Merkezde uzlaşma

Merkezde uzlaşma

       DYP'nin 56'ncı hükümetin oluşumunda "anahtar" rolü oynayacağının anlaşılması üzerine gözler Çiller'e çevrildi.
       DYP lideri, ANAP ve DSP ile koalisyona gidilmesi halinde, "sıra bende" diye kendi başbakanlığında ısrar edecek mi?
       Doğru Yol kulislerinden edindiğimiz bilgilere göre bu sorunun yanıtı, seçim tarihinde gizlidir.
       Seçime, TBMM'nin belirlediği tarih olan 18 Nisan'da gidilmesi halinde Çiller'in, üçlü ya da (Fazilet'i de içine alacak) dörtlü koalisyonda kimin başbakan olacağı konusunda ısrarlı davranmayacağı belirtiliyor.
       Seçim tarihi ve bakanlıkların dağılımında uzlaşma sağlanırsa DYP kanadı Ecevit'in başbakanlığına "yeşil ışık" yakabilir.
       Bu durumda ANAP ve DYP liderlerinin hükümette görev almayacakları - ki bu modelde Meclis'teki sandalye sayısı 300'e yaklaşıyor - bir koalisyon rahatlıkla kurulabilir.
       DYP'nin hükümete girmesi Fazilet'i de rahatlatacağı için Kutan ve arkadaşlarının, kurulan koalisyona su katmaları ve Çankaya'yı "Neden görevlendirme bizden başlamıyor?" diye baskı altına almaları kolay olmayacaktır.
       Zaten Recai Bey de, bir an önce seçime gidilmesi kaydıyla Cumhurbaşkanı'nın işini kolaylaştıracaklarını söylemiyor mu?
       Anasol - E modeliyle Ecevit'in başbakanlığında seçime gidilmesi, ilk tur temasların sonunda Meclis'ten "güvenoyu" alma şansı en yüksek olasılıktır.
       Kuşkusuz bu hükümet, Türkiye'yi 2000'e dek yönetmenin garantisi değildir.
       En azından koalisyonun kuruluş aşamasında, ne ANAP ne DYP kadroları, seçimi ertelemekten yanalar.
       Evet, taraflar mal varlığı soruşturmasında birbirini aklayarak "ateşkes" sağlamışlardır ama bu işbirliğinin ne denli uzun soluklu olacağını seçimler gösterecektir.
       Merkez sağdaki partiler, akılcı giderlerse milliyetçi muhafazakar oyların, Fazilet'e ya da MHP'ye kayma hızını kesebilirler.
       Aksi halde merkezden kaçan oylar, doğal olarak "sistem"i sorgulayan partilere gidecektir.
       Oysa Türkiye'nin sigortası, merkez sağ ve soldaki toparlanmadan geçiyor.
       1995 Aralık seçimlerinde yaşadık. ANAP - DYP, CHP - DSP arasındaki yarışın, taraflardan birisinin diğerini eritmesiyle sona ermesi beklenirken tam tersi oldu.
       Merkez sağ ve soldaki partilerin öldürücü rekabeti, onları aşağıya çektikçe, Refah Partisi aradan fırladı.
       Önümüzdeki seçim de 1995'in tekrarı olursa, toplum büyük bir düşkırıklığı yaşamaz mı?
       Sağ ve soldaki partilerin birer ikişer puan önde ya da arkada çıktığı ama partilerin yüzde 20 çıtasını geçmekte zorlandıkları bir seçim, Türkiye'ye ne kazandırır?
       Bir genel seçim ihtimalinden önce tüm partilerin, kısa süreli de olsa, "uzlaşarak" ülkeyi hükümetsiz bırakmamalarında ve 2000'lerin hedeflerini gözeten bir kampanyayla seçime gitmelerinde büyük yarar vardır.
       Demirel, acele etmemekte haklıdır. Bolu konuşmasında diyor ki:
     "Mesele sadece hükümet kurmaktan ibaret değil, kurulacak hükümetin ne yapacağını bilmem lazım."
       Cumhurbaşkanı, "seçimin 2000'e ertelenmesini askerler istiyor" spekülasyonuna da şu yanıtı vermiş:
     "Bunlar Türkiye'de konuşulan şeyler. Yani seçim normal zamana kalsın diye pekçok kişi söylüyor. Hemen bunun altında bir şey aramanın anlamı yoktur."
       İki seçimin ayrılması ve genel seçimlerin iki turlu yapılması konusundaki arayışların "ordu faktörü"ne bağlanmasının somut dayanağı nedir?
       Anlaşılan, Demirel ile Baykal arasındaki "diyalog"dan yola çıkılarak, bu yoruma gidilmiştir.
       Süleyman Bey, seçimin ertelenmesine ilişkin görüşünü sorunca, CHP liderinin yanıtı şöyle olmuştur:
     "Öyle anlaşılıyor ki, hükümeti kurma çalışmaları, Türkiye'ye çeşitli çevrelerden fısıldanan senaryoların su yüzüne çıkmasına vesile oldu."
       Cumhurbaşkanı ise, Baykal'ın bu sözlerine "seçimi 2000'e bırakmayı benim tercihim olduğu için söylemiyorum" deyince gündem değişiyor.
       Demirel, haftaya kararını verecek.
       Üç partili koalisyon kurulamazsa, geriye tek yol kalıyor:
       Cumhurbaşkanı'nın atayacağı başbakanın Türkiye'yi, erken seçime götürmesi!..
       İcraat hükümeti çıkaramayan partilerin bu formüle itirazları kolay olmayacaktır.




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr