Dilara Koçak

Dilara Koçak

bilgi@mezurasaglik.com.tr

Tüm Yazıları

Kahvesiz asla diyenlerden misiniz? Kahve üzerine sayısız çalışma yapıldı, kimi zaman kalp sağlığıyla, kimi zaman uykuyla, kimi zaman da zihinsel performansla ilişkilendirildi. Fakat son yayımlanan veriler kahvenin etkilerinin hücresel yaşlanma mekanizmalarında da rol oynayabileceğini belirtiyor. Telomerlerin biyolojik yaşın önemli bir göstergesi olduğu düşünüldüğünde bu sonuçlar kahve tüketimine bakış açımızı bambaşka bir noktaya taşıyor. Belki de her sabah içtiğimiz o kahve, sandığımızdan çok daha kapsamlı bir etkiye sahip.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kahve biyolojik yaşı etkiliyor olabilir mi

BMJ Mental Health dergisinde yayımlanan çok yeni araştırmada, kahvenin özellikle ruhsal hastalığı olan bireylerde biyolojik yaşlanmayı yavaşlatan güçlü bir destekleyici olabileceği ortaya koyulmuş. Üstelik bu etki, ‘orta düzey’ kahve tüketimiyle, yani çoğumuzun zaten günlük rutinde içtiği üç, dört fincanla ortaya çıkıyor.

Telomerler ve biyolojik yaş

Hücrelerinizin kromozomlarının uçlarında bulunan telomerler, genetik materyalinizi koruyan küçük koruyucu kapaklar olarak tanımlanabilir. Yaş aldıkça veya stres, inflamasyon, ağır psikiyatrik hastalıklar gibi zorlayıcı faktörlerle karşılaştıkça bu telomerler kısalır. Bu kısalma, vücudumuzun biyolojik yaşının takvim yaşından daha hızlı ilerlediğinin bir göstergesi olarak kabul edilir. Araştırmada şizofreni, bipolar bozukluk veya psikotik depresyon yaşayan bireylerde kahve tüketiminin telomer uzunluğu üzerindeki etkisi incelenmiş. Bilim insanları, kahvenin güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar etkilerinin bu koruyucu yapıları destekleyebileceğini düşünüyor. 436 yetişkinin incelendiği bu çalışmada katılımcılar kahve tüketim miktarlarına göre gruplara ayrılmış. Günde üç, dört fincan kahve içenlerde telomer uzunluğu anlamlı şekilde daha uzun olarak bulunmuş. Bu fark, biyolojik yaş açısından yaklaşık beş yıl daha genç bir görünüme karşılık geliyor. Ancak günde beş fincan ve üzeri kahve tüketenlerde bu faydanın ortadan kalktığı, hatta yüksek tüketimin nötr veya potansiyel olarak zararlı olabileceği görülmüş. Yani kahve, doğru dozda tüketildiğinde hücresel yaşlanmayı yavaşlatabilecek bir yaşam tarzı unsuru olarak karşımıza çıkıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Dikkat edilmesi gerekenler

Araştırmacılar kahvenin içerdiği antioksidan ve anti-inflamatuar bileşenlerin, hücresel stres yoluyla telomer kısalmasını yavaşlatabileceğini öne sürüyor. Bu, özellikle telomerlerin yaşam tarzı ve çevresel faktörlere hassas olduğu düşünüldüğünde anlamlı görünüyor. Ancak altını çizmek isterim ki bu araştırma gözlemsel nitelikte olduğu için kahvenin doğrudan telomerleri uzattığını söylemek mümkün değil, yalnızca kahve tüketimi ile telomer uzunluğu arasında bir ilişki olduğundan söz edilebilir. Kahvenin türü, tüketim zamanı, kişinin genel yaşam tarzı, beslenmesi, uyku düzeni, sigara kullanımı gibi pek çok faktör bu etkiyi değiştirebilir. Bir uyarı daha; FDA da günlük kafein miktarını bu araştırmaya paralel 400 miligram ile sınırlandırmak gerektiğini söylüyor. Bunu da günde üç, dört fincan olarak düşünebilirsiniz. Gün içinde fazla alınan kafeinin başta uykusuzluğa, baş ağrısına, gerginliğe ve anksiyeteye sebep olabileceğini hatırlayın.