Kürt kadını Türk kadını ile değişecek

KDP'deki en üst düzey kadın siyasetçi olan Şirin Amedi'nin planı şu: Türkiye'den anne ve çocukları getirip yatılı bir demokrasi ve kültür alışverişi kampı kurmak

Kürdistan'la değişim programına hazırlanın! "Evet, evet, tam da anladığınız gibi" diyor Şirin Amedi. Anlayıp da inanamadığım şu: KDP Merkez Karar Yürütme Kurulu'nun tek kadın üyesi, fiili olarak kadından sorumlu bakan görevini yürüten, projeleri Barzani tarafından desteklenen Amedi, 500 evlik bir toplu konut arazisine "Kadın ve Çocuk Eğitim Kampı" kuracak. Amedi, bunun bir "demokrasi kültürü okulu" olacağını söylüyor. En inanılmaz bölümü de şu ki, Türkiye'den kadınlar çocuklarıyla birlikte gelecekler, bu evlerde misafir edilecekler. Kadınlar ve çocuklar burada Kürdistan'daki kadınlar ve çocuklarla birlikte kalacaklar ve böylece Kürt kadınları Türkiyeli kadınlarla kültür alışverişi yapacaklar. Eğitimler altı aylık olacak. Kamplar, Erbil ve Süleymaniye'de kurulacak. Amedi'nin aynı anda yürürlüğe koymak istediği plan ise "anne-çocuk değişim programı." Kürdistan'dan anne ve çocuklar Türkiye'ye gidecek, Türkiye'den anne ve çocuklar Kürdistan'a gelecek. Ben inanmaz baktıkça Amedi "Örneği İsrail'de var" deyip bu dev "demokrasi ve kültürler arası alışveriş kampusunun" herkesi çok heyecanlandıracağından söz ediyor. Arazi ve bütçe hazır, yakında inşaata başlanacak. Amedi, övünerek bir başka ayrıntı ekliyor: 'İnşaat yakın' "İnşaat henüz başlamadığı için on aydır o boş arazide kadınlar gül yetiştiriyor."Projenin bana çılgınca geldiği yüzümden belli oluyor herhalde. Amedi bu yüzden ısrar ediyor:"Bu olacak, göreceksiniz."Çakır gözlü, şen bakışlı bu kadın özgüvenini muhakkak ki dağlardan alıyor. Çünkü şimdi hükümette söz sahibi olan Amedi, aslında eski bir kadın peşmerge. O günleri sorduğumda şöyle anlatıyor:"Ben şehirli bir kızdım ama dağlara çıkmak zorunda kaldım. Peşmergedeydim ama balayını da bilirdim, edebiyatı da, delikanlı olmalıyı da. Şimdi, bugün size bu projeleri kesin bir dille anlatıyorsam bu, o günlerin semeresidir." 'Ben de peşmergeydim' Şimdi Kürdistan parlamentosunda yedi kadın parlamenterin olduğunu, 2002'den beri de yüzde 50'lik kotanın mücadelesini verdiklerini söylüyor Amedi. Ama yine de Kürdistan toplumunun tutuculuğundan şikâyetçi:"Bu kadar yasalar kondu. Parlamentoda kadın hakları ve cinsiler arası eşitlik komitesi var. Kadın bakanlığı kurulması isteniyor. İlk kez kadın sığınma evleri kuruluyor. Ama siyasal İslamcılar bu gelişmelerin gündelik hayata geçmesini engellemeye çalışıyor. Üstelik Irak anayasasında bir şeriat maddesi var ki, Kürdistan hükümetinin konuya bakışıyla fena halde çelişiyor."Amedi dağda, peşmergede yaşadığı yıllarda, meselelere erkek gibi baktığı için eskiden kadın sorununu çok önemsemediğini itiraf ediyor. Ama değişen hayatla birlikte artık Amedi, yeni mezun olduğu üniversitede Ortadoğu kadınları üzerine bir tez çalışmasına başlıyor. Ve ekliyor: 'İslamcılar engelliyor' "Çok fazla şey istiyoruz. Çünkü bu toprağın kadınları savaşın bedelini çok ağır ödedi. Her evden en az bir şehit çıktı. Savaşın getirdiklerinden dolayı kadınlar çok gelişemediler. Şimdi bütün kadınlar, tıpkı benim gibi o kaybettikleri zamanı geri almak istiyorlar hayattan. Hepimiz çok hızlı değişiyoruz. Mesela 1992'de gelip konuşsaydınız benimle sadece açlıktan bahsederdim size. Ne anayasa, demokrasi diyebilirdim ne de kadın haklarından söz etmek gelirdi aklıma. Ama şimdi bir bakın bana. Benim gibi değişiyor bütün Kürt kadınları. Bu hayatın bize borcu var çünkü." 'Hayat bize borçlu' Buyurun düğüne Simli Kürt kadınları, tıpkı hayatta yaptıkları gibi halayın da başını çekiyor. 500 dolara kuru pasta - limonata "Veee... Ceride-i Milliyet'ten, İstanbul'dan gelen yazar Ece Hanım aramızda!"Tül perdeyle süslenmiş sahnede, küçük orkestranın deli edici sesi arasında, ekolu mikrofondan bağırıyor şef. Foto muhabiri arkadaşım Yurttaş'la birlikte anons ediliyor ve alkışlanıyoruz. Ortada cascavlak kalmışken neyse ki düştüğümüz bu saçma durum, sonsuz düğün halayının gölgesinde kalıyor. Büyük boş alanın etrafında, bitişik nizam kurulan halay, ortaya çıkan simli, genç kadınlar tarafından coşturuluyor. Niyeyse gözüm o pırıl pırıl giysilerin altına giyilen ayakkabılara takılıyor. Cıvıl cıvıl, payetli, taşlı, simli, geleneksel Kürt giysilerinin altında dağ yürüyüşü sandaletleri hep. Kürdistan'da ciddi bir kadın ayakkabısı sorunu olması bir yana, bir süre sonra anlaşılıyor ki, gösterecekleri müthiş performans için topuklu ayakkabılar biraz fazla. Çünkü akşam 7 civarı başlayan bu halay gece yarısına, hatta belki sabahın ilk ışıklarına kadar sürecek. Halay insanlar mecalsiz kalınca teneffüs verecek. Müzik duracak, kuru pasta-limonata ikram edilecek. Halaycılar dinlendiğinde tabana kuvvet yeniden halaya geçilecek. Sandalet mecburi Bu enerji sarfiyatı sürerken gelinle damat, köşk havası verilmiş bir platformun üzerinde bütün gece, önlerinde bir bardak limonata el ele oturacaklar. Düğün hadisesi bundan ibaret. Bizim Güneydoğu'daki köy düğünlerinin düğün salonuna taşınmış hali. Saddam döneminde düğünler sadece gece okunan bir mevlit, ertesi sabah erkek evinin kız evinden gelini almasıyla geçiştirilirken Kürdistan şimdi yeni yeni düğün eğlencesini tanıyor. Bu sebepten de Erbil ve Süleymaniye'de düğün salonu patlaması var. Bu düğünler ise sadece 500 dolara mal oluyor. Kürdistan düğünlerinde takı takma merasimi de olmadığı için tabana kuvvet halay dönüyor da dönüyor. Eski mevlitli düğünler Şark center'da fitness! Ürkek biraz, biraz acemi, kadınlar Kürdistan'da Batılı hayatı keşfediyor. Ve fakat, elbette tesis yetersiz henüz. Yine de Xatu-Zin Kadın Merkezi'nin alt katındaki iki bisiklet, bir yürüme bandından oluşan "fitness center', özellikle yazları dolup taşıyor. Merkezin yöneticisi Çnur hanım kadınların artık kendilerine dikkat etmeye başladıklarını anlatıyor. Yıllarca İngiltere'de kaldığı için Londra aksanlı İngilizcesi ile kendi gördüğü Kürdistan'ı anlatıyor. Çnur hanım, Kürdistan kurulduktan sonra memleketine dönenlerden biri. Hükümetin modern hayatın inşası konusunda güvendiği "Avrupa görmüş" Kürtlerden. Onca yıl Avrupa'da kaldığı için artık o da biraz dışarıdan bakıyor ülkesine. "Herkesin kafası çok karışık" diyor, "Ben bıraktığımda burası daha ileri bir toplumdu. Mini etekler giyerdik biz. Döndüğümde gerilemiş buldum insanları. Hepsi ihtiyaç içinde ve hepsi çok yaralanmış."Çnur hanım, kadın çalışan bulmanın zorluğunu, insanların tembelliğini, tutuculuğunu anlatıyor. Çnur hanım kabinedeki insan haklarından sorumlu bakanın eşi aynı zamanda. Kadınlar savaşın kilolarını atıyor Bugün Kürdistan'da onu en çok sinirlendiren şey kimsenin hiçbir şeyi ciddiye almaması. Oysa yapılacak çok şey var, çünkü kadın merkezinden aylık bir kadın ve çocuk dergisi çıkıyor bir yandan, bir yandan da radyodan yayınlar yapılıyor. Dikiş kursları, okuma yazma kursları düzenleniyor. Ve bugünlerde merkez en çok, İran, Irak, Suriye ve Türkiye'den gelecek kadın hakları savunucularıyla birlikte hazırlanacak kadın hakları beyannamesi için çalışıyor. Ama Çnur hanım ortaokullardaki kız öğrencilerle yaptıkları anket çalışmasında 40 genç kızdan sadece üçünün eşini kendisinin seçmek istediğini söyleyebildiğini anlatıyor. Çnur hanım anlattıkça Kürt kadınlarının gidecek yolları uzuyor da uzuyor. Yapılacak çok şey var Kürdistanspor'un durumu felaket Kız atletizm takımında inanç tam Kürt pehlivanları 'Body building'de Türkmen Bakan: Türkiye bizden hesap sorsun YARIN ecetem@hotmail.com