Didem Özel Tümer

Didem Özel Tümer

didem.tumer@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Dün yayımlanan “3.5 haftalık geri sayım” başlıklı yazımın mürekkebi kurumadan Suriye’den bir günde gelen üç haber geri sayım sürecinin beklediğim gibi hareketli geçeceğinin kanıtı oldu.

Bunlardan birincisi, pazar akşam saatlerinde kamuoyuna yansıyan Afrin, Resulayn ve Halep’in kuzeyinden giren TSK konvoylarının Münbiç hattında ilerlediğini gösteren videolardı. Bir diğeri, Şam’ın ele geçirilişinin yıl dönümünde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Emevi Camii’ndeki namazını askeri üniformasıyla kılmasıydı. Üçüncüsü de SDG Komutanı Mazlum Abdi’nin Baas rejiminin çöküşünün yıl dönümünde, kontrolü altındaki bölgede kutlamalara katılmayı yasakladığı gibi bir de röportaj vermek için bir İsrail gazetesini tercih etmesiydi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Sondan başlayarak ilerleyelim.

Abdi’nin açıklamaları, Şam’ı ve Ankara’yı kışkırtırken, Washington’a da “nanik” yapmaktır. Lazkiye ve Süveyda’da yaşananları hatırlatıp, orduya entegrasyon için kendisine tanınan sürenin dolmasına 3.5 hafta kalmışken “Sırada Kürtler var” demek suretiyle aslında bir kez daha “beni arkalayın” diye çığırmaktır. Aynı zamanda kendisini entegrasyona teşvik eden Washington’a da “bana sahip çıkmazsan çıkacak olanı hazırda bekliyor” demektir. “70 bini savaşçı, 30 bini polis 100 bin kişilik silahlı gücü olduğu” iddiası da bir yetkilinin ifadesiyle “düpedüz palavradır”. Sözde komutan elini yüksekte tutmak konusunda ısrar etmeye çalışmaktadır. Buna karşın Ankara’da Abdi konusundaki hava, “provokatif açıklamalarla vakit kaybetmek yerine, Şam’dan gelecek işareti bekleyen Arap aşiretlerine odaklansa daha iyi olur” şeklinde aktarılabilir.

Dananın kuyruğu Şara’nın elinde

Eli en az onun kadar yüksekte olan bir başkası da kuşkusuz Suriye Cumhurbaşkanı Şara. Üniformasını Suriye Devrimi’nin yıl dönümünde dolabından çıkararak giymesi üzerindeki tozu atmak için, nostalji ya da özlem olarak okunursa hata edilir. Üniformayı sırtına geçirmek daha çok “hatırlatma” ve “gerekirse giyilir” demek olarak tercüme edilirse daha yerinde olur. Suriye ordusunun son bir aydır geçtiği “seferberlik” haline ilişkin detayları Milliyet’ten Uğur Yıldırım’ın haberlerinden okuyabilirsiniz. İzinler iptal edilmiş durumda ve gerekli görülen alanlara takviyeler yapılıyor. Şara’nın SDG’nin Suriye ordusuna entegre olması konusundaki kararlılığını göstermek adına, “uyarı atışı niteliğinde” bazı talimatları olabileceği belirtiliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Gelelim, TSK hareketliliğine ilişkin videolara. Güvenlik kaynakları bu faaliyetlerin “rutin faaliyet” olduğunu belirtiyor. Orduların “her an hazırlılık” halinde bulunmaları vazgeçilmez kuraldır. TSK’nın Suriye’de harekat bölgelerindeki mevcudiyetinin, takviyeye gerek dahi duyulmayacak düzeyde ve hazır vaziyette olduğu teyit ediliyor. Başta DEAŞ olmak üzere teröre karşı ortak mücadele için oluşturulan merkez de faal halde. Suriye ve Türkiye’nin iç ve dış güvenlik ile istihbarattan sorumlu birimleri arasındaki ilişki “günlük-anlık” olarak ifade edilmekte.

SDG’ye karşı askeri olarak harekete geçmek gerekirse, burada TSK’nın rolünün, Suriye yönetimi tarafından talep edilen çerçevede olacağını daha önce de bir kaç yazımda belirtmiştim. TBMM’nin geçtiğimiz haftalarda süresini üç yıl uzattığı tezkere, havadan ve karadan talep edilen her türlü desteğin verilmesine imkan sağlayan kapsamda. Esad dönemindeki “engellerin” birçoğu artık mevcut değil.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

10 Mart’tan bu yana 8 maddelik mutabakat üzerinden yürüyen bir pazarlık söz konusu. Pazarlığın sonuna doğru kimse taviz verir görünmek istemez. Şu anda olan da bu. Büyük olasılıkla, “son anda, kimseyi tam olarak tatmin etmeyen bir formül bulunacağı” yönünde bazı görüşler var. Kimsenin dediğinin tam olarak başlangıçta olmadığı ya da kastettiği şekilde olmadığı bir durum.

Entegrasyon meselesinde hala belirsizlikler var ama önümüzdeki bir kaç hafta boyunca bol bol Suriye konuşacağımız kesin.