Suriye’de sözleşmeli tarımla kazan-kazan

Suriyeli göçmenlerin ülkelerine gönüllü dönüşlerinin, tarımla hızlanacağı belirtiliyor. Türkiye’nin burada yaptıracağı sözleşmeli tarım, aynı zamanda gıda güvenliği ve pahalılığa da çözüm olabilir.

Göçmen, sığınmacı, hangi sözcükle ifade ederseniz edin, son yılların en temel sorunlarından biri. Türkiye de maalesef stratejik ve coğrafi konumu gereği bu göçün ve sığınmacı tehdidinin tam ortasında. Nitekim resmi rakamlara göre, Türkiye’de 6 milyona yakın sığınmacı var. Bunların bir bölümü vatandaşlık aldı, bir bölümü beklemede.

1 milyon sığınmacının önümüzdeki süreçte İdlib’in kırsalında yapımı tamamlanan prefabrik briket evlerle birlikte ülkelerine dönecekleri konuşuluyor. Toplumun nabzı, Suriye’de normalleşme ile birlikte dönüşlerin hız kazanması yönünde.

Suriye’de sözleşmeli tarımla kazan-kazan

Ben konuya tarımsal üretim çerçevesinden bakacağım. Malum beslenme ve gıdaya erişim önümüzdeki yılların en temel sancılarından biri. Pahalılık her yerde büyük sorun ve önlenemiyor. Girdi fiyatlarındaki artışlar nedeniyle de tarımsal üretimde maliyetler bir türlü azaltılamıyor ve üretim düşüyor. Bunun sonucu da pahalılık. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) uzunca bir süre bu sıkıntının süreceğini ifade ediyor. İklim krizi, afetler ve savaşlar da bu konunun tetikleyicileri elbette.

Çok sayıda uzmanla konuştum. Çözüm? Bir taşla iki kuş vurmak! Hem göçmen ya da sığınmacı misafirleri gönüllü bir şekilde ülkelerine döndürmek, hem de küresel beslenme sorunu içinde Türkiye’ye avantaj sağlamak.

Suriyeli sığınmacılarla sözleşmeli tarım... Temel gıdalardan başlanarak... Alım garantisi verilerek... Lojistik ve teknik destek sağlanarak… Belki 10 bin kişi, hatta 100 bin kişi ile başlanıp 1 milyon kişiye ulaşmak hedefli. Bu proje tutarsa gönüllü dönüş yapacak sığınmacı sayısı da artabilir.

Türkiye tarıma elverişli topraklarda (tahsis ya da kiralama) Suriyeli sığınmacılara destek olacak. Ziraat mühendisi, sulama teknikleri, damlama su ile tarım, gübre ve tohum konusunda da... Enerji zaten orada ucuz. Üretilecek ürünler için de en az 5 yıllık planlama, üretim ve anlaşma sağlanabilir.

Elbette konunun diplomatik boyutu da hem ikili ilişkiler, hem de Birleşmiş Milletler (BM) destekli girişimlerle devletler düzeyinde çözülebilir. Hem bir sorunun halli, hem de ekonomik güç. Kim istemez ki?

Bence sözleşmeli tarım modeli Türkiye’deki sığınmacı sorununu büyük ölçüde ortadan kaldıracak bir proje. Üstelik Türk halkının buradan elde edilen ürünleri daha ekonomik koşullarda sağlaması da mümkün.

Suriye’de sözleşmeli tarımla kazan-kazan

Buğday, arpa, zeytin, mercimek, turunçgillerden verim alınıyor

Bilimsel araştırmalar, Suriye’de özellikle kuzey bölgelerde tarıma elverişli 6 - 7 milyon hektar arazi olduğunu ortaya koyuyor. FAO raporu da bunu teyit ediyor. Hatta aynı raporda, 20 bin hektar alanda organik tarım yapıldığı da vurgulanıyor. Sembolik ama önemli.

Halkın tarım ve hayvancılığa yatkınlığı da önemli bir avantaj. Haseke, İdlib, Halep ve çevresi ile Rakka ve Süveyda’da ciddi boyutlarda tarımsal üretim yapılabileceği ortada. Buğday, arpa, yulaf, zeytin, elma, patates, soğan, mısır, mercimek, nohut, şekerpancarı, pamuk, meyve ve sebze üretiminin verimli şekilde yapıldığı Suriye’de milli gelirin üçte biri tarımdan elde ediliyor.

Nitekim FAO’nun üretim odaklı ‘Whole of Syria’ (Bütün Suriye) tarım projesi, kadınlar başta olmak üzere ülkede tarıma önemli destekleri içeriyor. Türkiye’nin bu konudaki öncülüğünün bölgeye önemli bir ekonomik ve sosyal katkı sağlayacağı, toplumsal yaşamı geliştireceği de ifade ediliyor. İtalyan hükümeti de bölgede işbirliği ve potansiyel pazar anlamında ciddi arayışlar içinde.

Didim’de vegan buluşma

Didim’de harika bir etkinlik var: Vegfest. Yani Didim Vegan Festivali. 20-22 Mayıs tarihleri arasında Apollon Tapınağı’nda.

Sırf bu tarihi şölen ve mekan için bile değer. Didim Belediyesi tarafından 4. kez organize edilen festival, artık uluslararası boyutta. Türkiye’ye de prestij kazandıran bir kimlikte. Dünyanın dört bir yerinden ilgi var. İlçede tepeden tırnağa önemli yenileşmeler sağlayan Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’ı kutluyorum. Türkiye’yi farklı, çağdaş bir kimliği ile de tanıttığı için.

Vegan çelişki!

Türkiye’de vegan beslenme alışkanlığı artıyor. Geçen hafta Milliyet enine boyuna işledi. Ben de dünyadaki gelişmeleri sık sık yansıtıyorum. Türkiye’de geliştirilen ürünler birçok ülkede beğeni topluyor. Ne var ki ciddi bir yasal boşluk söz konusu ve her geçen gün büyüyen bir sektöre darbe vuruyor.

Vegan pazarında peynir, sucuk, sosis, krema, tereyağı, hatta kebaplar bile ilgi çekiyor. Hele çeşit çeşit peynirler hem o kadar sağlıklı, hem de lezzetli ki. Ama ‘mevzuat hazretleri’ aşılamıyor! Paketlemede sıkıntı var. Çünkü mevzuata göre kare kare peynir, küp küp peynir, doğrama ya da rendeleme peynir kullanılamıyor. Bunu geçtim, bu ürünlere peynir, sucuk, salam, tereyağı denemiyor. ‘Tadında’ deseniz o da yasak!

Tereyağı tadında sade yağ var. Peynir tadında vegan peynir neden olmasın! Dedim ya, yasak.

Çözüm mü? Ben söyleyeyim. Aslında sektördeki deneyimli yetkililer de bu görüşte: “Özel amaçlı beslenme ürünü - vegan peynir”. Ya da “peynir özellikli vegan beslenme ürünü”.

Zaten alıcısı belli. Tüketici bilinçli. Bu kadar zorlamaya ne gerek var. Kodekse işlenir, sorun bir günde çözülür. Sektörün umudu yeni bakanda.