Bal Kabağı ile Lezzetli ve Fit Tarifler

20 Ekim 2017

Şimdi her yerde mevsim güzelimiz balkabağı! Hadi tariflere geçmeden önce biraz bu yiyeceğin faydalarına göz atalım.

Ülkemizde genellikle tatlı yapımında kullanılan bu meyvenin faydaları, onu yalnızca tatlı olarak değil, yemek ve çorbalarda da kullanmamız ve beslenmemizde daha sık yer vermek gerektiğine işaret ediyor aslında…

Sadece tatlısıyla sofralarımıza konuk olan bal kabağını bu defa çorbayla masamıza misafir etmeye ne dersiniz?
(6-8 kişilik)
Malzemeler:
    - 1 büyük boy doğranmış soğan- 1 yemek kaşığı zeytinyağı- 3 diş doğranmış sarımsak- 4,5 su bardağı haşlanmış tavuk suyu veya normal su- 5 orta dilim bal kabağı (bal kabağı püresi için)- 2 silme yemek kaşığı köri baharatı (isteğe bağlı)- Bir tutam tuz ve karabiber
Balkabağı Püresi Yapılışı;
    - Üzerini geçecek kadar suda haşladığımız ya da fırında pişirdiğimiz bal kabağını mutfak robotunda püre haline getiriyoruz.
Çorba Yapılışı;
    - Büyükçe bir tencereye 1 yemek kaşığı zeytinyağı koyup orta ateşteki ocağa koyuyoruz.- Soğanları pembeleşinceye kadar soteliyoruz. Sarımsağı da ekleyip 1 dakika kadar daha soteye devam ediyoruz.- Bal kabağı püresini, tavuk suyunu ve köri sosu ekliyoruz, kaynamaya bırakıyoruz.- Kaynamaya başladıktan sonra ocağı kısıyoruz ve bir süre o şekilde kaynatıyoruz.- Eğer bal kabağınız tatlıysa çok az daha köri sosu ilave edebilirsiniz.- Tüm çorbayı el blender'ıyla pürüzsüzleştiriyoruz ve ocağı kapatıyoruz.

Siz hiç bal kabağını 1 porsiyonu 78 kaloriye gelecek şekilde sağlıklı mı sağlıklı bir çorba ile tükettiniz mi?

Kabak tatlısı tarifimiz de eksik kalmasın; tabii şekersiz/şerbetsiz olacak şekilde..(1 porsiyon)Malzemeler:- 1 dilim bal kabağı (yaklaşık 200 gr)- Tarçın- 2 yemek kaşığı bal- 2 adet dövülmüş cevizYapılışı;- Bal kabağı üzerine tarçın serpiştirip, 150-160 derecede yumuşayana kadar fırınlıyoruz.- Fırından çıkınca biraz ılıklaşmasını bekleyip, üzerinde 2 yemek kaşığı bal gezdiriyoruz ve en son üzerine cevizleri ekliyoruz.- Hem kolay ve hem de sağlıklı tatlımız hazır! Tatlımızın tamamı sadece 159,9 kalori!Şimdi de şöyle mevsime yakışır bir light kurabiye yapalım derim! (12-15 adet) Malzemeler:- 300 g balkabağının püresi- 150 g yulaf ezmesi (1 küçük su bardağı yulaf ezmesi yaklaşık 75 gramdır.)- 180 g tam buğday unu (1 küçük su bardağı tam buğday unu yaklaşık 100 gramdır.)- 1 adet yumurta- 1 çorba kaşığı tarçın- 1 çorba kaşığı damla çikolata- Çeyrek avokado (35 g)- 4-5 yemek kaşığı splenda, stevia veya formtat tatlandırıcı veya ev yapımı Yapılışı:Balkabağı püresi için;- Kabukları soyulup temizlenmiş 400 gram balkabağı dilimlenerek, 4-5 yemek kaşığı tatlandırıcı ile tepside 1 gece bekletilir.- Sabah üzeri aliminyum folyo ile kapatılarak fırına verilir ve 200 derece fırında pişirilir.- Soğuduktan sonra çatal ile ezerek püre haline getirilir.- Takriben 400-450 gram çiğ balkabağından 300 g kabak püresi çıkmaktadır.Kurabiye için;- Tüm malzeme karıştırılarak, hamur yoğurulur.- Tepsiye yağlı kağıt serilerek kaşık ile yuvarlak parçalar dökülür.(Bu aşamada kaşığı hafif ıslatarak şekil verebilirsiniz)- İstenirse üzerine birkaç adet damla çikolata yada fındık kırığı serpilebilir.- 175 derece fırında 15 dk pişirilir.Bu leziz kurabiyelerin de bir tanesi KDV DAHİL sadece 89.99 kalori! :)Harika ve sağlıklı bir sonbahar geçirmeniz dileğiyle.. Afiyet olsun!- Diyetisyen Melda DEMİRÖZ ELMASWeb: Facebook: https://www.facebook.com/diyetisyenmeldaInstagram: https://instagram.com/diyetisyenmelda/

Siz hiç bal kabağını 1 porsiyonu 78 kaloriye gelecek şekilde sağlıklı mı sağlıklı bir çorba ile tükettiniz mi?

Yazının devamı...

Ramazan Bayramı mı, Mide Fesadı mı?

29 Haziran 2016

Tıpkı “Ramazan’da Beslenme” gibi klasik, yıllık olarak güncelleme isteyen dönemsel konulardan birisi de “Ramazan Bayramı’nda Beslenme”dir. Özellikle de ay boyunca oruç tutanlar için, sonrasında normal beslenme düzenine dönüşte ilk bir haftalık süreç çok önemliyken, bunun ilk üç gününün bayram olması ve aniden çeşit çeşit yiyeceklerin sunulması pek çok kişinin mide problemleri yaşamasıyla ve ani kilo artışlarıyla sonuçlanabiliyor.

Ramazan ertesi bir sabah uyanırsınız ve en az son bir aydır başınıza gelmeyen bir şey gelir; çeşit çeşit yiyeceklerle, kızartmalarla, hamur işleri ve tatlılarla donatılmış bir kahvaltı! Dakika bir, gol bir! Sonra en yakın akrabalardan başlayarak bayram ziyaretleri yapılmaya başlanır. Anneanneniz “elleriyle yaptığı” su böreğini yemezseniz küser, halanız zeytinyağlı dolmalarını ısrarla yedirir, teyzenizin sütlacından en az 2 kase yemezseniz olmaz, babaanneniz ise meşhur ev baklavasını yapmıştır ve kendinizi koca tepsinin başında bulabilirsiniz! Her gittiğiniz yerde yiyeceklerin yanına muhakkak da çeşitli gazlı içecekler ikram etmek adettendir. Yakın akrabaları atlatıp da, daha uzaklarına geldiğinizde çoktan tıka basa dolmuş olursunuz ama ziyaretine gittiğiniz uzak akraba veya komşu teyze veya arkadaş “illa ye, yiyeceksin, bak çok güzel ama, kırılırım…” diyerek asla midenizin kötü durumda olduğunu kabul etmeden size yedirdikçe yedirmeye devam eder. Bu süreci mide fesadı geçirip, hastanelik olmadan atlatanlar bir derece daha şanslı tabii...

Beslenme önerisinden önce ilk sunacağım öneri; lütfen evinize gelen insanlara yiyecek konusunda aşırı ısrar etmeyin. Kendinize gelen ısrarlara da kapılıp, karman çorman ne bulursanız yemeyin. Eee, peki hiçbir yerde bir şey yemeyecek miyiz? Tabii ki yemek istiyorsanız yiyeceksiniz.

O zaman isterseniz güne en başından başlayalım.

Sabah kahvaltısı kızartmalarla, hamur işleriyle donatmak hele de Ramazan sonrası ilk gün için kesinlikle iyi bir fikir değil. Haşlanmış yumurta, peynir, zeytin, söğüş sebzeler, tam tahıllı esmer ekmek gibi sağlıklı, hafif ve doyurucu yiyeceklerin yer aldığı klasik bir kahvaltı en iyi seçim olacaktır.

Sonrasında anneannenizin böreğinden bir küçük dilim, halanızın dolmasından küçük bir tane, teyzenizin sütlacından bir küçük kase ve babaannenizin baklavasından bir dilim yerseniz, bunların yanında da gazlı içecekler yerine şekersiz çay-kahve içerseniz, hem siz kendinizi bayram keyfinden mahrum bırakmamış olursunuz, hem de yakınlarınızın-sevdiklerinizin ikramlarını geri çevirerek onları kırmamış olursunuz.

Mümkünse geriye kalan diğer akrabaların ve komşu-arkadaşların ziyaretini diğer günlere yayarak, çok ısrarlı kişilerdeki tüketiminizi de aynı şekilde minimumda tutarak, midenizi de ilişkileriniz de korumuş olursunuz. Ama aynı gün içinde çok daha fazla yere gitmek zorundaysanız, bir şekilde yiyecek ikramlarını geri çevirip çay içerek devam edebilirsiniz. Aksi takdirde her gittiğiniz yerde tabaklarınızı silip süpürerek yola devam ederseniz, bayramınız ya hastane acil servisinde sonuçlanacaktır ya da bulantıyla karışık ağrıyan midenizin şiş kısmını sıvazladığınız bir pişmanlık ve keyifsizlik duygusu içinde…

Yazının devamı...

Yaz Beslenmesi

22 Haziran 2016

Yaz aylarında, kimi zaman sıcağın etkisiyle iştahımızda azalma olurken, kimi zaman gidilen tatillerin etkisiyle, otellerdeki yemek çeşitliliği ve açık büfelerin iştah açıcı görüntüleriyle yemek tüketimimiz fazlasıyla artabiliyor. Hatta bir-iki hafta gibi kısa bir sürede, tatilden pek çok kilo alarak dönenler olabiliyor.

Yaz yaklaşırken, gerek ince ve daha açık kıyafetlerin dolaplardan çıkması, gerek denize havuza girecek olma düşüncesiyle genellikle çoğumuzu bir kilo verme telaşı sarıyor. Kimileri kış bitmeden başlayarak istikrarlı bir şekilde spor salonlarında çalışmaya başlayıp, aynı zamanda diyetisyen takibine girer ve haziran geldiğinde hedefine ulaşmış olur, kimileri bugün-yarın-haftaya diye sürekli erteler, sonunda yaz kapıya dayanır ve ani kilo verdiren yöntemler aramaya başlar. Bu ani kilo verme yöntemleriyle kimi zaman başarılı olunur, kimi zaman olunmaz ama kilo vermek, zayıflamak her zaman için ‘başarı’ anlamına gelmeyebilir.

Ani kilo vermek, verilen kiloların yağdan ziyade kas kitlesinden olmasına ve vücuttan su kaybının yüksek olmasına sebep olur. Tartıdaki rakam sizi mutlu etse de, aslında metabolizmanızı ve bedeninizi hiç mutlu etmemiştir. Yeterli enerjiyi alamadığınız ve kas kütlesi kaybettiğiniz için vücudunuz halsiz düşecek, metabolizmanız yavaşlayacaktır. Bu da beraberinde yorgun, yıpranmış bir vücut, sağlıksız bir sindirim sistemi ve duruma göre psikolojik bozuklukları, belki karaciğer-böbrek hastalıkları ve daha birçok problemi getirecektir. Üstelik doğru bir beslenme alışkanlığını, kalıcı bir şekilde edinmemiş olduğunuz için, verilen kilolar yaz bitmeden gerisin geri -ve muhtemelen fazlasıyla- geri gelecektir. Sonraki kış başlangıcında aynı problem yeniden başlayacak ve kişi kendini kısır bir döngüye sokmuş olacaktır. Bu da hem fiziksel, hem de ruhsal bir yıpranmaya sebep olacaktır. Vücudun kilo vermesi her sene bir öncekinden biraz daha zor olacak, üstelik vücutta sürekli kilo alıp vermelerin etkisiyle, sarkık ve çatlak gibi deformasyonlar kaçınılmaz oluşacaktır.

Hayır, kilo vermeye giden her yol mübah değildir. Tek amaç kilo vermek olmamalıdır. Organlarımızın, metabolizmamızın, psikolojik ve fiziksel sağlığımız, bikini/mayo içinde nasıl göründüğümüzden çok daha önemlidir. Gerekirse tatile gitmenize az zaman kalmış olsun, lütfen aceleyle kilo verme telaşına girmeyin. Belki tatile bu sene değil de, bir sonraki sene hedef kilonuzla gitmiş olursunuz ama hem sağlığınızdan olmamış olursunuz, hem birkaç gün değil de birkaç ay boyunca dikkatli besleneceğiniz için sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmiş olursunuz, hem de ulaştığınız kiloyu -dikkat ederek- yıllarca korumanız mümkün olur. Diğer türlü, tatil süresince sınırsız tükettiğiniz açık büfe yemekleri, tatlılar, alkol ve ara atıştırmalıklarla tatil bitiminde eski kilonuza dönmeniz işten bile değildir.

Kilo vermeniz gerekiyorsa, buna yaz tatiline son birkaç hafta kala değil, sonbahar-kış aylarından itibaren başlayın. Şayet yaz aylarına birkaç hafta kala başlamışsanız da kilo verme hızınız yine sabit olmalı, ayda 4-5 kg’ın üzerine çıkmamalıdır.

Unutmayın yazın günler oldukça uzun. Kilo verme sürecinde de olsanız, kilonuzu koruma sürecinde de olsanız, ana öğünlerinizin düzenli olmasına dikkat ettiğiniz gibi, ara öğünlerinizi de kesinlikle ihmal etmeyin. Uzun süre tokluk hissi sağlaması açısından, tahıllarınızı hep tam tahıllardan seçmeye özen gösterin. Örneğin; beyaz ekmek veya simit-poğaça yerine, tam buğday ekmeği, çok tahıllı simit/poğaça, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, klasik bisküviler yerine kepekli bisküvi ve atıştırmalıklar tercih edin.

Kilo vermek istiyorsanız, kesinlikle bir beslenme uzmanından yardım alın! Arkadaşınızın diyeti, internette bulduğunuz diyet, popüler yaz diyeti, herhangi bir ünlünün diyeti, çikolata diyeti, karpuz diyeti, bilmem ne otu çayı diyeti vb. şeylere lütfen başvurmayın. Bu yolla hem başarısız olursunuz, hem motivasyonunuzu kaybedersiniz, hem de kendinize zarar verirsiniz. Oysa uzmanla beraber çalıştığınızda, sürecin her aşamasında yardım ve motivasyon alabilir, ayrıca gerekli yerlerde, gerekli müdahalenin zamanında yapılmasını sağlarsınız. Unutmayın, mesele sadece diyet listesinden ibaret değil. Uzmanınızın sizi düzenli olarak takip etmesi, bu sürecin en önemli parçası aslında.

Kilo verme ve diyet yapma telaşından ayrı olarak, yaz aylarında vücuttan sıvı kaybı fazla olduğundan baygınlık hissi, mide bulantısı, baş dönmesi, baş ağrısı gibi rahatsızlıklar da ortaya çıkabilir. Kaybedilen bu sıvıyı yerine koymak için -aktivite düzeyi ve kiloya göre değişmekle birlikte- günde en az 2-2.5 litre su içmelisiniz. Çay-kahve-kola vb. içeceklerle alınan sıvı, suyun yerine geçmez, vücudun sıvı ihtiyacını karşılamaz. Sıcakta terle kaybedilen mineralleri yerine koymak için mutlaka her gün ayran, cacık, yoğurt, maden suyu ve taze sıkılmış meyve suyu gibi vitamin-mineral içeriği yüksek sağlıklı içecekler ve ev yapımı bitki çayları tüketmelisiniz.

Yazının devamı...

Geleneksel “Ramazan'da Beslenme” Güncellemesi

1 Haziran 2016

Her ne kadar her sene ama her sene Ramazan ve beslenme hakkında yüzlerce şey yazılıp çizilse de insanoğlu unutkan, her yıl bir güncellenmeye ihtiyaç duyuyor.

Ramazan yaklaşırken, oruç tutmayı düşünen kişilerden en çok duyduğum cümlelerden bazıları; “Ramazan geliyor, kesin zayıflarım!” , “Bu 1 ay içinde ne kadar zayıflasam kârdır!” şeklinde oluyor.

Her sene benzer cümleler kurulur; Ramazan ayı zayıflayamadan hatta genellikle kilo almış olarak biter, üzerine bayram da tuzu biberi olur. Fakat her sene bunları unutup, yeniden aynı beklenti içine girmek adettendir.

Ramazan’da oruç tutmak bir zayıflama programı olamaz, ama bu ibadetinizin aynı zamanda detoks yani bir arınma programı olması sizin elinizde. Tabi bunun yerine midenize, metabolizmanıza ve vücudunuza zarar vermek de sizin elinizde…

Benim, “Ramazan’da zayıflarım” diyenlere cevabım hep, “Ramazanda zayıflama beklentin olmasın, kilonu korusan yeter” şeklinde oluyor. Çünkü gerçekten bu tarz beklentilere girildikçe, kişi bu süreçte kendini daha çok strese sokarak, daha çok yanlışlar yapabiliyor ve bu da maalesef metabolizmaya zarar verebiliyor.

Bilimsel olarak kesin olan bir şey vardır; aç kalmak metabolizmayı yavaşlatır. Bu, adaptasyon için vücudun yaptığı olmazsa olmaz bir ayarlamadır zaten, çünkü kendini idame ettirmek zorundadır. Uzun süre aç kalan vücuda, aniden pek çok yiyecek verdiğinizde ise hepsini depolayacaktır, çünkü vücutta kıtlık korkusu oluşmuştur. Oruç da uzun süre aç kalınan bir süreç olduğu içim metabolizmamızın o dönemde yavaşlaması kaçınılmaz bir durumdur. E peki o zaman ne yapacağız?

1) Sahuru atlama:Öğün sayısını azaltmak demek, açlık süresini uzatmak ve dolayısıyla vücudun kıtlık bilincini daha fazla tetiklemek demektir. Ayrıca bu, kan şekeri dengelerini bozar.

Yazının devamı...