Virüssavar mutfak (1)

Besinlerin hastalıklardan korunmada veya tedavide ilaç olarak kullanılması aslında çok eski yıllara dayanıyor. Çok eski yıllarda Hipokratın bir sözü vardı: Besinler ilacınız, ilacınız besininiz olsun... Eminim sizler de mutfağınızdaki birçok besinden fark ederek veya fark etmeden şifalanıyorsunuzdur. Gündemimizde olan koronavirüs sebebiyle evlerde vakit geçirmeye başlayınca ben de birçok uzman konukla canlı yayınlar gerçekleştirerek en doğru bilgiyi en doğru kaynaktan sizlere sosyal medya hesaplarımdan ulaştırmaya çalıştım. En çok ilgi gösterilen ve beğenilen canlı yayınlardan biri de sevgili Dr. Elif Güveloğlu ile oldu. Dr. Elif Güveloğlu Patoloji ve Fitoterapi Uzmanı ve besinlerin gücünden faydalanarak neler başarabileceğimizi bize anlatıyor. Son kitabı Kansersavar Mutfak’tan yola çıkarak ben de bugün onunla Virüssavar Mutfak üzerine bir röportaj yapmak istedim. İşte sorularım ve sevgili Elif’in cevapları...

Öncelikle Fitoterapi nedir, bize biraz bahsedebilir misin?

Fitoterapi, basitçe, bitkisel kaynaklı ilaçların tedavide kullanılması anlamına geliyor. Aslında insanlık tarihi kadar eski ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) raporlarına göre dünya popülasyonunun %80’i halen hastalıkları iyileştirmek için bitkisel reçetelere bağımlı. Fitoterapi, bilimsel anlamda ise Farmakognozi bilimine dayanan, eczacılık ve tıp bilimlerinin birleşmesiyle yeniden tanımlanan bir ‘doğa devrimi’dir. Ülkemizde de son dönemde Fitoterapi ile ilgili çok önemli gelişmeler olup bu konuda yasal düzenlemeler yapılmış ve Fitoterapi artık bir bilim dalı olarak kabul edilip çeşitli üniversitelerde tıp fakültelerine ders olarak konulmuştur.

Besinlerden hastalıklardan korunma konusunda yardımlar alıyoruz. Peki koronavirüsle mücadelede hangi bitkiler öne çıkıyor?

- Kekik

- Oğul otu

- Karabaş bitkisi

- Lavanta

- Biberiye

- Adaçayı

Gargara son zamanlarda çok sık konuşuluyor. Gargara yaparken de bitkilerden yararlanabilir miyiz? Hangi çayları kullanabiliriz?

Lavanta ve adaçayı gibi antiseptik özelliği olan bitkilerden bir çorba kaşığı miktarı, bir çay bardağı kaynar su ile on dakika demleyin (içmek için hazırlanan çaydan daha koyu bir çay elde edeceksiniz), soğutun, süzün ve yatmadan önce boğaz gargarası yapın, yutun. Bunun üzerine bir çay kaşığı çörekotu yağı ve bir çay kaşığı da sıvı propolis ekstresi damlatırsanız gargaranın koruyuculuğunu çok daha fazla artırabilirsiniz. Bunların hepsi içilebilir maddeler olduğu için ağız temizliğini yapıp suyunuzu içtikten sonra bu gargarayı yapıp yutarsanız çok daha etkili olur.

Sumak ve sumak çayı canlı yayında çok ilgi gördü. Bize biraz sumaktan da bahsedebilir misin?

Sumak bir ‘ilaç-baharat’. DNA tamir mekanizmalarını aktive ettiğine dair bilimsel veriler var. Her gün birkaç hücremizin DNA’sı mutasyon adı verilen tehlikeli bir değişim geçiriyor, neyse ki bağışıklık sistemimizle koordineli olarak çalışan bir ‘DNA tamir sistemi’miz var, ancak çok fazla kanserojen uyarana maruz kalıp da çok fazla hücrenin DNA’sı mutasyon uğradığında bu sistem yetersiz kalıyor ve hem yaşlanıyor hem de kansere karşı risk altına girmiş oluyoruz. Sumak, bu sistemi destekleyerek hem antiaging hem antikanser etki sağlıyor. Sumakta aynı zamanda virüslere karşı etkili olan gallik asit var ki sumağa kendine özgü ekşi tadı da veren bu doğal asit. Günde bir iki fincan sumak çayı içmenizi öneriyorum. Ancak toz sumak değil de tane sumak kullansanız daha iyi olur çünkü toz sumak tuz içerdiği için hem çayın tadı tuzlu oluyor hem de yüksek tansiyon hastası iseniz, içerdiği tuza bağlı olarak tansiyonu yükseltebiliyor.

Virüssavar mutfak (1)

SUMAK ÇAYI

Bir çorba kaşığı tüm tane sumak

Bir kupa (300 ml kadar) kaynamış su

Tane sumakları yıkayın, kurutun ve toz haline getirin, öğütme makineniz yoksa havanda iyice dövün. Porselen veya cam demlikte Türk çayı demler gibi, alttaki çaydanlığın buharıyla kısık ateşte en az 15 dakika demleyin, demleme süresi toz sumaktan daha uzundur, sert yapısından ötürü aktif maddelerin suya geçişi zaman gerektirir. Hazır öğütülmüş sumaklara koruyucu olması adına ekstra tuz ilave edilebiliyor, bu sebeple eğer tansiyon hassasiyetiniz varsa dikkatli olmakta fayda var. Sumağı taneli alıp kendiniz öğütebilirsiniz.

* Dr. Elif Güveloğlu röportajının 2. bölümü haftaya çarşamba sizlerle olacak.