Corona virüs ve bağışıklık

24 Mart 2020

Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın ilan edilen koronavirüsü umarım fazla yayılmadan durdurmayı başarabiliriz. Hepimize bir sürü görev düşüyor. Bana bir şey olmaz düşüncesinden kurtulup elimizden geleni ihmal etmeden yapmalıyız. Panik olmamızı gerektirecek bir durum yok, görevlerimizi yerine getirdiğimiz sürece…

Çoğumuzun koronavirüs ortaya çıkana kadar ihmal ettikleri önem kazanmaya başladı. Bakınız el hijyenine ekstra dikkat… Bakınız bağışıklık için beslenme, sağlığımız için gıda takviyeleri…

Salgının yayılmasını önlemek ve korunmak amacıyla bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir beslenme biçimi önemlidir. Zaten normalde hep bu şekilde besleniyor olup bu gibi durumlara vücudumuzu hazır bulundurmalıyız.

Öncelikle temiz beslenmeden geçiyor bağışıklık sistemimiz, bunu unutmayalım. Alkol, şeker ve paketli işlenmiş gıdalardan uzak duralım. Bunları tüketmek bağışıklık sistemini baskılar. Bu gıdaları tüketmeyince zaten otomatik olarak sağlıklı beslenmiş oluyorsunuz.

Her zaman güneşin öneminden bahsediyoruz. Yapılan araştırmalar kış aylarında bu grip türlerinin ortaya çıkmasının nedeni olarak düşük D vitamini düzeylerinin etkili olduğunu gösteriyor. D vit, solunum sistemi enfeksiyonları, insan bağışıklık yetmezliği virüs enfeksiyonu gibi birçok enfeksiyon üzerinde doğal ve kazanılmış bağışıklık sistemini işlevsel hale getirerek olumlu etkiler göstermektedir. Düşük D vit seviyeleriniz için verilen takviyeleri kullanmayı ihmal etmeyin…

Grip deyince zaten biliyorsunuz C vitaminini, fakat olduktan sonra iş işten geçmiş oluyor diye hep söylüyoruz. Birçok besin de günlük dozumuzu almamız için yeterli aslında, turunçgiller, kivi, yeşil biber en zengin C vitamini kaynaklarındandır. Hastalıkları önlemede etkisinin büyük olduğu kanıtlanmıştır. C vitamininden azıcık ek destek şu dönem göz çıkarmaz, fazlası idrarla atıldığından ne olur ne olmaz emin olmadığınızda takviye almaya çalışın…

Beta glukanı belki bu sefer ciddiye alma vaktidir. Çünkü kendisi karşılaştığımız enfeksiyonlara karşı savunma sağlar. Yulaf, mantar, arpa… Beslenmenizde bu besinlere biraz ağırlık vermenin tam zamanı, kahvaltı ya da ara öğünlerinizde yulafı, çorba yemeklerinizde mantarı, arpayı kullanmaya çalışın…

Beta karoten, evet A vitamini, güçlü bir bağışıklık için muhakkak ihmal edilmemesi gereken kuvvetli bir antioksidandır. Akciğeri koruyucu fonksiyonları ile yine bu dönem önemlidir. Turuncu besinler; havuç, tatlı patates, tatlı kabak (bal kabağı), kayısı hatta karnabahar brokoli lahana da beta karotenden zengindir.

Yazının devamı...

Sağlıklı beslenmeye mazeretler

23 Şubat 2020

Peki neden?

Geçen bir danışanım iş yaşamı ile birlikte kilo artışının başladığını ve artık zayıflamak istediğini söylüyor; program planlama esnasında sohbet ederken, ben kahvaltıyı kaç gibi yapıyorsunuz diyorum o bu şartlarda mümkün değil böyle alıştım diyor, öğle yemeğinde ne yiyorsunuz diye soruyorum o tost yiyorum bulabildiğim tek o var diyor, su içiyor musunuz diyorum tuvalet sıkıntısı diyor, hareketli misiniz diyorum evden asansörle arabaya iniyorum oradan işte asansörle masam çıkıyorum aynı şekilde dönüyorum diyor…

Konu sağlıklı beslenme olunca mazeret çok oluyor, yukarıda anlattığım gibi yoğun çalışma hayatı, çocuklara vakit ayıramıyoruz, evden yemek götüremiyoruz, etrafımızda bulamıyoruz, bulsak da vakit ayıramıyoruz, millet ne der diye tuvalete gidemiyoruz çantadan çıkarıp yiyemiyoruz… Bunlar sadece bir kaçı…

Aslına baktığımızda bunlar bizim hayatımızda seçtiğimiz kolay olduğunu sandığımız mazeretlerimizdir. Her zaman böyle olacak yaşamımızda kendi bedenimize olan saygı seviyemizi gösterir. İlk başlar kolay gelmeyecek bunu biliyoruz ama hayatınıza kattıklarınız arkasından kolaylık olarak gelecek…

Ne kadar zor olabilir ki kendinize iyi bakmak, sevgililer gününü geride bıraktık mesela o zaman da çok söylendi, önce kendini sevmeyle başlıyor her şey…

Kendini sev çünkü o sevgi sevgiyi yaratacak…

Her gün 2 litre en az su içmek, ne kadar zor olabilir mesela, o suyun bedeniniz üzerindeki sayısız etkilerinden faydalanmak…

İşyerinde bulunamayan yemekler ne kadar sürecek bir ömür mü, yapmayın, her gün yiyebileceğiniz pratik ama sağlıklı alternatifler üzerine düşünmek bulamadıysak bir diyetisyen ile size özel alternatifler oluşturmak…

Yazının devamı...

Kilo verirken doğru hedef nasıl belirlenir?

29 Ocak 2020

Kilo vermek başarı ve başarısızlık arasındaki fark gibi görünür. Kilo verme hedefine ulaştıysanız başarılısınızdır. Halbuki bazen metabolik nedenlerle kilo verme hedefinizi tam tutturamasanızda süreçte öğrendikleriniz sizi başarılı kılar.

Size uygun, yaşamınızda daha sonra da devam ettirebileceğiniz şekilde planlanmış programlar ile belirlenen gerçekçi hedefler sizi daha en başında motive eder. Sağlıklı yaşama geçişte bir ara uygulama sağlar.

Sadece kilo verme amacıyla başlanan zorlayıcı programlar ile daha en başından bütün motivasyonunuzu kaybedebilirsiniz. Uygulamada yaşadığınız zorluk içten içe bunun ömür boyu uygulanamayacağı, hatta o haftanın bile zor geçeceğini söyleyerek, diyeti çoktan bırakmanıza ve inancınızı kaybetmenize neden olur.

Sonuca değil sürece odaklanın!

Sonuç kaç kg olmak istediğiniz olabilir ama sürece odaklanmazsanız hedefinize ulaştıktan sonra yine eski kilonuza dönebilirsiniz. Hedefe odaklanırsanız sürece giden yolda öğrenmeyi kaçırırsınız. Beslenmede her zaman söylediğim şey beslenmeyi öğrendikçe özgürleşirsiniz. Öğrenirseniz neyi nasıl yiyebileceğinizi daha iyi dengeleyebilirsiniz. Sonuca ulaşmak için önce eskisinden farklı neler yapılıp hangi adımlar atılmalı planlanmalı ve eski işe yaramayan alışkanlıkları değiştirmeye odaklanıp süreçten kilo vermenin yanında yararlı alışkanlıklar kazanmaya çalışmalısınız.

Sürece odaklanan gerçekçi hedefler için 5 aşama;

1) Detaylı bir hedef belirlemelisiniz. Kilo vermek için su içmek detaylı bir hedef sayılmaz, düzenli olarak her gün günde 3 litre su içmek detaylıdır.

2) Ölçülebilir bir hedef belirlemelisiniz. Hedefi ölçmek hedefe ulaşmada başarılı olup olmadığınızı tartmak için önemlidir. Haftada 4 gün 40 dakika yürüyüş yapmak ölçülebilir.

Yazının devamı...

Yeni Yıla Taze Bir Başlangıç

27 Aralık 2019

Yılbaşı gecesi ne kadar kontrollü olmaya çalışırsanız çalışın bir şekilde düzensiz ve biraz fazla çeşit tüketimine ek alkol girince sindirim sistemi açısından da durum abartılmış oluyor. Vücuda fazlaca toksin alındığından yorgunluk meydana geliyor. İşte bunun önüne geçmek için o akşamdan kalma fazla tüketimin ardına şöyle güzel temiz bir başlangıç yakışır. Hatta belki de nasıl başlarsa öyle gider ve tüm yıl sağlık adına daha iyi şeyler yapabiliriz. Kendinizi yeni yıla daha taze girmiş hissedersiniz. Bedenimiz her yıl bizimle ona iyi bakmak görevimiz, çünkü gidecek başka yerimiz yok

Yeni yılın ilk gününü sevdiklerinizle keyifle vakit geçirerek doldurmanız, sofraları doldurmanızdan daha değerlidir. Birlikte dolu dolu keyifli vakit geçirmeye çalışın. Varsa sauna, hamam yeni yıla vücudu arındırmak açısından destek olacaktır.

SU

1 Ocak Çarşamba sabahı güne önce bolca limonlu ballı ılık su (1/2 limon ve 1 çay kaşığı bal eklenmiş) ve güzel bir duş ile başlamakta fayda var. Tazelik her zaman sudan gelir.

Su içmek yılın ilk günü biraz daha abartılması gereken bir eylem olmalı, özellikle bir gün önceden vücut yoğun beslenme ile yorulup fazlaca asit oluştuğundan, su alkaliye dönmek adına önemli bir ihtiyaçtır. En az 2.5 litre ve üstünde hatta yine limonlu şekilde tüketilmelidir. Suyu vücudumuzda tutabilmek adına da tazelenmek için çay ve kahveden de uzak durmalı, içecek sıcak bir şeyler arasanız bu yeşil çay olmalıdır.

KAHVALTI

Tazelenmek adına yine bir gün önce nasıl fazla yiyecek tüketildiyse yeni yılın ilk günü de bir o kadar az yiyecek tüketilmelidir. Yılın ilk büyük zengin kahvaltısı Pazar gününe saklanmalıdır.

Yılın ilk gününün tatil olmasının ve de akşam yorgunluğunun ardından kahvaltı saati ya biraz gecikecek ya da daha brunch gibi olacaktır.

Yazının devamı...

Aralıklı Oruç - If Nedir?

25 Mart 2019

Son zamanların popüler diyeti diyebiliriz. Normal yiyecek ve içecek tüketiminin enerji kısıtlaması veya tamamen oruç şeklinde değiştirildiği bir beslenme biçimidir.

Genelde uygulanan 2 şekli var;

· 5:2 versiyonunda 5 gün ihtiyacınız kadar besleniyorsunuz, 2 gün kısıtlı enerji yaklaşık 500-700 kkal kadar bir kalori kısıtlamasından bahsediliyor. Yani tamamen açlık yok, kısıtlama var.

· Diğer versiyonunda ise 16:8 veya 18:6 şeklinde uygulanan aralıklı oruç şekline beslenme şekli, yani 16 saat açsınız, 8 saat beslenebiliyorsunuz, açlık bunda daha fazla hissediliyor. Bizim ramazan orucu aslında, sadece biz o süreçte su dahi tüketmiyoruz ve enerji kısıtlamıyoruz. Burada enerji kısıtlaması var ve su, çay, kahve; şekersiz sade tüketilebiliyor.

Amaç çok fazla enerji açığı oluşturup yoğun çalışan sistemleri biraz yavaşlatmak ve hücrelerin dönüp kendisine bakmasına, kendisini temizlemesine fırsat vermek… Aralıklı oruçta hücresel stres direncinin artması ile tehlikeli görülen hücreleri ortadan kaldırma aktive oluyor gibi görünmektedir deniliyor.

Fakat daha dikkat çeken kısmı bununla gelen kilo kaybı oluyor.

Düzgün bir diyetle takip edildiğinde; vücut yağ kütlesinin, kan lipidlerinin, organ yağlanmasının ve vücuda zarar veren iflamasyonun azaldığı görülmüş… Leptin yani tokluk hormonundaki konsantrasyonlar ise her iki beslenmede de aynı bulunmuş…Bunlar, dikkatinizi çekerim düzgün bir diyetle ve de enerji kısıtlamasıyla görülse de uzun dönemde insan sağlığını nasıl etkileyeceği belli değildir.

Hatta bu diyetle kötü beslenildiğinde olumsuz etkiler daha da artıyor ve tam tersi normale göre olumsuz etkiler daha çok ortaya çıkabiliyor.

Yazının devamı...

Nasıl Fazla Kilo Veririm?

4 Şubat 2019

Önce şuna karar vermeliyiz, fazla kilo vermek mi istiyoruz, kalıcı kilo vermek mi? Her zaman danışanlarıma süreye odaklanmamalarını bunun bir yaşam biçimi olması gerektiğini, her sağlıklı beslenmeyle güzel alışkanlıkla geçen günün kârımıza olduğunu hatırlatırım.

Unutulmamalı ki, hızla verilen kilolar hızla geri alınıyor. Hiçbiri kalıcı olmuyor. Önemli olan kilo vermeyi yaşamınızda her daim uygulayabileceğiniz şekilde yapabilmeniz.

Yapılan çalışmalar da her zaman dengeli bir beslenme ile verilen kiloların daha kalıcı olduğunu gösteriyor.

Önemli olan iştahımız ile duygu durumumuzun farkına varmamız, yemek yerken kendimizi gözlememiz ve açlığımızı duydu durumumuzla kıyaslayıp ona göre yemek seçimlerimizi yapmamız…

Yemek seçimlerinde doğru beslenme tercihleri yapabilmemiz ve bunu alışkanlık haline getirebilmemiz gerekiyor. Öncelikle kötü beslenme alışkanlıklarının bize sadece kilo anlamında değil uzun vadede sağlık açısından da zarar verdiğini kabul etmemiz gerekiyor.

Doğru beslenme alışkanlıkları öncelikle daha doğal, daha sebze meyve ağırlıklı beslenmeyle başlıyor. Şekerden ve basit kabonhidrattan yani işlenmiş gıdalardan uzak olmak her zaman sağlık açısından büyük önem taşıyor, bunları tüketerek kilo vermemizi zorlaştırırız. Ve en önemlisi bazı diyetlerin önerdiği gibi fazla protein tüketmek yerine kilomuza göre almamız gereken protein miktarını almalıyız, ki bu vücudumuzun yıpranmaması için çok önemlidir. Bir diğer önemli nokta ise tükettiğimiz her şey sağlıklı dahi olsa sağlıklı pişirme yöntemleri ile pişirilmediği taktirde onlardan fayda sağlayamayacağımız bir yana, kilo vermede de önümüzde engel olacaklardır. Sonrasında ise en önemli olan yemek yeme zamanlarımızı kontrol altına almak, düzenlemek ve duygularımızla yemek yemeyi kontrol etmeyi başardığımızda ve bu şekilde de beslendiğimizde sağlıklı kilo kaybı rahatlıkla gerçekleşecektir.

Düzgün beslendiğimizde ister istemez eskisinden daha az kalori alırız. Bu da kalori saymadan, besin seçimlerimizi değiştirerek kilo vermemizi mümkün kılar.

Yani kilo kaybetmemiz için az karbonhidrat, az yağ, çok protein şartı yok doğru besin doğru ölçü doğru zaman şartı var yani bedenimizi açlık zamanlarını dinleme şartımız var.

Yazının devamı...

Soru; Neden Kilo Aldınız?

2 Şubat 2019

Sağlığın her alanında ortada bir sorun varsa önce o sorun ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Böyle olunca bilin bakalım ne oluyor, en yakın zamanda yeniden aynı sorunla karşılaşıyoruz. Sorunu ortadan kaldırmak onu görmezden gelmekten farksızdır. O sorunun kaynağına inmeden yeniden oluşmasını engelleyemeyiz. Diğer türlü sorun daha da karmaşıklaşır.

Konu kilolar olduğunda da durum aynı şekilde işliyor. Kilolardan kurtulmaya başlamadan önce neden kilo aldığımızı saptamamız gerekiyor. Oturup düşünelim, kilo almamızın nedenleri neler olabilir. Öncelikle gereksinimimizden fazla kalori alıp o kalorileri harcayamayıp üzerimizde biriktirdiğimiz için kilo almış olmamız yüksek ihtimal gibi görünüyor. Bu noktada kendimize şunu sormalıyız, peki beni gereksinimimden fazla yemeye iten ne? Psikolojik açıdan zor bir dönemden mi geçiyorum, yoksa hormonal dengemde bir problem mi var, kullanmam gereken ilaçlar var da ben onları ihmal mi ediyorum veyahut da kullandığım ilaçlar mı iştah dengemi bozuyor… Bu durumların hepsi tek başımıza baş etmemizin zor olduğu problemlerdir. Bazen baş ettiğimizi sanırız fakat zaman geçtikçe o sorunlara yenileri ekleniyorsa pek de baş etmiş sayılmayız. O yüzden muhakkak uzman desteğiyle ilerlemek önemlidir.

Özellikle çok fazla diyet yapıp kilolar verip sonrasında geri alanlardansak, kilo verme başarımızın hiçbir önemi olmadığını artık bilmeliyiz. Bundan sonra gittiğimiz yolu değiştirmeliyiz. Sadece diyet desteği ile değil belki doktor belki diyetisyen belki psikolog belki de spor hocasından destek alıp birlikte ilerlemeliyiz. Eskisinden farklı hareket etmeliyiz ki aynı sonuçlarla karşılaşmayalım.

Kan tahlillerimizi düzenli yaptırmadığımız için de kilo sorunuyla karşılaşıyoruz. Halbuki 6 ayda bir tahlillerimizi yenileyip muhakkak uzman görüşü almalıyız. Doktorumuzun verdiği ilaçları da muhakkak kullanmalıyız, ilaç kullanmadan sadece diyetle her sağlık durumu düzeltilemez.

Aşırı yapay, hazır gıda ile beslenme, aşırı alkol tüketimi de maalesef kilo artışının önemli sebeplerinden olabiliyor. Bu gıdalardan zengin beslendiğimizde kilomuzu korumak neredeyse imkansız… Özellikle yaş alırken yavaşlayan metabolizmamıza bu gıdalarla beslenmeyi eklediğimizde işler daha da karmaşık bir hal alabiliyor. Kilo vermiş olsak da korumak için düzgün besinlerin hayatımızda daha çok yer almasına ihtiyacımız var.

Eğer bu seferki diyetimiz alışkanlık haline gelsin sonra tekrar kilo almayalım istiyorsak eskisinden farklı yolda ilerlememiz gerekiyor. Öncelikle de yukarıda dediklerimi yani nedenini sorgulamalıyız ki bu seferki yolculuğumuz alışkanlık haline gelsin…

Kilo verme sürecinizde bu sefer nedenini bulduğunuz keyifli bir yolculuk dilerim…

Yazının devamı...