Hem pahalı et hem de ‘evet’

BAZEN yapılan hataların bedeli ağır yaptırımlarla ödenir, bazen kitleleri sıkıntıya sürükleyen büyük yanlışlıkların bedeli yoktur.
Özellikle siyasette.
Tarım gözümüzün önündeki en net örnek...
Tarım cenneti Türkiye, ithalat pazarına çevrildi. Pamuk, tütün, mısır dikimleri yüzde 70’lere varan oranlarda azaldı. Bu büyük başarıda(!) şimdi sıra hayvancılığı ithalata bağımlı hale getirmeye geldi.
Nihayet bunu da başardık!
Uzun yıllara dayalı strateji gerektiren hayvancılık politikası Devlet eliyle çöktü. Elbette bunda dönem dönem özel sektörün “yüksek kar” beklentileri de etkili oldu ama bu politika iyi yürütelemedi.
Zamanında üretilmeyen çözümler gün geldi, ayaklara dolandı.
* * *
Yaklaşık 1,5-2 yıl önce süt krizi yönetilemedi. Çiğ süt fiyatları aşırı düşünce, 1 milyona yakın anaç inek kasaba gitti. Bu durum 2 milyon ton süt ve 900 bin buzağı kaybına yol açtı. Et fiyatlarında önü alınamaz artışlar yaşandı.
İlk olarak canlı hayvan ithalatı denendi, çözüm olamadı ve dondurulmuş et ithalatına kadar geldik.
“Fakir Türk Çiftçisi” şimdi “Zengin Batı Çiftçisi” ne destek veriyor. AB’nin stoklarında ne kadar dondurulmuş et varsa bekliyoruz...
* * *
Türkiye’de hem tüketici hem üretici kaybediyor. Et fiyatları çıldırmış durumda. Eskiden dar gelirliler et alamazdı, şimdi orta gelirli bu fiyatlarla ete yaklaşamaz hale geldi.
Geçen gün et reyonunda insanların kararsızlıklarına tanık oldum. Et, ateş pahası olunca önce biftek isteyen sonra kıymaya dönüyor, kuşbaşı
et isteyen vazgeçiyor. Tamam referandum geçti, zaten doğrudan bir ilgisi olamaz desem de açıkçası “İnsan bu fiyatlara nasıl evet der” diye geçti içimden. Diğer temel tüketim maddelerinin de fiyatları sürekli artıyor. Ama et yakıyor.
“Ya Anadolu eti daha ucuza alıyor ya da referandum ile genel seçimler arasında bir illiyet yok. Referandumda, icraatlara güven duyuldu diye bakmak hata galiba” diye düşünüyor insan marketleri gezerken...



Et eziyeti
- Tüketici de üretici de şaşkın...
Şu anda marketlerde orta yağlı kıymalık etin kilo fiyatı 30 TL, bifteğin kilosu 37-38 TL civarlarında geziyor. Pirzola 39 TL’ye tırmandı.
Diğer işlenmiş et ürünlerinin fiyatını belirtmeye dilimiz varmıyor.
Bu, işin bir yönü. Fiyatlar yükseldi peki besici ya da büyük aracı şirketler mi kazandı.
En azından Ege’de durum böyle değil.
Egeli besiciler üzgün ve şaşkın.
İzmir Tarım İl Müdürlüğü 2009 verilerine göre, İzmir’de 370 bin büyükbaş, 510 bin küçükbaş hayvan bulunuyor.
Egeli üreticiler ithal canlı hayvanın çözüm getirmediği ortadayken, ithal donmuş etin de kısa süreli etki yaratacağına inanıyorlar.
Bu kez dondurulmuş et ithalatıyla birlikte fiyatlar yalnızca bir süreliğine düşecek.
Küçük üreticinin Ege’de büyükbaş hayvan sayısını yarı yarıya azalttığı önesürülüyor.
Ancak yüksek üretim maliyetlerini karşılayamakta zorlanan yerli üretici, elde kalan hayvanları da kesebilir.
Gerçek çözüm küçük üreticiye, yem ve damızlık başta olmak üzere destek verilmesinde görülüyor.
Arif Gürdal: (Aydın’da 400 büyükbaş besi çiftliği sahibi)
Gürdal, yaşananları “aklım almıyor” diye özetliyor,gelişmelere oldukça tepkili: “Küçükbaş hayvanda radikal düşüşler yaşandı. 45 milyondan 20 milyona indik. Et için küçükbaşa uygun politikalar geliştirilmesi lazım. Şimdi et ithalatıyla sektör son gücünü de kaybedebilir. Biz zeka özürlü müyüz? Yurdışındaki hayvanları bile pahallandırdık. Türkiye’de hayvancılığın yüzde 90’ını 1- 15 arası hayvanı olan üretici yapıyor. Bu üretici desteklense sorun zaten çözülür. Maliyetler düşürülmeden ithalata başvurmak çözüm yaratmaz”
Sümer Tömek: (Te -Ta Tarım Genel Koordinatörü) Türkiye’de birçok besi tesisi kuran Tömek de donmuş et ithalatının sektörü bitireceğini öne sürüyor. Tömek’e göre, Avrupa’nın kendi piyasasında sunulamayacak kalitede etler soframıza gelecek: “Evet, et fiyatları düşmeli ama yöntem böyle olmamalı. Üretim maliyeti düşmedikçe fiyatlar inmeyecek ithalat sadece küçük üreticiyi bitirecek. Şu anda donmuş et ithalatının piyasaya etkisinin ne olacağını bekliyoruz. Ancak bu politikayla damızlıklar yeniden kesilmek tehlikesiyle karşı karşıya kalacak”
Hüseyin Özşenoğulları: (Pehlivanoğlu Grubu’na ait 3 bin baş besi çiftliğinin koordinatörü)
Şu anda hiçbir karar alamadıklarını tamamen gelişmeleri izlediklerini vurguluyor Özşenoğulları. Sektörü çok iyi tanıyan yönetici damızlık hayvan bulamadıklarını sektörün adeta durduğunu, şaşkınlık içerisinde olduklarını aktarıyor: “Yalnızca buzağı ithalatına izin verilerek bile sektöre çözüm sağlanabileceğini, basit önlemler uygulanmadan tek çözümün ithalat gibi gösterilmesinin aslında fiyatları da tırmandırdığını kaydeden sektörün deneyimli ismi, “Damızlık ve inek kesimi hala pratikte yasaklanmış değil. Üreticiye yem desteği verilse piyasa rahatlayacak. Küçükbaşda zarar katlanarak artıyor”