Daha iyi bir dünyada yaşamak için şikayet etmek yerine yapabileceğiniz 4 şey

2 Ocak 2021

2021 yılına girdiğimizden beri değişen sadece takvim yaprağı. Belki sorunun 2020'de olmadığını anlamak için aynı sertlikte birkaç gün daha geçirmemiz gerekiyordur. Belki de sadece şikayet etmeyi bırakıp yaşadıklarımızın asıl nedenlerine, bize ne yaptığına odaklanmalı ve daha iyi bir dünya için neler yapabileceğimizi düşünmeliyiz. Bu yüzden bugün benim yapmaya çok çabaladığım, şikayet etmek yerine yapabileceğiniz 4 şeyi sıraladım.

1. Sizin, dünya olduğunuz gerçeğini kabullenerek başlayın

Dünya sizsiniz. Dünya siz yaşadığınız sürece var, geçmiş ve gelecek de öyle. Önünüzde iki seçenek var. Birincisi ülkeleri, hükümetleri, dünyayı yöneten gizemli toplulukları, uzaylıları, maske takmayanları, aşı karşıtlarını, sağlık yetkililerini, aklınıza kim geliyorsa suçlamak. Bu seçenekte kontrolü kendinizden bir başkasının eline verip bugünü ve geleceği size olanlar yüzünden üzülerek veya kızarak geçirebilirsiniz; mutlu olmanız sizden başka birinin sizin için veya sizin yerinize karar vermesine ve uygulamasına bağlı. İkinci seçenek şikayet ettiğiniz şeylerle ilgili hala şansınız varken bir şeyler yapmak, değişime kendinizden ve çevrenizden başlamak. Aslında tek yapmanız gereken dünyayı sahiplenmek, dünyadaki görevinizi bulmak ve onunla ilgili aksiyon almak.

2. Kendinize yatırım yapın

Yine sizin dünya olduğunuz gerçeğinden yola çıkarak kendinize yaptığınız her katkının daha iyi bir dünya için güçlü bir adım olduğunu her zaman aklınızda bulundurun. İşe kendinizi tanımakla başlayın. Bunun için kendinize ait özel zamanlar yaratıp ruhunuza yolculuklar yapın. Bu özel zamanlarda sadece kendinizi ve iç sesinizi dinleyin. Siz kimsiniz, ne istiyorsunuz, neleri değiştirmek isterdiniz, iyileştiremediğiniz yaralarınız neler gibi soruların cevabını arayın. Size iyi gelen meditasyon yöntemlerini bulun; gözlerinizi kapatıp doğayı dinlemek, tek başına yürüyüş yapmak, mum ışığında oturmak, yazmak... Hangisinde kendinize daha dürüst olabiliyorsanız onu bulun ve bu yolculuğu yapın. Sağlıklı bir toplum, sağlıklı zihinler gerektirir; çözemediğiniz ruhsal problemlerle karşılaştıysanız mutlaka bir uzmandan yardım alın. Öğrenmeyi asla bırakmayın. Vahşi doğada hayatta kalmayı öğrenin, yeni bir dil öğrenin, yeni bir sertifika programına katılın. 87 yaşında "Hala öğreniyorum." diyen Michelangelo'nun da söylemek istediği gibi yaşadığınız sürece öğrenecek hep yeni bir şeyler var. Ne kadar çok öğrenirseniz şikayet ettiğiniz şeylere o kadar fazla müdahale edebilirsiniz.

3. İnsanları anlamaya çalışın

İnsanlar hakkında şikayet ederek onlarla ilgili problemleri çözemezsiniz. Hepimiz farklı yollardan geçerek bulunduğumuz noktaya geliyoruz ve hepimizin dayanıklılık oranları farklı. Bugün sizi kırdığı için şikayet ettiğiniz birisi belki de sizin hiç karşılaşmadığınız zorluklarla karşılaşıp çok kırılarak yarattığı bir kabukla bu noktaya geldi. Belki sizin iradenizin çok güçlü olduğu konular onun zayıflıklarıydı ve bunların birer zayıflık olduğunun farkında bile değildi. Belki de ona kimse size tanıdığı şansları tanımadı. Ortak noktanız insan olmak ve bu çarkın birer parçası olmak. Her kişi, her ruh ayrı bir dünya ve ayrı bir yolculuk. Dinleyin, anlamaya çalışın, yardımcı olabiliyorsanız yardımcı olun, olamıyorsanız birlikte nasıl aynı dünyayı paylaşabileceğinizle ilgili çözümler üretin. Bunun sonunda ya değiştireceksiniz ya da değişeceksiniz. Değiştiremezseniz yeni bakış açıları edineceksiniz ve diğer insanları diğer insanlar yapan nedenleri anlayarak yolunuza devam edeceksiniz. Yeni karşılaştığınız insanlara "Seni tanıyorum ve anlıyorum." diyeceksiniz; artık öfkelenmediğinizi, kırılmadığınızı ve şikayet etmediğinizi göreceksiniz.

4. Sürdürülebilir bir dünya için aktif rol alın

Yazının devamı...

Influencer dünyasında başarılı olmanın sırrı ne? Ceren Kaya anlattı

4 Aralık 2020

Pek çok kişi için bir hobi alanı olarak başlayan sosyal medya günümüzde bir kariyer sahasına dönüşürken modern zamanların en popüler mesleklerinden birisi ortaya çıktı: Influencerlık. Özellikle Z kuşağının hem takipçi tarafında hem de influencer tarafında büyük ilgi gösterdiği bu pazar gitgide büyüyorken akıllı telefonlarımızı elimizden düşürmediğimiz pandemi döneminde daha da genişledi ve farklı sahalara yayıldı. Peki bu kadar büyüyen bir sektörde herkese yer var mı? Böylesine cazibeli bir iş yanında hangi zorluklarla geliyor? Başarılı olmanın sırrı ne?

“Bu çok büyük bir pasta ve herkese yetecek kadar dilim var” diyen Influencer Ceren Kaya, başarılı olmanın sırrının her işte olduğu gibi bu işte de çok çalışmak ve takipçilerle güven bağı kurmak olduğunu söylüyor. Fashion Nova’yla çalışan ilk ve tek Türk influencer Ceren Kaya ile influencer dünyasına dair merak ettiklerinizi konuştuk.

Ceren Kaya kimdir? Kendini nasıl tanımlarsın?

Ceren Kaya, 1995 doğumlu, Çanakkaleli, 2019 senesinde Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu olan, moda ve makyajla ilgilenmeyi önce hobi daha sonrasında kendine iş edinen, dünya modasını yakından takip eden ve kendini her gün geliştiren, hayatını sosyal medyada takipçileriyle paylaşmayı seven bir kız.

2020'de artık bir influencer olarak kariyer yapmak oldukça yaygın ve özellikle Z kuşağı için oldukça cazibesi olan bir iş. Sen bunu istediğine nasıl karar verdin? Ya da kendiliğinden mi gelişti?

İlk soruda mezun olduğum bölümümü yazmıştım, üniversite ikinci sınıfta bölümümün bana göre olmadığını anladığım bir dönemdi ve kendime yeni bir hobi arıyordum, okul dışında kafam dağılsın istiyordum. Yolun yarısına gelmişken bölümümü de bırakmak istemedim. Daha sonra modaya olan ilgimi fark edip her gün düzenli fotoğraflar paylaşmaya başladım Instagram’da ve gördüm ki insanlar paylaşımlarımı severek takip ediyor çünkü çok kısa sürede kitlem oluşmaya başlamıştı bile. Bu da bana ayrı bir enerji verdi ve devam ettim. Özetle hobi olarak başlamıştım, şu an tam zamanlı işim oldu.

“Bu çok büyük bir pasta, bir dilim de arkadaşım yese ben aç kalmam.”

Yazının devamı...

Le Mythe Dior: Uyanmak istemeyeceğiniz bir rüya

6 Temmuz 2020

Maria Grazia Chiuri'nin dünya devi Fransız modaevi Christian Dior için hazırladığı Sonbahar-Kış 2020-2021 Haute Couture koleksiyonu bugün "Le Mythe Dior" isimli büyüleyici bir filmle tanıtıldı. İtalyan yönetmen Matteo Garrone'nin modaevi için özel olarak hazırladığı film, asla uyanmak istemeyeceğiniz bir rüya tadındaydı. Koleksiyon ise modaevinin klasik figürleriyle Maria Grazia Chiuri'nin modern ve feminen sihirli dokunuşunu bir araya getiriyor.

Film atölyede minyatür mankenlerin üzerine dikilen elbiselerle başlıyor. Bu elbiseler fantastik bir evrende, masalsı bir ormanda bir sandığın içinde yolculuk ediyor. Bu minyatür elbiselerin yolculuğu, 1945'te önde gelen Parisli modacılar tarafından gerçekleştirilen Théâtre de la Mode isimli moda sergisi turuna bir duruşu. Fransa ile kalmayıp Avrupa ve Amerika'da da sergilenen Théâtre de la Mode turu, Fransız moda endüstrisini canlandırmak ve II. Dünya Savaşı sonrasında hayatta kalanlara bağış toplamayı amaçlıyordu. Yine II. Dünya Savaşı sonrası gibi bütün insanlık için zor günlerden geçerken Dior'un fantastik filmi birkaç dakikalığına da olsa özgürlük ve yenilenme hissini canlandırıyor, büyüleyici bir koleksiyonla sihirli değnek değmişçesine ayaklarınızı yerden keserek tebessüm etmenizi sağlıyor.

Bir heykel gibi şekillendirilip incelikle işlenen koleksiyonu, filmin ikinci yarısında sihirli bir dokunuşla filmdeki mitolojik yaratıkların üzerinde görüyorsunuz. Maria Grazia Chiuri 37 silüetten oluşan bu muhteşem koleksiyonda sürrealist hareketin beş yenilmez ve ilham verici figürü Lee Miller, Dora Maar, Dorothea Tanning, Leonara Carrington ve Jacqueline Lamba'nın çalışmaları ve yolculuklarından ilham alıyor.

 

İletişim: duygu.bay@milliyet.com.tr

Yazının devamı...

Dört büyük moda haftasında öne çıkan 9 sonbahar/kış 2020 trendi

12 Mart 2020

New York, Londra, Milan ve Paris Moda Haftası derken Corona virüse rağmen bir moda haftası sezonunu daha geride bıraktık. Şimdi diyeceksiniz ki köy yanıyor sen ne anlatıyorsun. Ama hayat devam ediyor, edecek. Bu yüzden bütün önlemlerimizi aldıktan sonra daha önce ne yapıyorsak onu yapmaya devam etmek akıl ve beden sağlığımız için en iyisi.

2020 sonbahar/kış sezonunda hangi trendlerin öne çıkacağına dair fikir sahibi olmak isteyenler ve sezon sonu alışverişlerini daha akıllıca yapmak isteyenler için moda haftalarında öne çıkan trendler!

Burjuva

70'lerin burjuva stilleri önümüzdeki sonbahar/kış sezonuna damga vuracak trendler arasında başı çekiyor. Peki 70'lerin burjuva stilleri deyince neleri içine alıyor? 70'lerin rock yıldızları size bu konuda ilham olabilir. Mick Jagger'ın cinsiyetsiz daracık pantolonları, crop ceketler, fiyonklu boyun detayları veya aksesuarlar, eldivenler gelebilir aklınıza. Bu kombinlerle en burjuva partilerin yıldızı olabilirsiniz. Buna alternatif olarak Viktoryen burjuva stiller de en modern haliyle karşımıza çıkacak. Yüksek belli bol pantolonlarla kombinlenen çizmeler ve kalın kemerler, androjen fırfırlı bluzlar, kazaklar ve ceketler yükseliyor.

Kabalık kollar

Kabarık kollara ayrı bir parantez açmazsak olmaz. Son birkaç sezona damga vuran kabarık kollar her türlü kombini havalı hale getirebilecek trendlerden bir tanesi. Önümüzdeki sonbahar/kış sezonunda minimalizmin pek yeri yok. Bütün trendler, tıpkı Z kuşağı gibi geleneksel kalıpların dışına çıkıyor ve "ben buradayım, varım" diyor. Volanlı ve volümlü mini Barbie elbiseleriyle, volümlü organze elbiseler ve transparan şifonlarla kabarık kollar bu sezon daha zengin hale geliyor. Özellikle bilekte darlaşan, dikkati omuzlara çeken kabarık kollu parçalar sezonun burjuva gösterişini tamamlayacak.

Yazının devamı...

77. Altın Küre Ödülleri Güzellik Raporu

6 Ocak 2020

77. Altın Küre Ödülleri dün gece düzenlenen törenle sahiplerini bulurken kırmızı halı modaseverleri bir miktar hayal kırıklığına uğrattı. Ve bu hayal kırıklığı yıllar boyunca adım adım çoğalıyor gibi. Belki kırmızı halıya fazla anlam yüklediğimiz için tatmin olmuyoruz. Belki de artık görebileceğimiz bütün güzel şeyleri çoktan gördük. Cevabı ne olursa olsun ben bardağın dolu tarafını görmeyi seven biri olarak biraz zumlu inceleyeceğim.

Doğallık başrolde

Bu yıl kırmızı halıda en çok saç ve makyaj stillerini beğendiğimi söyleyebilirim. 2020'de, geldiğimiz noktada, estetiğin bu kadar arttığı, kalıcı makyajların ve abartılı görüntülerin had safhaya ulaştığı noktada doğallığın bir trend olarak karşımıza çıkması beni mutlu ediyor. 77. Altın Küre Ödülleri'nde de pek çok ünlünün kırmızı halı kombininde başrolde doğallık vardı.

Solaryum bronzluğu ve abartılı kontür görüntüsü yerini doğal ten rengine, stratejik olarak kullanılmış highlighter ve yüz hatlarını vurgulayan allığa bırakmış durumda. Göz makyajında takma kirpikler ve koyu renkler yerini ten rengiyle ahenk içinde parıltılı farlara ve zarif kirpiklere bırakıyor. Rujlarda da ten rengine yakın pembe ve şeftali tonları dikkat çekiyor.

Saçlarda ise mümkün olabildiğince doğala yakın modeller tercih edilmiş. Abartılı bukleler yerine plaj dalgaları, ortadan ayrılmış kulak arkasına atılmış düz saçlar doğal güzelliği yansıtıyor.

Margot Robbie'nin klasik güzelliği

Yazının devamı...

"Daha Az Sayıda ve Daha Nitelikli Kıyafetler Giymemiz Gerek"

15 Kasım 2019

T.C. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından tasarım kültürü oluşturmak ve Türkiye’deki tasarımcıları dünyaya tanıtmak amacıyla düzenlenen Design Week Turkey 2019 kapsamında Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol'ü standında ziyaret ettim. Kendisiyle modada teknoloji etkisi, sürdürülebilirlik ve giyilebilir teknolojiler gibi temaları konuştuk. Arzu Kaprol'le gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbete geçmeden bu seneki ana teması ‘BEYOND DESIGN / TASARIMIN ÖTESİNDE’ olan Design Week etkinliğini ziyaret ederek sıradışı bir gelecek deneyimi yaşamak isterseniz 14-17 Kasım tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde sizi bekliyor olacak.

Teknoloji artık tam olarak hayatımızın merkezinde. Dünyaca ünlü modacıların tasarımlarında da bunun yansımasını görüyoruz. Modanın geleceğinde teknolojinin etkisini nasıl görüyorsunuz?

Ben zaman geçtikçe modayı moda olarak görmemeye başladım. Bütün yaratıcı disiplinlerin birleştiği bir noktaya doğru gidiyoruz. Mesela telefonlarımızdan hayatımızdaki her şeyi uzaktan yönetmesini bekliyoruz. Kıyafetlerin de bizi hoş göstermek, ısıtmak, korumak veya inceltmek gibi özelliklerinin birleştiği daha farklı bir noktaya gelmesini istiyorum. Kıyafetlerin tek parametre üzerinden değil çoklu parametreler üzerinden birçok ihtiyaca cevap vermesi gerektiğine inanıyorum. Moda gün geçtikçe daha fazla tüketmeye başlıyor ve hiçbirimizin bu kadar kıyafete ihtiyacı yok. Dolayısıyla daha az sayıda ve daha nitelikli kıyafetler giymemiz gerektiğini düşünüyorum.

Fütüristik temalar sizce modada estetiği ve klasik güzellik anlayışını nasıl etkiliyor?

Ben her şeyin iki uçta var olduğuna inanıyorum. Bu kadar teknoloji, geleceği tasarlama ve hız gibi temalar hayatımızda değer kazandıkça tam zıttı olan yavaş yemek, yavaş seyahat, yavaş düşünme, antikalar, hatta mahalle terzisinde size özel dikilmiş bir şey de yükselmeye başlıyor. Her etki tam zıttını da yüceltir. O da benzer bir şekilde önem kazanıyor ama daha özel bir kitle tarafından sahipleniliyor. Her şeyin harmanlandığı yeni bir yaşam düzenine doğru gidiyoruz. Bir bakış açısına göre son 20 yılda hayatımız kolaylaştı ama parametrik tasarım olarak işler zorlaştı. Eskiden tek bir şey yaparak hayatımızı kazanabiliyor, var olabiliyorken artık on şey yaparak bunları koruyabiliyor veya sahip olabiliyoruz. Tabii burada "sahip olmayı" da biraz sorguluyoruz. Sahip olmak ne demek? Tüketiciyi de sorguladığımız bir dönemden geçiyoruz.

Giyilebilir teknolojiler Arzu Kaprol'ün tasarımlarında nasıl yer buluyor?

Yazının devamı...

Londra Moda Haftası'nda Birbirinden Güçlü Temalar

17 Eylül 2019

"Dört Büyük Moda Haftası"na ayrılan bir ayın ikinci çeyreğinde Londra Moda Haftası modanın sanatsal ve politik yüzünü muhteşem koleksiyonlarla gözler önüne serdi. Kalbim hala New York Moda Haftası'nda Marc Jacobs'ın muhteşem şovundayken Londra Moda Haftası'nın birbirinden etkileyici şovları, birbirinden güçlü temalarıyla kalbimi de aklımı da esir aldı.

İşte beni hem kalbimden hem aklımdan vuran Londra Moda Haftası şovları:

Vivienne Westwood

Bir tasarımcı olmasının yanı sıra aynı zamanda güçlü bir aktivist olan Vivienne Westwood'un moda sanatını politikayla birleştiren "deli" tarafını çok seviyorum. Vivienne Westwood, yeni koleksiyonunu sahnelerken muhafazakarlık, yozlaşma ve iklim değişikliğinin karanlık yüzünü gözler önüne seriyor. Sosyal medya hesabında paylaştığı kampanya videosunda kapitalist ekonomiyi açlığın ve iklim değişikliğinin temel sebebi ilan ediyor.

Bir moda tasarımcısının bu cümleleri kurması kulağa deli saçması gelebilir ancak Vivienne Westwood'un deli tarafından bahsetmiştim. Aslına bakarsanız Westwood modanın tüketimi özendiren tarafına da karşı duruyor. Ünlü sloganını hatırlarsınız: "daha az satın al, doğru seç, uzun süre kullan". Bu yüzden ki Westwood koleksiyonlarındaki ürün sayısını %32 oranında azalttı. Daha fazla parça üretmek yerine Westwood'un hedefi daha dayanıklı ve daha uzun süre kullanılabilecek tasarımlar, yeni kesim tekniğiyle ve doğa dostu kumaşlarla sıfır atık.

Christopher Kane

Yazının devamı...

Marc Jacobs'tan 20. Yüzyıl İkonlarına Saygı Duruşu

13 Eylül 2019

"Bu defile hayat, neşe, eşitlik, bireysellik, iyimserlik, mutluluk, hoşgörü, hayaller ve yazılmamış geleceğin bir şöleni." diyor Marc Jacobs İlkbahar/Yaz 2020 koleksiyonunu sergilediği şovunun notları arasında. Dijital Çağ öncesi 20. yüzyıl'ın starlarından ilham alan koleksiyon Karl Lagerfeld'in zekası, Doris Day'in pozitifliği, Lee Radzwill'in zamansız stili ve Anita Pallanberg'in çabasız "cool"luğuna bir saygı duruşu.

Marc Jacobs her zaman yaratıcı zekası, vizyonu ve kalbiyle New York Moda Haftası'na damga vurmasını biliyor ancak bu kez beni gerçekten kalbimden yakaladı. Benim gibi 21. yüzyılda modanın tekdüzeliğinden, herkesin birbiriyle aynı görünmesinden sıkılanlara "buyurun çeşitlilik" diyor. Hepsi birbirinden farklı karakterler yaratıyor. Ve bu çeşitlilik ırksal, cinsel, fiziksel farklılıkları da içine alıyor. Elbette ki söz konusu çeşitlilik olunca gökkuşağının bütün renkleri de moda şöleninin bir parçası oluyor. Ekose, çiçekli, çizgili, puantiyeli, payetli, simli, kadife, deri, saten parçalarla kumaş ve desen seçiminde de elini korkak alıştırmıyor. Şapkalar, fularlar, çiçeklerle taçlanan aksesuarlar modern şıklığı tamamlıyor.

Marc Jacobs muhteşem şovuyla ve verdiği mesajla modanın bir sanat olduğunu, sanatın güzellikten ibaret olduğunu ve güzelliğin kalıplara sığmayacağını gösteriyor. Ben koleksiyona baktığımda böyle hissediyorum. Çok yaşa Marc!

Instagram: iamduygubay

Yazının devamı...