Direnen Son 3-5 Kilo!

13 Temmuz 2019

Kilo verme yolculuğunda sabırla ilerlediniz ve başarıyla 10 kilo verdiniz. Hedefinize ulaşmak için son 3-5 kilonuz var. Aynı şekilde azimle ilerliyor, diyetinize uyuyor ve sabah çıktığınız tartıda gram fark olmadığını görüyorsanız dirençli kilolara direnenler kulübüne hoşgeldiniz!

Direnç kilosu genelde uzun yıllardır durduğunuz kilo bandında karşınıza çıkar. Örneğin kişi yetişkinlik dönemi boyunca ortalama 70'li kilolarda ve son yıllarda dengesiz beslenme, hareketsizlik gibi faktörlerden dolayı 10 kilo kadar almış olsun. Her şeyi yoluna sokmak için başladığı kilo verme macerasında son dönemde aldığı 10 kilodan fazlasını vermek istiyor ve 70'lere kadar kilolar dengeli ve düzenli gidiyor. Fakat 70 kilonun altına inmemek için vücudu inat ediyor. çünkü bedeni uzun yıllardır 70 kilo altını görmemiş, 70 kilo artık onun sınırı olmuş ve daha aşağısına inmemek için vücudu elinden geleni yapıyor. O yüzden her sabah heyecanla çıktığınız tartıda eksilme görmediğinizde önünüzde bazı engellerin ve düzeltmeniz gereken noktaların olduğunu bilmelisiniz.

Şimdi dikkat etmeniz gereken 5 noktaya odaklanalım.

1. Motivasyon

Diyetin ilk zamanlarında bireyler genelde çok daha disiplinlidir. Davetlerde bile tatlıyı kibarca geri çevirirler ama etraftan yavaş yavaş güzel tepkiler gelince ipler gevşer ve "Biraz da şunun tadına bakayım." diyerek günlük 80-100 kalorilik küçük kaçamaklar birikir. Bu birikmeler de haftada 550-700 kalorilik fazlalığa döner. İşte bu durum son kiloların gitmemek için direnmesinin nedenidir. O yüzden son 3-5 kilo sürecinde daha motive ve disiplinli olunmalıdır.

2. Kalori Açığı

Kilo verdikçe vücudunuzun harcadığı kalori miktarı da düşer. O yüzden 80'li kilolarda yediğiniz besinler 70'li kilolarda kilo vermenize yardımcı olmaz. Daha çok hareketle kalori açığını yakalamanız ve porsiyonlarınızı küçültmeniz gerekebilir.

3. Alışkanlıklar

Yazının devamı...

Vegan Beslenenler Dikkat!

28 Ocak 2019

Hayvanlara çektirilen eziyetlere vicdanı el vermeyen bireylerin hayvansal kaynaklı besinleri, kıyafetleri, kozmetik ürünleri tüketmemeye karar vermesiyle başlıyor bu yol genelde. Veganlığa adım atan bir çok bireyin aklında birbirine benzer sorular var; "Yeterli enerjiyi alabilecek miyim?", "Günlük beslenmemde ihtiyacım olan bütün vitaminler, mineraller tamamlanacak mı?", "Ya hastalanırsam?". Eğer gerçekten bilinçli ve dengeli bir beslenme planı uygularsan işler yolunda gidiyor ama bilinçsizce veganlığa geçiş yaptıysan ilk iş olarak kan değerlerini kontrol ettirmende fayda var.

B12, kalsiyum, demir ve D vitamini vegan beslenme tarzında ilk sorgulanan değerler.

Şimdi gelelim B12 meselesine.

B12 B grubu vitaminlerindendir ve insanlar için tek kobalt kaynağıdır. Kompleks yapısı ile en büyük vitamin olan B12 başka moleküllerin gerçekleştiremeyeceği görevlere sahiptir. DNA sentezi, protein ve yağ metabolizmasında etkilidir.

B12 eksikliği vücutta ciddi sorunlara neden olabilir. İlk olarak kan değerlerinde eksikliği görülür ve bu aşamada vücutta ciddi bir değişiklik görülmez. Müdahale edilmezse tükenen B12 depoları ile vücut alarm vermeye başlar. Yorgunluk, iştahsızlık, hafızada zayıflama, ellerde uyuşma, tedirginlik, sindirim sorunları gibi şikayetler ortaya çıkar. Eksikliğin devam etmesi ile de işler iyice karmaşık bir hal alır ve merkezi sinir sisteminde hasar, DNA sentezinde sorunlara kadar gider.

Yapılan araştırmalarda vejetaryen ve özellikle vegan beslenen bireylerde B12 değerlerinde düşüklük, buna bağlı olarak da homosistein seviyelerinde yükselme görülmüştür. Homosisteinin yükselmesi damar sertleşmesi ve kalp hastalığı riskini artırır. Vegan beslenme uzun süre devam ettirildiğinde ve takviye alınmadıkça B12 eksikliği ile karşı karşıya kalma ihtimali çok yüksektir.

B12 eksikliğinin kesin teşhisi için, kan değerlerinde 200 pg/mL’den düşük B12 tablosu ile birlikte homosistein ve metilmalonik asit yüksekliği olması gerekmektedir.

B12 eksikliği vücuttaki depoların durumuna bağlı olarak hap veya iğne ile giderilebilir. Bu takviyeler B12 sentezinin çok zor ve maliyetli olmasından dolayı bakteriler tarafından üretilip, saflaştırılarak meydana getirilir.

Yazının devamı...

10 Adımda Daha Fit Bir Sen

6 Ocak 2019

Yemek yeme eylemi birincil olarak hepimizin biyolojik ihtiyacı. Canlılığımızın devamı için yeterli enerjiyi yediğimiz besinlerden karşılarız. Ama sadece bedenimizi doyurmak için yeseydik dünyada obezite olmazdı. Peki vücudumuzun ihtiyacından fazlasını bize yediren şey ne?

Doğumumuzdan ölüme kadar hayatımızın her anında bizimle beslenme. Minik hileler ve dokunuşlarla beslenmenizi düzen altına almak, dünyadaki 700 milyon obezden biri olmamak, hastalıklardan uzak sağlıklı bir şekilde güzel yaşlanıp torunlarınızla salıncakta sallanabilmek için okumaya devam et. İşte daha sağlıklı ve fit bir yaşama başlamak için 10 adım:

1. Duygusal Açlığını Kontrol Et

Aç olmasak bile sosyal ortamlarda bize keyifle eşlik eder lezzetli yemekler, içecekler. Bir de duygusal boyutu var tabii ki, stres altındayken, üzgünken, mutluyken yani değişken ruh durumlarının sonunda kendimizi buzdolabında kim var kim yok diye yoklama yaparken buluruz. Bu duygusal boşlukları cips, kola, çikolata, pasta gibi bol kalorili besinlerle doldurmaya çalışıyoruz.Böyle bir kriz anında önce kendine gerçekten aç olup olmadığını sor! Güzel bir yürüyüş, farklı bir hobi ile uğraşmak sizi gereksiz yemek yemekten alıkoyacaktır. Sorunun kaynağını bulmak için gerekiyorsa yardım al. Taze meyve, çorba, yoğurt, bitki çayları ile bu krizi aşmaya çalış.

2. Hayatında Tarçına Yer Aç

Tarçın ile kan şekerini kontrol altına alabilirsin. İnsülin seviyeni düzenlediği için seni yeme ataklarından korur. Sürahinin içine 1-2 çubuk tarçın atarak, sütüne yoğurduğuna eklediğin 1 kaşık tarçın ile daha az şeker isteği daha az açlık krizi!
3. Yemek Saatlerini Belirle
Kahvaltı, öğle ve akşam yemek saatlerini belirle. Bu saatler dışında yemek yememeye özen göster. Yumurta, peynir ve bol yeşillikle güne başlayıp, öğle et grubu, salata ve akşam sebze yemeği, yoğurt ile şahaneler yarat. Böylelikle vücudunu açlık psikolojisine sokmadığın için her daim metabolizmanı canlı tutarsın.
4. Ara Öğün Yap
Bir sonraki öğüne kadar kendini ara öğünlerle şımartabilirsin. 1 avuç çiğ badem/fındık, bir kutu süt, bir kase yoğurt, veya 1 meyve ile gün içinde kan şekerini dengeli tuttuğun için açlık krizlerine elveda dersin.
5. Hepsini Yemek Zorunda Değilsin, Tadına Bak
İş arkadaşının doğum günü ve şahane bir pasta ile kutluyor, hem de senin en sevdiğinden çikolatalı! Ve ya bir davettesin kurabiyeler, ekler havada uçuşuyor. Elin ayağına dolanmasın, sakin ol. Bir parça pastadan, bir kurabiyeden zarar gelmez. Bir kenarda gözlerin dolu dolu pasta yiyenleri izlemek yada koca bir dilimi midene göndermek yerine bir parça alarak tadına bak. O minik parçanın tadını çıkart.
6. Tabaklarının Boyutunu Küçült
Önce gözün doysun. Büyük bir tabakta duran aynı miktar yemek küçük boyuttaki bir tabakta daha fazla görünerek küçük bir illüzyon yaratacak. Ve sen hiç farkında olmadan beynin gözlerin aracılığı ile çok yediğin sinyalleri gönderecek.
7. Bir Beslenme Günlüğü Edin
Her danışanımdan özellikle isterim beslenme günlüğünü. Aslında çok yemiyorum ama neden kilo alıyorum anlamıyorum diyen danışanlara tek tek yediklerini yazdırdığımda aslında dünyaları yedikleri gerçeği ile karşılaşıyorum çoğunlukla. Gün içinde farkında olmadan gereğinden fazla yiyoruz. Bunları tek tek yazınca aslında çok da masum beslenmediğini göreceksin ve kendini kontrol altına alman daha kolay olacak.
8. Bol Su iç
Uyanınca, otururken, yürürken, çalışırken, uyumadan önce bir bardak su. Yemeklerin yanında tercih edebileceğin en masum içecek. Faydası saymakla bitmez. Metabolizmanın daha düzgün ve hızlı çalışmasına yardımcı suyu gün içinde asla eksik etme.9. Gün Boyu Aç Gezme, Unutma Kahvaltının Mutlulukla Bir İlgisi Var
Günün en güzel ve keyifli öğünü kahvaltıyı atlayanları anlamak gerçekten güç. Uyku sürecinde ki açlığın üzerine bir de kahvaltısız güne başladığında kan şekerin fazlasıyla düşerek işine odaklanmana engel olacak. Öğle yemeğinde gözü dönmüş bir şekilde yemeklere gömülüp, her şeyi yemek istemiyorsan kahvaltıyı kesinlikle ihmal etme.
10. Hareket Et
Spor yapmaya vaktim yok diye bahanelerin arkasına sığınıyorsan bir durak erken in ve yürü, arabanı biraz daha uzağa park et yürü, asansörü değil merdiveni kullan. Hayatına hareket kat. Küçük esneme hareketleri yap. Araştırmalar sürekli masa başında çalışarak minimum hareketle yaşayan insanların daha hareketli hayat tarzı olanlara kıyasla daha fazla yemek tükettiğini söylüyor.

Yazının devamı...