Nakdi ücret desteği ödemeleri başlıyor

6 Mayıs 2020

Bu kriz işsizlik sigortasının da ne kadar önemli olduğunu adeta gözümüze soktu. Can simidi oldu. 

İşsizlik sigortası, bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalılara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren zorunlu bir sigorta kolu.İşsizlik ödeneğinden yararlanabilmek için son 120 gün hizmet akdine tabi olmak ve son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olmak gerekiyor.

İşsiz kalan kişi işsizlik maaşı alabilmek için hizmet akdinin feshinden itibaren 30 gün içinde en yakın İŞKUR birimine şahsen ya da elektronik ortamda başvurmak zorunda. Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının %40’ı olarak hesaplanıyor ve aylık asgari ücretin brüt tutarının %80’ini geçemiyor. 2020 yılında brüt asgari ücret 2.943,00 TL'dir. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmuyor.

İşsizlik Sigortası (Fon) son yıllarda Kısa Çalışma Ödeneği ile de gündemde. İşçilerin ücretsiz izne ayrılmalarını ve işten çıkarılmalarını önlemek için getirilmiş geçici bir imkân olan kısa çalışma ödeneği, kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde uygulanıyor. Normalde yararlanma şartları işsizlik ödeneği ile aynı iken, Covid-19 etkisiyle yapılan kısa çalışma başvurularında, son 60 gün hizmet akdine tabi olmak kaydıyla son 3 yıl içinde 450 gün prim ödemiş olması yeterli.

Nisan ayına ilişkin işsizlik ve kısa çalışma ödenekleri 5 Nisan’da ödendi. 

Şimdi sırada hayatımıza yeni giren bir destek var: “Nakdi Ücret Desteği” olarak adlandırılan ve Fondan karşılan bu destek, 17 Nisan 2020 tarihinden itibaren getirilen üç ay boyunca işçi çıkarmama yasağına karşılık işverenlere tanınan, işçinin rızasını aramadan tek taraflı olarak üç aya kadar ücretsiz izne ayırma hakkının karşılığı denebilir. Çünkü işverenin tek taraflı kararı ile üç ay ücretsiz izne ayrılan işçiye bu sürede işveren ücret ödemeyeceği için bir destek sağlama mecburiyeti doğdu.

Kimler nakdi ücret desteğinden yararlanacak?

Nakdi ücret desteğinden yararlanabilmek için ilk şart sigortalı olmak. Sigortalı olup, 17 Nisan 2020 tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin bulunduğu işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler, 15 Mart 2020 tarihinden sonra işten çıkarılan ve işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçiler nakdi ücret desteğinden yararlanacaklar.

Yazının devamı...

Emlak vergisi birinci taksit ödeme süresi başladı

5 Mayıs 2020

En son takdirler 2017 yılında yapıldı. Takdir işleminin yapıldığı yılı izleyen ikinci yılın başından itibaren vergi her yıl, bir önceki yıl birim değerinin yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılmak suretiyle vergi hesaplanıyor. Buna göre, 2019’da emlak vergisi mükellefi olan kişilerin 2020 yılında ödeyecekleri vergi, 2019 yılında ödenen vergi yüzde 11,29 oranında artırılarak hesaplanabilir. Çünkü takdiri izleyen yıllarda emlak vergisi, her yılın başında o yıl için otomatik olarak tahakkuk etmiş sayılıyor.Özetle 2019 için 1.000 lira vergi ödeyen kişi 2020 için 1.112,90 TL emlak vergisi ödeyecek.

2019’da satın aldığı evin 2020 yılı vergisini alıcı ödemek zorunda, 2020 yılında satın alınan evlerin vergisi ise satıcıya ait. Çünkü 2020’de ev alan kişiler, 2021 yılından itibaren emlak vergisi mükellefi olacaklar.

Kimler emlak vergisi ödemeyecek

Aşağıdaki kişilerin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek konutları varsa (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil) bu konutları için emlak vergisi oranı sıfır olarak uygulanacak, yani bunlar emlak vergisi ödemeyecek:

- Hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler,

- Gelirleri sadece kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret olanlar,

- Gaziler, engelliler, şehitlerin dul ve yetimleri. 

Ödeme zamanı

Yazının devamı...

Nisan dönemine ilişkin kısa çalışma ödeneği yarın ödenecek

4 Mayıs 2020

Son yapılan yasal düzenleme uyarınca Covid-19 sebebiyle yapılacak kısa çalışma başvurusunda iş müfettişlerinin uygunluk tespiti beklenmeden, işveren başvurusuna göre ödeme yapılacak. Bu tespitlerin sonradan yapılacağını ve yersiz yararlanma durumu tespit edilirse yapılan ödemelerin faizi ile birlikte işverenden alınacağını belirtelim.

İşverenin kısa çalışma talebinin uygun bulunması için, işçinin kısa çalışmanın başladığı tarih itibarıyla son 60 gün hizmet akdine tabi olması ve son 3 yılda en az 450 gün süreyle prim ödemiş olması şart. Bu kontrolü İŞKUR yapıyor.

Kısa çalışma ödeneği, işyerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde çalışılmayan süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak izleyen ayın beşinde ödeniyor. Nisan dönemine ilişkin ödemeler yarın yapılacak. Başvurusu henüz olumlu sonuçlandırılmamış olanlarda ödemeler gecikebilir. Ödemeler çalışanların İŞKUR’a bildirilen IBAN numaralarına yapılacak, IBAN bildirilmemişse PTT Bank aracılığı ile ödenecek.

Kısa çalışma ödeneğinden faydalanacak personele, ödeneğin başladığı ilk 7 günlük için İŞKUR kısa çalışma ödemesi yapmayacak, çünkü bu sürenin ücretini işveren ödemek zorunda. Ancak işveren Kanuna göre bu yedi günlük sürede çalışılmayan her gün için ücretin yarısı ödemekle yükümlü. Örneğin; haftalık 45 saat çalışılmayacak süre için 7 gün yarım ücret ödenecek iken, 22,5 saat çalışılmayacak süre uygulamasında ise personelin tam ücreti 3 gün, yarım ücret ise 4 gün ödenecektir. SGK’ya yapılacak bildirimlerde; ödenen yarım ücret asgari günlük ücretin altında ise ücret asgari günlük ücrete çıkarılacak ve fark işveren tarafından karşılanacak.

Kısa Çalışma Ödeneği onaylanan çalışanlara İŞKUR tarafından ödenecek tutar son 12 aylık SGK Matrahının ortalamasının %60’ı ile sınırlı. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemiyor. Buna göre, faaliyetin tamamen durdurulması halinde en düşük ödeme 1.752,40 lira, en yüksek ödeme ise 4.380,99 lira olacak. Çalışanın mağdur olmaması için, çalışanın normal ücreti ile İŞKUR tarafından ödenecek Kısa Çalışma Ödeneği arasında farkın işveren tarafından karşılanması mümkün. Bu ödemelerin bordolarda prim olarak gösterilmesi gerekiyor. Memnuniyetle görüyoruz ki pek çok işveren bu farkı ödüyor.

Aşağıda aylık brüt ücreti 3.000 TL olan bir çalışan için ödenmesi gereken tutar yer almakta.

 

Yazının devamı...

Corona virüs sebebiyle çalışanların ücretlerinde indirim yapılabilir mi?

12 Nisan 2020

Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.

Anayasa md.55’te, “ücretin emeğin karşılığı olduğu” belirtildikten sonra, devletin çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, işçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için ise en temel borçtur.

İŞKUR Yönetim Kurulu, yeni koronavirüs (Covid-19) nedeniyle dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel zorlayıcı sebep gerekçesiyle kısa çalışma ödeneği için başvuru yapılabileceğini kabul etmiştir.

İşyeri kapatılan veya ekonomik nedenlerle işyerini kapatmak zorunda kalan işyerlerinde işverenler ücreti düşürebilir mi? 

Bir başka ifade ile “feshin son çare olması gerektiği” ilkesi uyarınca fesihten önceki bir tedbir olarak ücretlerde indirim yapılabilir mi?

İş akdinin devamlılığını sağlamak amacıyla işçi ve işverenin anlaşarak ücretlerde indirim yapmaları mümkündür. Ancak bunun şartları vardır.

İş Kanunu md.22’ye göre işveren, iş sözleşmesindeki veya uygulamasındaki esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından 6 iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda işe iade davası açabilir. Bu kriz ortamında açılan davalarda ne yönde karar verileceğini kestirmek mümkün değildir.

Yazının devamı...

Corona virüs salgını nedeniyle kirasını ödeyemeyen vatandaş ne yapacak?

9 Nisan 2020

2019 yılının son günlerinde Çin’de ortaya çıkan ve hızlı bir şekilde dünyaya yayılıp 11 Mart 2020 sonrasında Türkiye’de de etkilerini hissettiren corona virüs salgını toplum sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ederken, ekonomik hayatı da derinden etkilemektedir.

Peki salgın kira sözleşmelerden kaynaklanan kiracının ödeme yükümlülüğünü nasıl etkileyecektir?

İçişleri Bakanlığı, 16 Mart 2020 tarihinde bir Genelge ile Umuma Açık İstirahat ve Eğlence Yerleri olarak faaliyet yürüten birçok işletmenin (gösteri merkezleri, konser salonları, sinemalar, kafeler, çocuk oyun alanları, spor merkezleri gibi) faaliyetlerini geçici bir süreyle durdurmuştur. Bazı işletmeler ise zorunlu olmadıkları halde ekonomik nedenlerle faaliyetlerini durdurmak, mağaza ve benzeri işyerlerini kapatmak zorunda kalmışlardır.

Beyaz yakalı çalışanların yoğun olarak çalıştığı ofisler ise evden çalışma düzeninin bir sonucu olarak terkedilmiş durumdadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı bazı kişi ve kurumlar için mücbir sebep halinin bulunduğu ilan etmiştir. Bu nedenle kapsama giren vergi mükelleflerinin/işverenlerin Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında yerine getirmeleri gereken bazı vergilerin beyan ve ödeme süreleri ile SGK primlerinin ödeme süreleri ertelenmiştir. Mücbir sebep halinin herkes için geçerli kılınması yönünde talepler vardır. Çünkü gelir kaybına uğramayan, tahsilatta sıkıntı yaşamayan kişi ya da kurum sayısı yok denecek kadar azdır.

Kiralık konutta oturanlardan işini kaybeden, ücretsiz izne ayrılmak zorunda kalan ve benzeri nedenlerle kirasını ödeyemeyecek duruma gelmiş çok sayıda kişi vardır. İşte bütün bu olumsuz koşullar nedeniyle, 7226 sayılı Kanunla kiracıları koruyan önemli bir düzenleme yapılarak, 1 Mart tarihinden 30 Haziran tarihine kadar işleyecek iş yeri kira bedelinin ödenememesi halinin kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Öncelikle belirtelim, kamusal yükümlülükler açısından genel bir mücbir sebep hali ilan edilse bile koronavirüs salgınının özel hukuk kurallarına göre kiralayan ve kiracı arasında düzenlenmiş tüm sözleşmeler için geçerli genel bir kural söz konusu değildir. Bu nedenle her olayın kendine has koşullarına göre konunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öncelikle sözleşmede mücbir sebep hali veya salgın halinde uygulanacak hükümler varsa bunların irdelenmelidir.

Yazının devamı...

Kurumlar vergisi beyan dönemi başladı

7 Nisan 2020

Eğer herhangi bir süre uzatımı olmazsa, 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamelerinin 30 Nisan 2020 tarihine kadar verilmesi ve tahakkuk edecek kurumlar vergilerinin de aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu süreyi genel olarak 1 ay, mücbir sebep gerekçesiyle 1 yıla kadar uzatma yetkisi vardır.

Kurumlar vergisine erteleme var mı?

518 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile belli faaliyet konuları itibariyle bazı mükellefler için mücbir sebep halinin bulunduğu kabul edilmiş ve bunların bazı yükümlülükleri ertelenmiştir. Bu mükelleflere ait 2019 yılı kurumlar vergisi beyannameleri için bugün itibariyle herhangi bir erteleme yoktur.

Mali müşavirinden dolayı mücbir sebep kapsamına girenler…

Kendileri mücbir sebep kapsamına alınmayan kurumlardan, beyanname ve bildirimleri 65 yaş ve üstünde olması veya kronik rahatsızlığı bulunması nedeniyle sokağa çıkma yasağı getirilen serbest muhasebeci mali müşavirler veya yeminli mali müşavirler tarafından verilenler de mücbir sebep kapsamına alınmıştır. Bunların mücbir sebep süresi içinde verilemeyen beyanname/bildirimlerinin verilme ve ödeme süreleri müşavirlerinin sokağa çıkma yasağının sona ereceği günü takip eden 15’inci günün sonuna kadar uzayacaktır. Dolayısıyla bu kurumların 2019 kurumlar vergisi beyannamelerinin verilme süresi de uzayabilecektir.

Müşavirlerin, sokağa çıkma yasağı beklenenden önce biter ve bittiği tarihte 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesini verme süresinin son gününe 15 günden fazla bir süre kalmış olursa, bu beyannamenin verme ile ödeme süresi uzamaz, yani kanuni süresi olan 30 Nisan 2020 tarihine kadar verilmesi ve verginin ödenmesi gerekir. Eğer bu müşavirlerin sokağa çıkma yasağı 15 Nisan 2020 tarihine kadar kaldırılmazsa (çok yüksek bir olasılıkla kaldırılmayacaktır), bunların 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesini verme ve tahakkuk edecek vergiyi ödeme süresi uzayacaktır.

Örneğin (X) A.Ş.’nin beyanname ve bildirimleri mali müşavir Bay (A) tarafından verilmektedir. Bay (A) 65 yaşın üzerinde olduğu için sokağa çıkma yasağına tabidir ve bu nedenle mücbir sebep kapsamına alınmıştır. (X) A.Ş.’nin kendisi mücbir sebep kapsamında olmadığı halde, beyannameleri Bay (A) tarafından verildiği için mücbir sebep kapsamındadır. Bay (A) için ilan edilen sokağa çıkma yasağının 22 Nisan 2020’de kaldırıldığını varsayarsak (X) A.Ş.’nin 2019 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi 7 Mayıs 2020 günü sonuna kadar verilecektir. Bay (A)’nın sokağa çıkma yasağının 10 Nisan 2020 tarihinde sona ermesi halinde ise 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesi normal süresi olan 30 Nisan 2020 tarihine kadar verilecek ve tahakkuk eden vergiler de aynı sürede ödenecektir.

Yaşın ve deneyimin hizmet kalitesine katkısı mutlaka vardır, ancak bir mali müşavirin yaşının veya kronik bir rahatsızlığının müşterilerine sağladığı böyle bir imkâna ilk defa şahit oluyorum.

Yazının devamı...

Mücbir sebep süresi içinde mükellef KDV beyannamesini verip iade talep edebilir mi?

1 Nisan 2020

Çünkü pek çok imalatçı ihracatçı veya ihracatçı açısından KDV iadesini süresinde almak nakit akışı açısından hayati öneme sahip. En ufak bir gecikme bile bu şirketleri batma noktasına getirebilir. Çünkü bunlar ihracatı gerçekleştirebilmek için ödedikleri KDV’yi iade alacaklar, yani ceplerinden çıkmış paranın peşindeler…

Mükellef lehine verilme ve ödeme süresi uzatılan KDV beyannamelerinde “ödenecek KDV” çıkmayıp “iade KDV” çıkıyorsa, bu mükellefler tabii ki beyanlarını uzatma süresi içinde son günü beklemeden verebilirler. Bunda bir tereddüt yok.

Dolayısıyla KDV iade talebinde de bulunabilirler. Mahsuben iadede sorun çıkmayacağını düşünüyorum. Çünkü mahsuben iadeye hak kazanabilmek için, iade talep dilekçesini vermek ve gerekli bilgi ve belgeleri sisteme yüklemek yeterli. Mahsuben iade sonradan gerçekleştirilse bile talep tarihi itibariyle iade yapılacağı için sorun yok. Ancaaak, nakden iade veya teminat karışlığı iadede sorun yaşanabilir. Çünkü her ne kadar biz erken KDV beyannamesi versek de bizim KDV ödediğimiz (veya borçlandığımız) satıcılar/mükellefler mücbir sebep kapsamında beyanname vermemiş olabilirler. Maliye kendisine intikal etmeyen KDV’yi nakden iade etmeyecektir.

Maliyenin acilen bu konuya el atması ve en azından 3 ay boyunca sistemini değiştirmesi gerekiyor…

Yazının devamı...

Corona virüsten etkilenenler için mücbir tebliğ yayımlandı

26 Mart 2020

Mücbir sebep, herhangi bir kimse tarafından alınacak önlemlere karşı önüne geçilmesi olanaksız, borcun yerine getirilmesine engel, borçlunun iradesi dışında beklenmedik olaylar olarak tanımlanıyor.

Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde vergisel açıdan mücbir sebep halleri sayılmış ve 15 inci maddesinde de, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilan etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye Bakanlığın yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.İşte Bakanlık bu yetkisine istinaden 518 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Tebliğ ile koronavirüs salgınından ve bu kapsamda alınan idari tedbirlerden etkilenen iki grup için mücbir sebep halinin varlığını ilan etti ve bu iki grup için hangi vergisel ödevlerin ertelendiğini açıkladı.

1) Birinci grup üç alt gruba ayrılıyor. 

- Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunan tüm gelir vergisi mükellefleri,

- Corona virüs salgınından doğrudan etkilenen ve ana faaliyet alanı itibarıyla; alışveriş merkezleri dahil perakende, sağlık hizmetleri, mobilya imalatı, demir çelik ve metal sanayii, madencilik ve taş ocakçılığı, bina inşaat hizmetleri, endüstriyel mutfak imalatı, otomotiv imalatı ve ticareti ile otomotiv sanayii için parça ve aksesuar imalatı, araç kiralama, depolama faaliyetleri dahil lojistik ve ulaşım, sinema ve tiyatro gibi sanatsal hizmetler, matbaacılık dahil kitap, gazete, dergi ve benzeri basılı ürünlerin yayımcılık faaliyetleri, tur operatörleri ve seyahat acenteleri dahil konaklama faaliyetleri, lokanta, kıraathane dahil yiyecek ve içecek hizmetleri, tekstil ve konfeksiyon imalatı ve ticareti ile halkla ilişkiler dahil etkinlik ve organizasyon hizmetleri sektörlerinde faaliyette bulunan mükellefler

- Ana faaliyet alanı itibarıyla İçişleri Bakanlığınca alınan tedbirler kapsamında geçici süreliğine faaliyetlerine ara verilen yüzme havuzu, hamam, kaplıca, spor, oyun ve düğün salonu, berber ve kuaför gibi işyerlerinin bulunduğu sektörlerde faaliyette bulunan mükellefler.

Bu grubun Nisan başı ile Haziran sonu arasındaki üç ay için mücbir sebep halinde olduğu kabul ediliyor. Bu süre içinde verilmesi gereken Nisan, Mayıs ve Haziran dönemlerine ilişkin sadece KDV ve muhtasar beyannamelerin verilme süresi 27 Temmuz 2020 günü sonuna kadar uzatılıyor. Bu beyannameler üzerinden tahakkuk edecek vergilerin ödeme süreleri de altışar ay uzatılarak, sırasıyla Ekim, Kasım ve Aralık ayları olarak belirleniyor. Diğer beyannameleri (geçici vergi, damga vs.) bunların normal sürelerinde vermeleri ve normal vadelerinde ödemeleri gerekiyor.

Ana faaliyet alanlarının tespiti için vergi dairesi kayıtlarındaki ana faaliyet kodu dikkate alınacak. Bu mükelleflerin ana faaliyet konuları yanında başka faaliyetlerde de bulunmaları, mücbir sebep uygulamasına engel oluşturmayacak. Mükellefin vergi dairesi kayıtlarındaki ana faaliyet kodu yukarıda sektörler arasında bulunmamasına rağmen bu sektörlerden herhangi birisinde fiilen iştigal ettiğini ispat ve tevsik edenlerin fiilen iştigal ettiği ana faaliyet alanı dikkate alınacak.

Yazının devamı...