DUALARIMIZA VESİLE YAPABİLECEĞİMİZ SALİH AMELLERİMİZ OLMALI

Dua, Rabbi’mizle aramızda bir iletişim, bağlılık ve yenilenme aracıdır. Dua eden kimse hamd, şükür ve niyazla içini döktüğü Rabb’inden ümitle kendisi, ailesi, bütün Müslümanlar ve insanlık için hayırlı dileklerde bulunur. Gönlünde bir ferahlık ve güç hisseder. Dua, gereksiz ve yersiz korkularını yok eder. İnsanı Rabb’ine yaklaştırır. Bu yönüyle dua, insan ve toplum için bir şifa; ruhî bunalım ve sıkıntılara karşı da bir sığınaktır.

Dua eden kimse içten ve ciddi olarak dua etmeli, duasında iyi ve meşru şeyleri istemelidir. Aynı zamanda kendisi de dualarının gerçekleşmesi için çaba sarf etmeli ve dualarına vesile kılacak iyi ve güzel ameller işlemelidir.

Bugün sizlerle bu konuyla alakalı olarak Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ashabına anlattığı bir olayı paylaşmak istiyorum:

Allah Resulü (s.a.v.) buyurdular ki:

“İslam’dan önceki dönemlerde üç arkadaş yolculuğa çıkmışlardı. Akşam olunca geceyi geçirecek bir yer aramaya başladılar. Sonunda küçük bir mağara bulup içine girdiler. Onlar içeride istirahat ederlerken yağmurunda etkisiyle dağdan büyük bir kaya parçası yuvarlanarak mağaranın ağzını kapattı. Kaya büyüktü. Çıkış imkânsız görünüyordu. Ne yapacaklarını düşündüler. Sonunda birinin aklına bir fikir geldi:

- Arkadaşlar! Herkes hayatında ihlâs ve samimiyetle yaptığı bir iyiliği anlatsın ve o iyilik hürmetine Allah’a bizi kurtarması için dua etsin.

Arkadaşları onun bu fikrini onayladılar ve birinci kişi:

- Allah’ım! Benim yaşlı bir annem ve babam vardı. Onlara çok hürmet gösterirdim. Onlara yedirmeden yemez, içirmeden içmezdim. Bir gün odun toplamaya gittiğimde çok uzaklaşmıştım, bu yüzden eve geç döndüm. Annem ve babamın içecekleri sütü geciktirmemek için hemen sütü sağdım. Sütlerini hazırlayıp içeri girdiğimde evden onların uyumuş olduklarını gördüm. Sütlerini içmeden uyuyakalmışlardı. Onlara yedirip içirmeden ne ben ne çocuklarım bir şey yiyip içebilirdik. Bu durumda çocuklarıma da süt içirmek istemedim. Elimde süt bardağı ile birlikte onların uyanmasını beklemeye başladım. Sabaha karşı uyandıklarında hâlâ ayakta bekliyordum. Sütlerini içirdim ardından çocuklarım ve ben de sütümüzü içtik. Allah’ım! Ben bunu senin rızan için yapmışsam ne olur bizi bu durumdan kurtar, dedi. Kaya hafifçe açıldı; ama oradan çıkış mümkün değildi.

İkinci kişi:

- Allah’ım! Amcamın bir kızı vardı ve ben onu çok seviyordum. Fakat o beni istemiyordu. Anne ve babası hayatta değildi. Maddi sıkıntı içindeydi. Âdeta kıtlık çekiyordu. Bir gün gelip benden bir miktar borç para istedi. Ben de ona vereceğim para karşılığında onunla birlikte olma teklifinde bulundum. Çaresizlikten bu uygunsuz teklifimi kabul etmek zorunda kaldı. Ona yüklü miktarda para verdim. Tam ona kötülük yapacağım sırada bana, ‘Allah’tan kork!’ dedi. Bunun üzerine ona kötülük yapmaktan vazgeçtim. Verdiğim parayı da ona bıraktım. Allah’ım bunu senin rızan için yapmışsam ne olur bizi buradan kurtar, diye dua etti. Kaya biraz daha açıldı; fakat çıkış hâlâ imkânsızdı.

Üçüncü kişi:

- Allah’ım! Ben zengin bir adam idim. Yanımda birçok işçi çalıştırırdım. Ücretlerini de hemen verirdim. Ancak bir gün işçilerden biri ücretini almadan çekip gitti. Ben de onun hakkı olan parayı çalıştırdım. Onunla ticaret yaptım. Aradan uzun zaman geçti, bu para büyük bir servet haline geldi. Bir gün o işçi çıkageldi ve bana:

- Ey Allah’ın kulu! Eskiden senin yanında çalışmıştım. Ücretimi almadan gitmiştim. Ücretimi istiyorum, dedi. Ben de ona:

- Şu gördüğün develer, koyunlar ve hizmetçiler hepsi senin, dedim.

Adam:

- Benimle alay etme, bana ücretimi ver, dedi.

- Alay etmiyorum hepsi senin. Senin adına ticaret yapıp paranı bir servet haline getirdim. Mallarını götürebilirsin, dedim.

Bunun üzerine adam malların hepsini alıp gitti. Allah’ım! Bunu senin rızan için seni memnun edebilmek amacıyla yaptım. Ne olur bizi buradan kurtar! diyerek duasını tamamladı. Sonunda çıkışı tıkayan kaya tamamen açıldı ve üç yolcu yürüyerek mağaradan çıkıp gittiler.” (Buhari, Enbiyâ, 53, Edeb, 5; Müslim, Zikir, 100).

İnsan sıkıntıya düşünce, kendisini bu sıkıntılardan kurtarması için hemen Allah Teâlâ’ya dua ve niyaz etmelidir. Bu esnada samimiyetle yaptığından emin olduğu bazı güzel davranışlarını ve hayırlı amellerini anarak, onları vesile kılarak kendisine yardım etmesini isteyip Allah Teâlâ’ya yalvarabilir. Bu hiçbir zaman başa kakma anlamına gelmez.

İnsanın her dua ettiğinde o duaya vesilesi yapabileceği iyi ve güzel amelinin olması ne güzeldir.