Gül’ün umudu ve PKK’nın beklentisi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ikinci kez Kürt sorununun çözümüyle ilgili umutlu açıklamalar yapıyor. İlkinde, bu sorunun çözümünde “Güzel şeyler olacak” ifadesini kullanmıştı. Bu kez de Prag yolunda meslektaşlarımıza Kürt sorununun Türkiye’nin en önemli sorunu olduğunu belirterek ve çözüm bağlamında umut yansıtan ifadeler kullandı. Anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı Gül, 2009 yılını bu sorunun çözümü yolunda bir fırsat olarak görüyor ve bazı gelişmeler bekliyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bazı adımlar atmaya niyetli olduğunu, Radikal’de İsmet Berkan’ın izlenimlerinden öğrendik. Berkan, Başbakan Erdoğan’la yaptığı görüşmeden Kürtçe yayınların genişletilmesi, Kürtçe köy isimlerinin geri verilmesi gibi adımlar atabileceği, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le görüşebileceği izlenimi edinmiş.
Bu konunun yeniden gündeme gelmesinde kuşkusuz Hasan Cemal’in, Kandil Dağı’nda Murat Karayılan’la yaptığı ve Milliyet’te 10 gün devam eden dizi yazısı etken oldu. Hasan Cemal, Murat Karayılan’ın görüşlerini yansıttı.

Karayılan’ın yaklaşımı
PKK’nın dağ kadrosunun lideri konumundaki Murat Karayılan, PKK’nın eski PKK olmadığını, bağımsızlık istemediklerini, Türkiye’den ayrılmayı düşünmediklerini belirttikten sonra talep ve beklentilerini şöyle özetledi:
“Bağımsız devlet istemiyoruz. Federasyon da istemiyoruz. Üniter devlet yapısını bozmayan bir çözümden yanayız. Bakın biz artık ‘Demokratik Özerk Kürdistan’ diyoruz. Bundan kasıt sınırların yeniden çizilmesi değildir.”
Ve ekliyor:
“Amacımız Kürtlerin eşit ve özgür yaşamasıdır. Mahalli İdareler Kanunu değişir, yerel yönetimler güçlendirilir. Sonra sıra Kürt kimliğiyle ilgili kültürel haklara ve kimilerinin af dediği ‘toplumsal uzlaşma projesi’ne gelir.”

Öcalan’ın görüşleri
Karayılan’ın söylediklerinde yeni bir şey var mı? Abdullah Öcalan’ın “Sümer Rahip Devleti’nden Halk Cumhuriyeti’ne Doğru adını verdiği ve “Bağımsız Kürdistan’dan Demokratik Cumhuriyet’e” tezini işlediği savunmasına bakıldığında, Karayılan’ın bu görüşleri tekrarladığı görülür.
Öcalan’ın yakalandıktan sonra belirginleştirdiği strateji değişikliğinin özü, “Bağımsız Kürt devleti” ve “federasyon” tezinden vazgeçmesine dayanır. Bunun yerine “demokratik cumhuriyet” tezini koymuştur. Bu tezin esası da anayasal güvence altında Kürtlere yerel yönetimler yoluyla Güneydoğu’da özerklik verilmesidir.
Karayılan’ın dile getirdiği talep ve beklenti de budur.
Öcalan’ın tezleri bununla sınırlı değildir. Bağımsız Kürt devleti projesinden vazgeçtiğini söyleyen Öcalan, dört devlette (Türkiye, Irak, İran, Suriye) demokratik yapılanma talep etmekte, Kürt bölgelerinin özerkliğini istemektedir. Bu yaklaşımını dört ülke için de “Demokratik ülke, özgür anayurt”, “Demokratik Ortadoğu, birleşik anayurt” sloganlarıyla ifade etmiştir. Sonuç, Birleşik Kürdistan projesine çıkmaktadır.
Bu yaklaşımını ütopik bir söylemle, “kırsal-komünal” veya “ekolojik-sosyalist” bir kentsel yaşam tarzı geliştirmek üzere, dört ülkenin temsilcilerinden oluşan bir üst kurul oluşturulması, bu kurulda alınan kararların her ülkede demokratik yoldan takip edilmesi ve hayata geçirilmesi önerisiyle daha ileri götürmektedir.

Üniter yapıyla bağdaşmaz
Öcalan’ın savunmasında işlediği ve Karayılan’ın dile getirdiği, “Demokratik Özerk Kürdistan” yapısı, -adı konmasa da- üniter devlet yapısının terk edilmesi demektir. Güneydoğu’nun milli savunma, dışişleri gibi alanlar dışında iç işlerinde (eğitim, sağlık, maliye, bayındırlık gibi) alanlarda özerk olmasını savunan bu yaklaşım, üniter yapıyla bağdaşmaz.
Buna karşılık, devletin son olarak Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ tarafından ifade edilen çizgisi, kültürel hakların bireysel düzeyde özgürce kullanılması ve yaşanmasıyla sınırlıdır. Kolektif haklara dönüşmemesi ve siyasi alana taşınmaması koşuluyla herkesin anadilini ve kültürünü bireysel özgürlükler bağlamında yaşayabileceği vurgulanmıştır.
İki yaklaşım arasında sanıldığından çok büyük farklar vardır. Türkiye’nin Karayılan’ın önerdiği gibi devlet ve PKK veya DTP tarafından oluşturulacak “akil adamlar komisyonu” marifetiyle masaya oturması ve “özerklik pazarlığı” yapması gerçekçi bir beklenti değildir.
Bu konudaki analizlerimiz sürecek...