Geri Dön

‘En az sekiz saat uyumalı’

‘En az sekiz saat uyumalı’


       Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği Başkanı Profesör Doktor Güler Gürsu ile her şeyi enine boyuna konuşuyoruz. Öğreniyoruz ki cerrahi müdahalelerde komplikasyon mutlaka olur önemli olan insanın zarar görüp görmemesidir...
     Şu silikona da birazcık değinelim...
       “Memelere operasyon yaptığımız zaman, eğer hasta hâlâ çocuk yapabilecek yaşta ise sorun odur. Bu genç kadın ameliyattan sonra çocuk dünyaya getirdiği takdirde normal olarak çocuğunu ana sütüyle besleyebilir mi? Bunun cevabı yüzde 90 vakada evettir. Meme de süt salgılayan bir bezdir, eğer bez dokusundan çok fazla almadan yağ dokusundan alarak bu göğüsler küçültülmüş ise hastanın çocuğunu beslememesi için hiçbir neden yok. Ama meme dokusunda çok büyük miktar var da, hasta çok küçülmesini istiyorsa - dansçılar özellikle bunu ister - hastalara diyoruz ki böyle bir ihtimal var, süt salgılama açısından sorununuz olabilir. Ağrılı acılı olması da doğrudan doğruya yapılan ameliyatla ilgili değil, vücut yabancı maddeyi atmak ister, atamamışsa onun etrafında bir zar oluşturur, kapsül dediğimiz, onu kist haline getirir. Protez konunca vücuttaki ordular harekete geçiyor. Diyor ki, bak gözünü aç, iki tane yabancı madde geldi, yabancı maddeyi atması mümkün değil, bundan kurtulmak için ne yapıyor, başlangıçta bir enfeksiyon yaratmaya çalışıyor, ama doktor gerekli önlemleri almıştır.

Küçültmek az komplikasyon yaratır

       İkinci aşamada ise savaş orduları oraya geldikleri zaman belirli hücreler bırakıyorlar, o zaman vücut diyor ki madem ki atamadım kardeşim bunun etrafını sar, zararsız bir hale getir, kendi açısından savaşçılar haklı. Giderek o kapsül büzüşmeye başlar, işte bu büzüşme esnasında iki önemli komplikasyon ortaya çıkar: Birincisi hastanın ağrıları olur, başlar üzerine yatamaz, dokunamaz. İkincisi de bu büzüşmenin meydana getirdiği gözle görünür şekil bozuklukları olmaya başlar, 25 sene sonra da olabilir. Bunları önlemek için protezin konacağı cep dediğimiz boşluğu antibiyotiklerle yıkıyoruz, bu savaş ordularını minimuma indirecek şeyler yapıyoruz. Bütün bunlara rağmen de olursa açıp o büzüşmeyi, o kapsülü atmak için uyguladığımız bazı yöntemler var. Küçültmek daha az komplikasyon. Küçültmekle kaldırmak aynı anda yapılabilir ama ikisi ayrı ameliyat."

     Biraz da yaşlanmaktan söz etsek...
       “Bu konuda son bilgiler şöyle: Vücudun yaşlanması vücutta ortaya çıkan toksinlerin yani oksidan dediğimiz şeylerin kötü etkisine bağlı, yaşlanma bundan kaynaklanıyor. Peki bu oksidanlar nedir? Yediğimiz, içtiğimiz her şey bu yıkıma sebep oluyor, bütün iş karaciğerin şekerle ilgili metabolizmasına kadar gelip dayanıyor. Vücuttaki her şey şekere dönüşür, şeker de enerji yapar, kalori dediğimiz şey oradan kaynaklanıyor, bunların hepsinin vücutta bu kötü zehirleri havai fişek gibi yaydığını düşünün. Antioksidan dediğimiz maddeler bu kötü okside edici maddeleri toparlayıp ortadan kaldırma savaşını üstleniyor. Önceleri en iyi antioksidan vitamin C, ondan sonra E ve A vitamini ortaya çıkmış ve östrojen, ondan sonra hormonlara geçilmiş.

Nöronlar da kendini yeniler

       İki önemli nokta var: Bir, kişinin yaşam biçimi; iki, taşıdığı genetik yapı. Yaşam biçimi nedir; içki, sigara, uyku, uykunun çok yararlı olduğu kanıtlanmış. Herkesin en az bir sekiz saat uyuması lazım.
       Bugüne kadar bize öğretilen şuydu: Bütün hücreler ölüyor ve pek çok hücreyi vücut yeniliyor beyin hariç. Karaciğer, böbrek, cilt kendini yeniler, beyin yenilemez. Yapılan son çalışmalar gösteriyor ki hayır bu doğru değil, nöronlar da kendilerini yeniliyor. Ama onların kendilerini yenilemeleri için belirli şeylere ihtiyaçları var, bunlardan bir tanesi de uyku, onun için birdenbire çok gündemde olan melatonin ortaya çıkıyor, bu çok önemli, çünkü uykuyu sağlıyor, uyku esnasında da beyin hücrelerinin yenilenmesi oluyor. Gece çalışanlarda daha az melatonin salgılandığı ortaya çıkıyor, antioksidan olarak melatonini önermeye başladık. C vitamininin yara iyileştirme özelliğini biliyorduk, A vitamininin cilde iyi geldiğini de. Buradan hareketle birdenbire minerallere geçiyorlar, magnezyum, kalsiyum gibi minerallerin faydalı olduğu görülüyor. İnsan vücudunda hem kadın hem erkek hormonu var, belirli bir süre sonra bunlar giderek azaldığı için her iki cinste de her iki hormonun da bir miktar yerine konulması gerektiği gerçeği görülüyor. Yani kadınların da bir miktar testosteron alması lazım, erkeklerin de bir miktar kadınlık hormonu alması gerekir. Bu arada daha yeni bir şey ortaya çıkıyor vücutta: Büyüme hormonu dediğimiz, bir hormon vardır. Zincirleme sistem içerisinde büyüme hormonu salgılanır, bu da vücuttaki kas volümünü ve kasın sıkılığını, sağlıklı oluşunu temin eder. Şimdi en gündemdeki konu insanların belirli bir miktarda, belirli bir yaştan sonra büyüme hormonu almasının yararları olduğuna dair. Şimdi ilk vagona atlayanlardan mı olacağız, treni kaçıranlardan mı olacağız, yoksa aradaki bir vagona mı binmeye çalışacağız. Ciddi bir şekilde izleyerek çok zararlı olmayanlarından başlayabiliriz."

Göbek salata değersiz

     Siz hep yaşam biçiminden söz edersiniz...
       “Bunun içine beslenme, hangi gıdalar yenilecek, hangi vitamin hapları alınacak, girer. Yaşam biçiminde sigara yok, alkol yok, vitaminler var, egzersiz var, en aşağı haftada üç defa yarımşar saat egzersiz yapmanız lazım, bunu yapmayan kişinin yaşlanmaması mümkün değil. Belirli bir tempoda yürüseniz veya sabit bisiklete binseniz de olur. Kalori bizim kurtulmak istediğimiz şey. Fast food denilen hamburgerler, kızartma, çok fazla peynir, belirli bir işlem görmüş yiyecekler, yani dondurulmuş, pişirilmiş, hormonlu yemeyeceksiniz.
       İşlem görmemiş, doğal yiyecekler ülkemizde çok bol. Mesela domates en büyük antioksidanınız. Göbek salatanın hiçbir değeri yok, bir kap ıspanak yiyin, hepsinden daha yararlı.
       Beslenme biçiminde kırmızı et mümkün olduğu kadar az. Hele bizdeki gibi mangalda yapılırsa çok zararlı. Daha basite indirgersek yaşam biçiminde yediğiniz gıdaların içinde ne olduğuna bakacaksınız. İşlem görmüş gıda olmayacak; Amerika’da bir tabak işlem görmemiş salata yiyorsanız 5 dolar, işlem görmüş tavuk yiyorsanız 3 dolar.
       Bizde daha istediğimiz gibi bir kontrol sistemi yok, şu anda ne yiyip ne içtiğimizi Allah bilir. Bu çerçeve içinde sağlıklı yaşam biçiminde diyoruz ki kırmızı et mümkün olduğu kadar yok, beyaz etlerden yiyoruz, balık hiç değilse haftada iki - üç defa tüketmeliyiz. Bunun yanında da organik olarak yetişmiş sebzelerden yararlanmalıyız, egzersiz yapmalıyız, vitamin ve mineral eksiklerimizi tamamlamalıyız. Bir de yoğurt. Amerika’da günlerce bize yoğurdu anlattılar, yoğurt ve sarmısak. Yoğurtta biliyorsunuz bakteri var, fermantasyon, onların çok yararlı olduğuna inanıyorlar. Süt o kadar değil."
       Yemekten yarım saat sonra su

     Suyu nasıl içmeliyiz?
       “Su müthiş... En önemli maddelerden birisi olarak kabul ediliyor ama onun da gelişigüzel alınması halinde yararı yerine zararı olduğu ortaya çıkmış, mesela yemek esnasında alınan suyun midedeki diğer gıdaların doğru olarak emilmesini engellediği ortaya çıkıyor, onun için diyorlar ki yemeğe başlayacağınız zaman yarım saat kala su içmeyi bırakınız, yarım saat sonra içmeye başlayınız, aradaki o dönem içerisinde midenize fırsat tanıyın yediklerinize, kendi salgısıyla hazmetmeleri için.
       Kırmızı şarabın kolesterol üzerine olumlu etkisi var. Kalori miktarımızı azaltacağız, bunu yapmak için yediğimiz gıdalara, yaşam biçimimize dikkat edeceğiz. Bütün bunları yaparken de hormon dediğim gibi eklemeye taraftar olanlar var, hormona o kadar taraftar olmayıp genetik yapıya ağırlık veren bir grup var. O grup diyor ki genlerimiz çok önemli, çünkü genlerimizde belirli şeyleri taşıyarak doğuyoruz, onların bir biçimde bizi çabuk yaşlanmaya, çabuk ölmeye, daha çabuk enfarktüs olmaya, kanser olmaya yöneltici tarafları var. Bir de fibrin dediğimiz bağırsakların daha kolay çalışmasını sağlayan selülozlu gıdaları daha çok tüketeceğiz."

     Peki canımız çikolata isteyince bunu yemeyecek miyiz?
       “Yiyeceğiz... DNA’larımızın mutlu olması gerekir. Bizi mutlu edecek şeyleri yemezsek onlar büzüşür, mutsuz olur... Biz de mutsuz oluruz. Yiyeceğiz ama dengeli."

       *“Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler. Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir."
     (Medeni Kanun Tasarısı Madde 208)


Yazara E-Posta: d.asena@milliyet.com.tr

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber