını kaldırsalar, son bir fırsat kullanılmış olur.
       Aksi halde Apo, Roma'da bir süre barındırıldıktan sonra kendini güvencede hissedeceği üçüncü bir ülkeye ellerini kollarını sallayarak gidebilecektir.
       İtalya mahkemeleri de, bunca tepkiyi üstlenmektense Rusya gibi bir "kaçış"a göz yumabilirler.
       İtalya'ya gözdağı verirken, Türkiye'de hala atılabilecek somut adımlar olduğunu unutmayalım.
       İdam cezası uygulamasının kime ne kazandırdığını gözden geçirmenin tam zamanıdır.
       TBMM'nin sayın üyelerine hatırlatırız!..




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR