Teşekkürler Nermin Mollaoğlu!

Bugün size, Türkiye’de edebiyatın kaderini değiştiren, onu dünyaya açan, dünya edebiyatını Türkiye’ye taşıyan çok özel bir kadının hikâyesini anlatmak istiyorum. Erkek gibi bir kadın değil ama... Kadın gibi bir kadın. Kırmızı elbiseleriyle göz kamaştıran, tatlı dilli, hoşsohbet, güzel gülen, güzel seven, iyi kalpli, tuttuğunu koparan ama bunu nahifliğinden ve prensiplerinden ödün vermeden yapan bir kadın o.

İşçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak doğuyor. Şişli Etfal Hastanesi Ebe-Hemşirelik bölümünü bitiriyor. Dünyaya gözlerini açar açmaz ilk onu görüyor bir sürü bebek, onun ellerinde ağlayarak hayatı selamlıyor. Kim bilir kaç hastanın şifası, morali oluyor, başında hemşirelik kepiyle... Derken bu yetmiyor, bir de üstüne Trakya Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği okuyup, mezun oluyor. Ardından, Connecticut Eyalet Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyor. Dönüşte İstanbul Üniversitesi çeviri yüksek lisansına gönüllü öğrenci olarak devam ediyor. Bütün bunları yaparken belirgin bir hedefi yok aslında. Öğrenmeye aç, kendini geliştirmekten haz duyan, her daim ‘yeni şeyler söylemek gerektiğine’ inanan insanlardan o. Fazladan aklında, kalbinde kitaplar var. O dünyada olmak var.

Gel zaman git zaman radikal bir kararla mesleğini bırakıp Yapı Kredi Yayınları’nda telif hakları koordinatörü olarak işe başlıyor. Bu alanda işe alınan ilk kişi kendisi. YKY’de çalışırken Bilgi Üniversitesi’nde ekonomi hukuku alanında yüksek lisans yapıyor. İşine saygısı o kadar büyük ki onu en iyi şekilde yapmak için pratikle yetinmiyor, teorinin de hakkını veriyor velhasıl. Bütün bu birikimlerinin sonunda o zamanlar Türkiye’de pek fazla bilinmeyen bir başka mesleğe geçiş yapıyor, 2006’da Kalem Ajans’ı kurup edebiyat ajanı oluyor. 10 yılda 2000’e yakın Türkçe kitabın çeviri haklarını satıyor. Türk edebiyatı 46 farklı dille buluşuyor sayesinde. Dünyada birçok dilden büyük küçük çok sayıda yayıncının temsilciliğini de yapıyor. Onların kitaplarının telif haklarını da Türkiye’ye satıyor. Velhasıl yabancı dillerdeki kitapları da Türkçeye kazandırıyor. Hemen ekleyeyim, bu yıl da Londra Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen Uluslararası Üstün Başarı Ödülleri’nde En İyi Edebiyat Ajanı Ödülü’ne değer görülüyor.

Bu sıradışı hikâyenin kahramanı Nermin Mollaoğlu. O aynı zamanda Türkiye’nin kadın kahramanlarından biri. 2009’dan bu yana da Türkiye’nin tek uluslararası edebiyat festivali olan İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’ni (İTEF) düzenliyor. İTEF’in hikâyesi ise 2008 yılında Amsterdam Opera Binası’nda doğuyor. Her yıl martın ikinci haftasında düzenlenen ‘kitap haftası’ kapsamında buradaki bir törende Hollanda Kraliçesi’nin yanında oturup, bütün konuşmalar Hollandaca olduğu için sıkılıp dururken... Birden eşi Mehmet Demirtaş’a dönüp kulağına fısıldıyor: “Neden böyle bir festival Türkiye’de yok? Sektöre ne çok faydası olur...”

Dönüşte bu fikrini her önüne gelene anlatıyor. Belediyelere gidiyor, gazete patronlarına, bürokratlara... Herkes seviyor fikri ama ‘büyük iş’ diyorlar. Derken bir gün ofisten çıkıp vapurla eve giderken Boğaz’a bakıp soruyor kendine: “Kimse yapmıyorsa, biz neden yapmıyoruz?” Hemen eşini arıyor, telefonda festivali anlatmaya başlıyor ona, adı da dilinden dökülüveriyor birden: İTEF. Şehirli bir festival olsun istiyor, İstanbul’da doğan bir festival... İstanbul’u, Türkiye’yi, edebiyatımızı en iyi anlatacak isimlerden biri de Tanpınar, Mollaoğlu için. Festivalin adında yer alma nedeni bu. Bir de kendi deyişiyle “Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü okumuş herkesi sevmeye dünden razı” oluşu... Böylelikle temeli atılıyor festivalin ve ilki 2009 yılında düzenleniyor.

Sürekli bir sponsoru olmadan, yapılan ufak tefek bağışlarla festivali her yıl bir adım daha ileriye taşıdı Nermin Mollaoğlu. İTEF şu anda dünyanın en önemli edebiyat festivallerinden biri. İstanbul’da ve Anadolu’nun pek çok şehrinde, 48 ülkeden 467 yazarı ve 32 ülkeden 124 edebiyat profesyonelini Türk edebiyatıyla, okuruyla, edebiyatçıları ve yayıncılarıyla buluşturdu.

İTEF, dün “Şehir ve Hayal” temasıyla başladı. 11 Mayıs’a kadar söyleşiler, edebiyat panelleri, öğrenci ve yazar buluşmalarının yanı sıra konserler, grafik performansları ve masal etkinlikleriyle devam edecek. Sekizi yurt dışından, 22’si yerli olmak üzere 30 yazar, 20 yayıncılık profesyoneli, beş hikâye anlatıcısı ve üç müzik grubu İstanbullu edebiyatseverlerle buluşacak. O çok özel kadının edebiyat aşkıyla çarpan koca yüreği sayesinde. Teşekkürler Nermin Mollaoğlu. “Yaralı doğar bütün insanlar” der ya Leyla Erbil. Bize edebiyatla şifa vermeye devam ettiğin için...