Her şey Cildimiz İçin. Öyleyse, Cildinizi Keşfedin !

18 Kasım 2018

Yeni bir kış mevsimine ‘merhaba’ demeye hazırlandığımız şu günlerde, cildimiz için de yeni bir dönem başlıyor. Kış mevsimi, cildimizi keşfetmemiz ve cildimiz için en etkili bakımları tekrar gözden geçirmemiz açısından bulunmaz fırsatlar sunuyor. Öyleyse soğuyan havalardan şikâyet etmek yerine, gelin bu durumu lehimize çevirelim ve cildimiz için neler yapabiliriz bir görelim.

Öncelikle, Kış mevsiminin cildimiz üzerindeki etkisine göz atmaya ne dersiniz?

Hava çok soğuk olduğunda, çevrede daha az nem olur ve zaten az olan nem oranı rüzgârla da birleşerek cildimizdeki nemi alır götürür. Kuru bir ortamda, su keratinositlerinden (cilt hücrelerinden) kaybolur ve soğuk havanın etkisiyle kuruyup nemini kaybeden cilt daha fazla hassaslaşarak kızarıklığa, çatlamalara ve daha birçok cilt problemlerine karşı savunmasız kalır. Üstelik tek problem cildin soğuğa karşı kaybettiği nem oranı da değildir. Yanı sıra soğuktan azalan kan dolaşımıyla birlikte cildin gereksinim duyduğu antioksidanları ve besleyici maddeleri alması da zorlaşır. Yani her koşulda cilt, kış mevsiminde daha duyarlı hale gelerek reaksiyon göstermeye başlar ve bu yüzden cilt bakımı kış aylarında ayrı bir özen, hassasiyet gerektirir.

Peki, En etkili cilt bakımı için neden Kış mevsimi?

Çünkü cildimizin ihtiyacı olan, ancak yazın uygulayamayacağımız birçok uygulama için mükemmel bir zaman dilimi.

Önerilere geçelim mi?

Hepsi aynı anda ve bir arada yaklaşımını benimseyen OxyGeneo Yeni Nesil Oksijen Terapisi, mevsim şartlarıyla nemini ve canlılığını yitirmiş mat görünen ciltler için güzel bir başlangıç olacaktır.

Yazının devamı...

Daha Genç ve Dinamik Bir Görünüm İçin Hyaluronik Asit

25 Ocak 2018

Cildimiz, ömürlük yarenimiz. Dört mevsim, ayrı ilgi ve özeni hak eden değerlimiz. Nasıl her mevsimin gardırobu farklı ise, cildimiz için de mevsimden mevsime değişiklik gösteren bakım çizelgemiz olmalı. Değişen hava şartlarına göre bakımda öncelikler konulmalı ve olmazsa olmazlar belirlenerek cilt bakımının takibi yapılmalı.

Malum, mevsimlerden kış. Havalar oldukça soğuk. Bu nedenle ilk önceliğimiz kuruyan cildi derinlemesine nemlendirmek. Bu görevi layığıyla yerine getirebilecek yegâne dostumuz da ‘Hyaluronik Asit’. Ancak cilde faydaları ve güzellik yolunda kullanım alanları nemlendirme özelliği ile sınırlı sanmayın. Daha genç ve dinamik bir cilt için birçok kullanım alanına sahip olan hyaluronik asit, dermo-kozmetik ve ameliyatsız estetikte de mucizeler yaratıyor.

Gelin, cilt için mükemmel bir aktif olan dostumuza merhaba diyelim ve kendisini tanıyalım. Cilde faydalarıyla paha biçilemez bu aktif vazgeçilmeziniz olacak.

Kimdir Hyaluronik Asit?
Hyaluronik asit(HA), bir diğer adıyla Hyaluronan, dermis dokusunu oluşturan ve cilde dolgunluk veren temel bir ara madde olmakla birlikte tüm yaşayan organizmalarda doğal olarak bulunmaktadır. Aslen kimyasal olarak dallanmamış uzun polisakaritler içeren bir glikozaminoglikan (GAG) ‘dır. Vücudumuzun doğal olarak ürettiği HA, hacminin yüzlerce katına kadar su tutabilir ve bu özelliği ile dermisin hacmini ve esnekliğini arttırmaya yardımcıdır. Ne yazık ki, ilerleyen yaş ile birlikte vücudumuzda bulunan bu değerli madde giderek azalır.


Hyaluronik asit ve cildi nemlendirmedeki rolü

Yazının devamı...

GÜZELLİK DAİMA BİR YOLUNU BULUR

16 Kasım 2017

Kısalan günler, uzayan geceler, azalan ısı ve ışık, kuruyan cildimiz... Evet, sonbahar mevsimindeyiz. Belki de birçok değişimi başlatan en özel hazırlık aylarının içindeyiz. Sonbaharın ayrıcalıklarını heba etmemeli, yapılacaklar listesini uygulamaya koyabilmeliyiz. Öncelikle güzel hissetmeliyiz. Bunun için de değişen hava koşullarını bahane etmeden, gardımızı düşürmeden hatta yolumuza ivme katarak, daha süratli ve istikrarlı ilerlemeliyiz. Elbette ki, önce ruhumuza iyi gelenleri bir araya toplayıp, konu başlıklarını belirlemeliyiz. Ne de olsa ruhumuza iyi gelen, görselimize de yansıyor. Çünkü güzellik daima bir yolunu bulup kendini gösteriyor. Yeter ki siz isteyin, izin verin ve azmedin. Güzelliğinize güzellik katmak için alet çantanızı çeşitlendirin.

İşte bu sebeple bugün sizlere bütünsel güzelliğe giden yolda oldukça destekleyici, bizzat deneyimlediğim ve faydalarını saysam da yine de yeterince hakkını veremeyeceğim birkaç metottan bahsedeceğim. Hazırsanız buyrun ‘deneyelim güzelleşelim’!

Yoga ile bütünleş

Ruhu ve bedeni birtakım yöntemlerle eğiterek bu yolla bedene ve ruhsal yaşama egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemine verilen isimdir yoga. Hindistan’ın eski dili Sanskritce’de ‘bütünleşme’ demektir.

Akıl beden ve ruhun bütünleşmesi, barış imzalayıp birlikte bir bütün olarak hareket etmesi anlamına gelir. Yoga, bilincin telaşının kesilmesidir. Güzellikle ilişkisi de ‘iyi hisset güzel görün’ şeklindedir. Çünkü yoganın temel felsefesi, kişinin içinde ve dışında bütünleşmesini sağlamak ve sürekli mutluluk ve neşe içinde yaşamını sürdürebilmesini hedeflemektedir.

Gülen gözlere sahip bir ruh, daha güzel bir bedeni beraberinde getirebilir. Hem ruhunuza hem
vücudunuza, toplamda bütününüze iyi gelecek bu deneyimle mutlaka tanışın derim. Kısa vadede değil belki ama uzun vadede kazanan siz olun.

Yoga ile kazanacağınız faydalar; mutlu bir ruh ve mutlu bir bedenle birlikte seyreden güzel bir vücut ve güzel bakışlar hatta daha sağlıkla ışıldayan bir cilt. Seçim sizlerin.

Yazının devamı...

C VİTAMİNi’NiN GÜCÜNÜ KEŞFEDİN!

2 Kasım 2017

Mevsimlerden sonbahar olunca, hava da bir hayli soğuyunca, C vitamininin sağlığımız ve elbette ki cildimiz üzerindeki olumlu etkilerine değinmeden edemezdim. Çok güçlü bir anti-oksidan olan ve suda çözünen C vitamini, deride yüksek miktarda bulunmasına rağmen biz insanoğlu tarafından sentezlenemez. Sentez, yani üretim yapamadığı gibi dokularda da uzun süre kalamadığı ve idrarla atıldığı için devamlı bir kaynak ihtiyacı söz konusudur. Bahsettiğimiz bu kaynak da ancak C vitamini bakımından zengin meyve ve sebze tüketimiyle bir de gıda takviyesi desteğiyle mümkündür. Cildimiz söz konusu olduğunda ise her zaman söylediğimiz gibi doğru beslenme ve gıda takviyesiyle cildi içeriden beslerke,n bir de topikal ajanlarla dışarıdan bakımla desteklemek gerekir. C vitamini, bu konuda da oldukça dikkat çekici
özelliklere sahiptir. C vitamininin hayatımızdaki önemine değinelim...

Tanıştırayım; C vitamini...

Halk arasında bilinen ismiyle C vitamini bir diğer adıyla askorbik asit suda çözünen, anti-oksidan özellik gösteren ve diğer canlıların aksine insan tarafından sentezlenemeyen ancak çok sayıda metabolik süreçte aktif rol üstlenen çok önemli bir moleküldür. Kan damarlarının büyük bir kısmı, kemikler, eklemler, dişler ve diş etlerinin oluşumunda rol oynar ve başlıca rolü doku bağlarını tutan ana protein maddesi olan kollajeni üretmek ve viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı koruma sağlayarak bağışıklık sistemi fonksiyonlarına destek olmaktır. Ayrıca serbest radikal nötralizasyonu gibi cildimizi yakından ilgilendiren ulvi bir göreve de sahiptir ki bu değerli özelliğine daha alt başlıklarda değineceğim.

Zengin meyve ve sebzeler

C vitamini içeriği bakımından incelendiğinde en fazla askorbik asit miktarı içeren sebze ve meyveler; maydanoz, yeşil biber, limon, mandalina ve nar şeklinde

Yazının devamı...

DOĞAL TERMAL SUYUYLA CİLT BAKIMI

26 Ekim 2017

Milattan önce yaşayan yedi büyük bilginden en eskisi ve ünlülerinden biri olan filozof Thales’in de söylediği gibi her şeyin kaynağı sudur. Vücudumuzun büyük bir bölümü olan su, hücrelerin sağlıklı bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmeleri için de olmazsa olmazdır. Ayrıca bilinen ilk ve evrensel ilaç sudur. Yine, Thales’in felsefesine göre her şey sudan doğar ve yine suya döner. İşte biz de bugün evrenin özü suya ve cilde sağladığı katkılarla, kozmetikteki kullanım alanına dönüş yapacağız. Ancak normal sulardan ziyade mineral tuzlar ve elementler tarafından oldukça zengin olan doğal termal sulara odaklanacağız.

Termal su nedir?

Termal su, yeraltında korunmuş bir su kaynağından yeryüzüne doğal olarak kendiliğinden çıkan veya günümüzde yapay olarak sondajla çıkarılan, içeriğinde mineraller, tuzlar ve radyoaktif maddeler barındıran yeraltı kaynak sularıdır. Termal sularında insan vücudunda bulunan minerallerin birçoğu bulunur. İnsanoğlunun termal sularla ilişkisi, M. Ö. 2000’li yıllara dayanır ve bu şifalı sular sadece hastalıkların iyileşmesinde değil, aynı zamanda güzellik iksiri olarak da önem kazanmıştır.

Özellikleri neler?

Termal sularının en temel özellikleri, yeryüzünün derinlerinden gelmesi, değişim göstermeyen fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip olması, bakteriyolojik açıdan saf olmaları ve farmakolojik etkilere sahip olmalarıdır.

Termal sularının geniş kullanım alanlarının başında; cilt bakımı, akne tahriş, kızarıklık, rosacea tedavisi, güneş yanıkları ve makyaj sabitleme yer alıyor.

Ciltteki etkileri neler?

Karakteristik özelliği sayesinde sağlık alanında sıkça başvurulan termal sular, içerdikleri doğal mineraller ve tuzlar sayesinde cildin yapısına kolayca nüfuz ederek, yatıştırıcı ve onarıcı etki sağlar. Bu nedenle hassas, tahriş olmuş ve alerjik ciltlerin bakımı için oldukça faydalıdır. Ayrıca gösterdiği nemlendirici etkiyle, soğuk havalarda kızaran ve kuruyan cilde uygulanacak termal sular, cildinizi dinlendirici, canlandırıcı, besleyici ve dengeleyici etki gösterirler.

Yazının devamı...

CİLT BAKIMINDA SERUM FARKI

19 Ekim 2017

Güzel bir cilde sahip olabilmek ve onu koruyabilmek için bakımın ne kadar büyük öneme sahip olduğu konusunu çok kez işledik. Ancak bu kez eklemek ve özellikle üzerinde durmak istediğim husus, ‘cilt serumları’ ve cilt üzerindeki ayrıcalıklı özellikleri. 30 yaş itibarıyla cilt bakım ritüelinin içine dahil edilmesi bir mecburiyet halini alan bu küçük molekülerin yapıdaki formülasyonların cilde katkılarını, kullanım sıklık ve zamanlarını, neden bu kadar değerli olduklarını gelin hep birlikte inceleyelim.

Cildiniz için ayrıcalıktır

Cilt bakım serumlarını diğer ürünlerden ayıran en önemli fark, yüksek konsantrasyon aralıklarında, yoğun ve güçlü etken maddelerin bir araya getirilerek cilt tarafından daha kolay emilmesini sağlamak üzere oluşturulmuş bir formüle sahip olmaları. Bu maddeleri cilt içine taşıyabilecek nitelikte olabilmek için, küçük moleküler yapılarda ve sıvı ya da hafif jel formda hazırlanıyorlar. Dahası çoğu serum su bazlı formüle sahiptir ki, derinin altına daha kolay nüfus edebilsin.

Daha maliyetli, daha etkili

Serum fiyatlarının diğer ürünlere göre daha pahalı olmalarının sebebi, çok yüksek oranlarda aktif madde konsantrasyonu içermeleri. Şöyle örnekleyelim, genelde bir ürün yaklaşık yüzde 5 ila 10 etken madde içerirken, serum formülasyonları etken maddeler üzerine inşa edilir; yani yüzde 70’e kadar içerebilir. Markasına ve ürünün sağlaması istenilen etkisine göre konsantrasyon aralıkları değişiklik gösterse de, cilt bakım formülasyonları arasında en yüksek aktif madde konsantrasyonu serumlara aittir.

Bu özelliklerinden dolayı serumlar, daha çok spesifik cilt ihtiyaçlarına etkili sonuçlar verebilmek adına üretilmiş bakım ürünleridir ve cilt ihtiyaçlarına göre çeşitlenir. Bazı serumlar ince çizgileri azaltmak, parlaklaştırmak, sıkılaştırmak ya da koyu renk lekelerden kurtulmaya yardımcı olmak gibi sonuçlara ulaşmak için raflarda yerini alırken, bazıları anti-age özellikleriyle donatılabilir yahut yoğun nemlendirici özelliklerle ön plana çıkabilir. İhtiyacın belirlenmesi, doğru ürün seçimi, düzenli kullanım ve gözlem istenilen sonuçlara ulaşabilmek için en önemli etkenlerdir.

Kullanım sıralaması ve uygulama sıklığı

Yazının devamı...

Ne tür lekelere sahip olduğunuzu biliyor musunuz?

12 Ekim 2017

Pigmentasyon (Pigment birikimi), deri renklenmesi anlamına gelir. Bir diğer deyişle pigment artışı nedeniyle deri veya dokularda meydana gelen renk değişikliğine denir. Cilt pigmentasyon bozuklukları cildinizin rengini etkiler. Tenin rengini ‘Melanin’ adı verilen pigmentten alır. Melanin, Melanosit adı verilen özel epiderm hücreleri tarafından sentezlenir ve dağıtılır. Bu hücrelerin hasarlı ya da sağlıksız hale gelmesi ise melanin üretimini etkiler ve ciltte istenmeyen leke görünümlerine sebebiyet verir. Bu lekelerin bazıları doğumdan itibaren vardır, bazıları yaşın ilerlemesi sonucu oluşur ve bazıları da güneşin cilde verdiği hasarla kendini gösterir. Yani lekelerin oluşması çeşitli sebeplere dayanır. Onlardan kurtulmanın ilk yolu türlerini bilmekten geçer.

Cilt hiperpigmentasyonu nedir?

‘Hiper’, ‘Fazla’ ve ‘Pigmentasyon’, ‘Pigment birikimi-Leke’ anlamına gelir. Bu nedenle, hiperpigmentasyon, cilde renk veren melanin adlı renk pigmentinin (maddesinin) aşırı üretimi ve deri altında toplanmasıyla ciltte oluşan koyu lekeler anlamına gelir. Hiper-pigmentasyon ciltte koyu lekeler, çiller, koyu halkalar, akne izleri ve cildin güneşe maruz kalması sonucu bronzlaşmalar halinde kendini gösterir. Ciltte donuk ve yamalı bir görüntü oluşturur. Hiper-pigmentasyon genellikle açık gözenekler, sivilce, pürüzlü ve kaba yamalı deriyle ilişkilidir.

Fokal hiperpigmentasyon

Genellikle dudak, damak, dil ve diş etlerinden ağız mukozasına kadar uzanır. Bu tarz pigment lekeleri epidermisin patojen sapmalarından yahut o bölgedeki melanin pigmentindeki artıştan kaynaklanır.

Epidermal hiperpigmentasyon

Epidermal nevüs, doğumda veya yaşamın ilk yıllarında kendini gösterir. Sistemik, inflamatuvar ve lokalize olmak üzere birkaç farklı türü vardır. Yuvarlak şekilde ve açık kahve papilom olarak ifade edilir.

Dermal hiperpigmentasyon

Yazının devamı...