

Bir şehre yakışan tanımlamalar vardır; zamanla bu nitelendirmeleri hepimiz benimseriz. Yıllarca Konya’nın “düzlük”, “sakin” ve “bisiklete uygun” gibi özelliklerinden söz edildi. Bunları hepsi doğruydu ama biraz eksikti. Çünkü bu özellikler bir hikâyeye dönüşmediği sürece sadece sözde kalıyordu. O hikâye, Avrupa Bisiklet Birliği Başkanı’nın Konya’ya gelip velodromu gezdiği, bir belediye başkanıyla yan yana durup “burada başka bir şey var” dediği gün başlıyordu. O an şunu fark ettim: Konya artık Hollanda ile aynı paragrafta anılıyordu.
Abartı gibi mi geliyor? Hiç abartı değil! “Avrupa Bisiklet Başkenti” ünvanı çok yakışan Konya’da, 34 ülkeden 300’ü aşkın elit sporcunun katıldığı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası bugün tamamlanıyor. Günlerdir Avrupa’nın TV ekranlarında her akşam Konya yer alıyor. Sporcular kadar pist, salon kadar şehir de izleniyor. Şehrin tanıtımı için bazen milyonluk kampanyalardan öte bazen bir pedal sesi, bir viraj, bir tribün görüntüsü yeterli olur. Konya da tam böyle bir konumda.
Bisikletle gelen vitrin
Burada küçük ama kritik bir detayı not düşmek gerekiyor. Bu şampiyona, önceki yıllarda bisiklet kültürünün merkezlerinde düzenleniyordu. Pedallar, 2024’te Hollanda’nın Apeldoorn, 2025’te Belçika’nın Heusden-Zolder şehrinde çevrilmişti. Yani Konya bugün takvimde sadece bir “ev sahibi” değil; Hollanda, Belçika, Almanya, İsviçre gibi ülkelerle aynı kulvarda yer alıyor. Bu, sıradan bir organizasyon değişimi değil; açık bir seviye atlama.
Hollanda denilince bisiklet akla gelir; çünkü orada bisiklet bir spor değil, hayatın kendisidir. İlginçtir, Türkiye’de bisiklet kullanımının en yaygın olduğu illerin başında da Konya gelir. Düz coğrafyası bunun bir parçası ama asıl mesele yıllar içinde oluşan alışkanlık. 680 kilometreyi aşan bisiklet yolları, bisiklet tramvayı, paylaşımlı bisiklet sistemi, toplu taşımaya entegre edilen aparatlarla kurulan düzen… Bunlar vitrin süsü değil, günlük hayatın refleksi.
Bir de çocuklar var. Konya Büyükşehir Belediyesi’nin yıllardır çocuklara ve gençlere dağıttığı binlerce bisiklet, meselenin özünü anlatıyor. Bisiklet sadece sporcuya değil, sokağa, okula, sabah işe gidene de ait. Konya’da bisiklet yarıştan yarışa hatırlanan bir araç değil; hayatın içinde yaşayan bir alışkanlık.
Bu bir tesadüf değil
Bu noktada bir parantez açmak isterim. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’la bugüne kadar pek çok kez bir araya geldim. Konuştuğumuz projeler farklıydı ama ortak bir çizgi hep vardı: kalıcılık, sürdürülebilirlik ve geleceği bugünden kurma fikri. Bisiklet konusu da bu bakışın doğal sonucuydu. Ortaya çıkan tablo bir tesadüf değil, yıllara yayılan bir planın ürünüydü. Altay’ın geçmişte Dünya Belediyeler Birliği’nde üstlendiği görevler de bu vizyonun neden uluslararası bir dil kurabildiğini anlatıyor.
Üstelik bu yaklaşım Konya sınırlarında kalmıyor. Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanlığı görevini de yürüten Altay’ın temsil ettiği belediyecilik anlayışı, bu şehirde üretilen modelin daha geniş bir coğrafyada karşılık bulduğunu gösteriyor. Konya’da atılan her adım, sadece yerel bir yatırım değil, anlatılan bir şehir hikâyesi.
Asıl eşik tam da burada aşıldı. Konya artık “bisiklet dostu şehir” tanımının çok ötesine atladı. Spor turizmiyle, tesis kalitesiyle, uluslararası takvimdeki yeriyle örnek gösterilen bir şehre dönüştü. Avrupa Bisiklet Birliği Başkanı’nın altını çizdiği nokta da buydu: Bu tür organizasyonlar çocukları bisiklete başlatır, şehirleri dünyaya tanıtır, turizmi hareketlendirir.
Bir zamanlar “neden Konya?” diye soranlar vardı. Bugün soru değişti: Konya’yı kim, nasıl yakalayacak? Çünkü bu işler sadece tesis yapmakla olmuyor. Süreklilik istiyor, sabır istiyor, vizyon istiyor. Konya bunu bir günde yapmadı; yıllara yaydı.
O yüzden bu başlık gönül rahatlığıyla atılır: Konya bisiklette Hollanda’ya rakip oldu. Kanalları farklı, rüzgârı başka olabilir. Ama bisiklete bakışı artık aynı ligde. Avrupa Şampiyonası bugün bitiyor; Konya’nın bisiklet hikâyesi ise tüm hızıyla sürüyor.