Monica füzeleri

Monica füzeleri

       ABD füzeleri Irak'ı geceyarısı vurdu; Bağdat yanıyor!
       Clinton bunu hep yapıyor.
       İçeride ne zaman başı belaya girse, dışarıdaki "düşman"ı hatırlıyor ve elektronik savaş düğmesine basıyor.
       Sonrası malum.
       Çöl tilkilerinin sivilleri nasıl avladığını görmek istiyorsanız, patlamış mısırlarınızı alıp ekran başına geçmeniz yeter!
       Hele Türkiye'de "bir hükümet nasıl kurulur?" adlı filmi izlemekten yorulup, liderlerin "nafile turları"ndan bıkıp usanmışsanız gerçek bir savaş izlemek, pekala oyalayıcı olabilir.
       Önceki geceyarısından itibaren yine Bağdat'tan "canlı yayın" görüntüleri vardı odalarımızda. Çoğumuz, kayıtsızca izledik!
       Oysa, ertesi sabah gün doğunca izlediğimiz görüntülerin "film" olmadığı gerçeğiyle karşı karşıyaydık.
       ABD'nin, Bağdat'a yağdırdığı bombalar, masum insanların canını almış, askeri hedefler yok edilirken, pek çok sivil de yaralanmıştı.
       Bush'tan sonra Clinton da, aynı hatayı yineliyor:
       Saddam'ı cezalandırma uğruna Bağdat'a gönderilen füzelerle aslında sivil halk eziyet görüyor. ABD yönetimi diyor ki; "Güç kullanıyoruz, çünkü bu Saddam'ın anladığı tek lisan." Doğrudur.
       1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgaliyle başlayan süreçte Saddam'ı uluslararası toplumdan soyutlayarak, Bağdat'a hapsederek yok etme bir strateji haline gelmiştir, ama 8 yıldır sürdürülen bu "kuşatma"dan sonuç alınamadığı da bir gerçektir.
       Beyaz Saray, bu defa da Irak BM'nin "kitle imha silahlarının denetimi" programını engelliyor diye Bağdat'ı bombalamıştır.
       Ancak, ABD'nin bu müdahalesinin de, sonuçta Saddam'dan önce Irak'taki zavallı insanların "imhası" sonucunu doğurduğu hala anlaşılmıyor mu?
       Beklenti şudur:
       Saddam bu şekilde baskı altında tutulursa, tepesine bomba yağan Irak halkı, günün birinde ayaklanır ve "diktatör"ü devirir...
       Oysa, bu işi Bağdat'ta yaşayan insanlara bırakan ABD yönetimine asıl sorulması gereken soru şu değil midir:
     "Madem Saddam Hüseyin'i yok etmek istiyordunuz, 1991'de Körfez Savaşı'nı niye yarıda bıraktınız? Hava saldırılarıyla yetinmek yerine, Schwarzkopf'un ordularına Bağdat'a girme emrini niye vermediniz?"
       Uğruna savaşı göze aldığınız Saddam'ı yaralı bırakmayacaktınız!
       ABD'nin Körfez stratejisi konusunda kuşku uyandıran bir başka soru da şudur:
       1990 yazında Saddam yönetimi, Kuveyt'i işgal sinyalleri gönderirken, ABD'nin Bağdat Büyükelçisi April Glapsie bu harekatı onaylarcasına niye tatile çıkıyordu?
       Saddam sayesinde ABD, Körfez'e iyice yerleşti. Petrol "sudan ucuz" satılıyor.
       ABD başkanları da başları sıkıştığında "dövecek" kötü adam buldular.
       İyi ki Saddam var!
       Clinton, Irak liderinin sayesinde, Monica nedeniyle "azledilmesi" sonucunu doğuracak tarihi bir oylamadan kurtulmuş oldu. En azından, oylama Noel sonrasına bırakıldı.
       Clinton, o arada yaklaşan Ramazan'ı düşünerek, saldırıyı 72 saatle sınırlı tuttu.
       Bağdat semalarındaki füzelerin ve caydırıcı roketatarların savaş dansı arasında, bir cami minaresinin kandilleri fark ediliyordu.
       İşte, ABD'nin en büyük yanılgısı budur. Hangi gerekçeye dayanırsa dayansın, bu görüntüler Müslümanları rencide eder.
       Nitekim Arap dünyası, Clinton'ın kararını onaylamamıştır. Rusya, Çin, hatta Fransa'nın itirazları söz konusudur.
       Saddam Hüseyin ise, bu durumu değerlendirip ABD yönetimini göğüs göğüse savaşmaya, "kıyamette hesaplaşmaya" çağırmaktadır.
       Birinci Körfez Savaşı sırasında, Sayın Ecevit'le üç kez Bağdat'a gitmiştik.
       Savaşın hemen ertesinde gördüğümüz, tanık olduğumuz manzara dehşet vericiydi.
       Bağdat yerle bir olmuş, masum halk yoksulluğa mahkum edilmişti.
       Saddam Hüseyin ise gücünü koruyordu! Çünkü Arap milliyetçiliğine dayalı "otoriter" rejimleri bu yoldan devirmek kolay olmuyor. Saddam da Baas geleneğinden geliyor. 20 yıldır Irak'ın "mutlak hakimi" gibi teşkilatlanmış bulunuyor. Dolayısıyla savaş bir kez daha sivilleri vurmuştur.
       Bağdat'a yağan füzeler, halkı daha çok Amerikan aleyhtarlığına şartlamaktan başka işe yaramaz. Son füzeler de Saddam'ın değil, ABD'nin zulmü olarak değerlendirilecektir.
       Clinton bu saldırılarla belki Monica yüzünden "azil"den kurtulur ama, Saddam'ı zor azleder.




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr