Tüzük minderinde genel başkanlık güreşi

CHP, tüzük minderinde bir genel başkanlık güreşine sahne oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal ve Önder Sav’a karşı bu güreşi kazandı.
Kılıçdaroğlu’nu devirmek amacı taşıyan olağanüstü tüzük kurultayı çağrısında bulunan parti içi muhalefetin böyle bir gücü olmadığı anlaşıldı. Kuşku yok ki, eğer tüzük kurultayını muhalifler kazansaydı, atacakları ikinci adım seçim kurultayı ve Kılıçdaroğlu’nun devrilmesi olacaktı.

CHP’de demokratik açılım
Baykal-Sav destekli parti içi muhalefetin Kılıçdaroğlu’na karşı kazan kaldırmasının bir yararı olduysa o da CHP’nin “tek adama” göre dizayn edilmiş tüzüğünün görece demokratik hale getirilmesidir.
Bu vesileyle Kılıçdaroğlu yönetiminin yeni tüzükle kadınlara yüzde 33, gençlere yüzde 10 oranında kota ayırması, çarşaf listeyi esas alması ve genel başkan adayı göstermek için divanın önünde imza atma (bir çeşit fişlemeye tabi tutulma) uygulamasının kaldırılması, parti içi demokrasi açısından CHP adına kazanım sayılabilecek düzenlemelerdi.

Baykal gelmeliydi
Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu’nun ısrarlı davetlerine karşın dünkü kurultaya gelmedi. Bugünküne gelmesi de beklenmiyor.
İnönü ve Ecevit’ten sonra, CHP’ye uzun yıllar damgasını vurmuş olan Deniz Baykal, bu tartışmaların üzerinde kalmalı ve kurultaya gelmeliydi.

İsa Gök’ün çıkışı
Kurultayda muhalefeti milletvekili İsa Gök temsil ediyor gibiydi. Kurultaydaki tek kargaşa Gök’ün çıkışıyla yaşandı.
İsa Gök, Divan’a bir dilekçe vermeye çalıştı. Kurultayın açılması için yeterli delege sayısının olmadığını iddia ediyor ve gündemin muhalefetin taleplerine göre düzenmesini talep ediyordu.
Gök’ün, Kılıçdaroğlu konuşurken dilekçe vermeye çalışması ve kürsüye laf atması şık bir davranış değildi.
Keza Divan Başkanı Adnan Keskin de Kılıçdaroğlu’nu kürsüye davet etmeden Gök’ün dilekçesini alabilir, salonda bulunan delege sayısını açıklayarak tartışmayı bitirebilirdi.

“Post-modern diktatörlük”
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İsa Gök’ün konuşmasını kesmeye yönelik çıkışına, “kimsenin kurultayın huzurunu bozma hak ve yetkisi yoktur” karşılığını vermesi dışında, konuşmasını büyük ölçüde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ayırdı.
Kılıçdaroğlu, eleştiri stratejisini “baskı rejimi” üzerine kurdu. Başbakan Erdoğan’ı “post-modern diktatörlük” kurmakla suçladı.
Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın demokrasi gömleğinin altına post-modern diktatörlük gömleği giydiğini öne sürdü ve bunun Türkiye’ye özgü bir sistem olduğunu savladı.

Erdoğan’a çağrı
CHP’nin tutuklu milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ın, kurultaya gönderdikleri mesajlar, uzun süre alkışlandı.
Kılıçdaroğlu, konuşmasında bu konuda da Başbakan Erdoğan’a çağrıda bulundu.
Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a, “özel yetkili mahkemeleri kaldıralım, tutukluluk süresini kısaltalım, faali meçhullerde zaman aşımını kaldıralım, TÖB-DER’in malvarlığını iade edelim, seçim barajını kaldıralım” diye seslendi.

Kılıçdaroğlu güçlenir
Dünkü tüzük kurultayında ortaya çıkan tablo, Kılıçdaroğlu ve yönetiminin delgelerin dörtte üçüne hakim olduğunu gösterdi. Önümüzdeki dönemde yapılacak ilçe ve il kongreleriyle delege sayısı açısından Kılıçdaroğlu’nun daha güçleneceği ve parti içi muhalefetin ise güç kaybedeceği söylenebilir.
Kılıçdaroğlu, yeni delege yapısıyla yapılacak seçimli kurultayda genel başkanlık koltuğunu sağlamlaştıracaktır. Seçimli kurultaydan sonra pari içi muhalefetin işinin daha da zorlaşacağını tahmin etmek zor değil.

Seçim başarısı
Parti içindeki konumunu güçlendirecek olsa da CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir seçim başarısına ihtiyacı var.
On yıldır iktidarda olmasına karşın AKP’nin oylarını tırmandırmayı sürdürmesi, anamuhalefet lideri olarak Kılıçdaroğlu’nu zorlayan en önemli unsur. CHP’nin iktidar alternatifi haline gelememesi, iktidar partisiyle arasındaki oy farkının çok büyük olması işinin çok zor olduğunu gösteriyor.
Türkiye önümüzdeki yıldan itibaren yoğun seçim dönemine girecek. Yerel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimi ve arkasından genel seçim... Kılıçdaroğlu bu bağlamda ilk sınavı yerel seçimlerde verecek. CHP Lideri bu seçimlerde AKP’ye karşı seçim kazanamazsa, CHP yeniden iç mücadeleye sahne olacaktır.