NFT ve Dijital Sanat: Arttıran var mı? Satıyorum, satıyorum, sattım!

6 Nisan 2021

Dijital sanat sanat mıdır, bunu icra edenler sanatçı mıdır diye tartışılırken, daha ilginç haberlerle her geçen gün karşılaşıyoruz. Özellikle sanat eserleri üreten yaratıcı zihinlerin tanınması, eserlerine paha biçilmesi eskiden sanatçının bu hayattan neredeyse göçme zamanına denk gelirdi… Bu da daha çok sanatçıların ve aydınların kendi zamanlarının ötesinde olmasına yorulurdu… Artık son gelişmelerle, “Yaşarken kıymeti bilinmedi…”ler son buluyor diyebiliriz.

Öncelikle sanatçının eserlerini tanıtabileceği medya aracı sosyal medya sayesinde ücretsiz ve tüm dünyaya açık artık. Tanıtıma çözüm bulunmuşken, son dönemlerde bu işin gelir kısmının nasıl ilerleyeceğine de çözümü yine dijital dünya sundu. Özellikle blokzincir kavramını en çok kripto paralar ile duyarken sanat dünyası bu alana hepsini sollayarak hızla giriş yaptı.

NFT… “Non-Fungible Token” en kısa tanımıyla resim, video, müzik, yazı veya fiziksel nesnelerin dijital alanda karşılığının olması denilebilir. Bir çeşit “benzeri olmayan dijital eser”, kendisinin prototipi... Artık dijital ürünlerin blokzincir üzerinden açık arttırma ile satışı modadan ziyade yeni normal olma yolunda. Bir de dijital ortamın kopyala yapıştır kolaycılığı ile de bir soruna dönüşen fikri mülkiyet hakları konusu böylelikle çözülüyor.

Bu hafta bol bol dijital sanat, biraz NFT ve biraz da dijital sanatın geleceğini bu alanın uzmanlarından olan Fatih Sevimlikurt ile konuştuk. Türkiye’nin yaratıcı ve üretken beyinlerinden kendisi. Hem bir dijital sanatçı hem de müzisyen olmasıyla eserlerine görsellik yanında işitsellik katarak sektörde bir ilk yarattı. Sanatındaki başarısı kadar, NFT konusunda en çok aranan, fikri alınan uzmanlardan kendisi.

Evet, şimdi Fatih Sevimlikurt’u senden dinlemeye başlayalım…

İstanbul’da 1981 yılında doğdum. Halen çocukluk dönemimden kalma hayal gücümü ve yaratıcılığımı kullanmaya çalışıyorum diyebilirim. Sesler, görüntüler, fikirler, düşünceler her zaman ilgi odağımdaydı. Ailem her konuda desteklerini esirgemediler benden. Babam ilk bilgisayarımı ve gitarımı alan kişidir. Hem dijital sanat alanında hem de müzik üreten biri olmamda katkısı ve emeği çoktur.

Anladığım kadarıyla bilgisayar ve sanat dünyasını bi

Yazının devamı...

Suyun Dünü, Bugünü ve Yarını: Su Elçileri

22 Mart 2021

Mavi küremiz… Astronotların ilk defa gezegenimizi gördüklerinde söyledikleriydi bu… %70’i suyla kaplı olan dünyamız; yaşamın kaynağı ve başlangıcı olan su… İki hidrojen ve bir oksijen dedik su molekülünün oluşumuna basitçe… 13,7 milyar yıl önce Büyük Patlamayla evrenimiz oluşurken, işte bu hidrojen de o zamanlarda ortaya çıkar ve hala evrenimizdeki en yaygın atomdur... Oysa oksijen atomu milyonlarca yıl sonra katılır evrene.

Öyle ki yer küremiz 4,5 milyar yıl önce ilk oluştuğunda alev alev yanardağların olduğu kurak bir yerdi. Derken su, uzaydan donmuş parçalar halinde geldi gezegenimize. O dönemlerde atmosfer henüz oluşmadığı için de su molekülleri kaynayıp uzaya uçuyordu… 500 milyon yıl önce atmosferimiz oluşunca su artık dünyada kalmaya başladı, hatta öyle yağmur yağdı ki kesilmeden, binlerce yıl süren yağmurlardı… Böylelikle o mavi küremizdeki su birikmeye başlamıştı.

Hoş geldin yaşam… Tarihi neredeyse gezegenimizle yaşıt olan suda 3,5 milyar yıl önce basit hücrelerle yaşam başlar ve günümüze değin canlılık çeşitlenir... Neden suyun var oluşunu anlatıyorum derseniz, suyun dengesindeki en ufak bir bozukluk canlılığımız, yaşam için bir tehdit çünkü. Her var oluşun bir de yok oluşu olabileceği için…

Suyun önemini küresel ısınma ve iklim kriziyle tüm dünya konuşurken, ülkemizde de bu çalışmaları yürüten mükemmel bir ekip var: Su Elçileri. Başkanlığını yapan mühendis Özgür Aydıncak ise vizyoner, çevreci, vatansever, dünyasever bir hümanist.

Özgür Aydıncak, seni tanıyarak başlayalım…

Ankara’da Türkiye Cumhuriyet’nin 50. yılında dünyaya geldim. Ziraat Mühendisiyim. Babam Tıp Hekimi, annem ev hanımı, erkek kardeşim Beyin Cerrahı, kız kardeşim de Mühendis… Ailemde eğitim her zaman en önemli konu olmuştur. Ve tüm yaşamımda desteklerini sonuna kadar verdiler. Buradan onlara teşekkür etmek istiyorum…

Peki, çevre konularına ilgin nasıl başladı?

Yazının devamı...

Küresel Isınmaya Karşı Yenilenebilir Enerji Çözümleri

15 Mart 2021

Küresel Isınmaya Karşı Yenilenebilir Enerji Çözümleri

Güneş… Dünyamızda ısı ve ışığından yararlandığımız en eski enerji kaynağımız. Derken zamanla rüzgâr gülleri ve tribünleri, termal su, su değirmenleri, akıntılar hatta dalgalarla da birçok doğal yoldan enerjiyi hayatlarımıza dahil ettik.

Enerjiyi ilk olarak ısı ve ışık yaymasıyla kullanırken, elde ettiğimiz buharın kocaman arabaları, deniz taşıtlarını, trenlerini hareket ettirişine şahit olduk. Sadece daha güçlüsüne ihtiyacımız vardı... Ateşin, yanmanın sağladığı gücü fosil yakıtlarda keşfedince buradan çıkan enerjiyi sanayiye çok hızlı entegre ederek sanayi çağına tam geçişi sağladık.

Elektrik… Keşfi M.Ö. 600’e kadar gitse de sanayide kullanımı, insanlığın teknolojik gelişimine katkısı 1800’lerden itibaren yerini buldu.

Fosil yakıtlar… Nüfusumuz öyle hızlı artıyordu ki milyarlarca yıl içinde oluşan fosil yakıtları 100-150 yıl kadar kısa bir sürede tüketir olduk. Hem de çevreye bu yakıtların saldığı karbon emisyonları yüzünden ciddi bir kirlenmeye sebebiyet vererek…

Nükleer enerji… Enerjiye ihtiyacımızın ne kadar büyük olduğunu bu fosil yakıtlara ev sahipliği yapan ve elektrik üretimi teknolojisine sahip ülkelerin gelişmesinden, elde ettiği gelirden de görünce alternatif yollara bilimle başvurduk. Çeşitli kimyasal bileşenlerle ve fizikle elde edilen bu enerji türünün kontrol edilemediği takdirde de insanlığa zenginlik katması yanında bir tehdit oluşturduğunu da bizzat yaşadık…

Ve döndük dolaştık yine geldik doğal kaynaklara… Birçok bilim insanı bu çalışmalara hız vermişken ülkemizden de genç bir bilim insanı adayı Polonya’da doktorasını bu alanda yapıyor. Yüksek Elektrik Elektronik Mühendisi olan Burak Çankaya, Yenilenebilir Enerji Sistemlerini yapay zekayla işleyeceği bir alana hazırlanıyor. Ayrıca YouTube’da çok çarpıcı konu ve konuklara değinen Gelecek Bilimde platformunun da kurucu ortağı…

Yazının devamı...

Geleceğin Kadınları Daha Yeni Başlıyor: Uyanış…

8 Mart 2021

Dijital çağ ülkemizin yakaladığı en büyük fırsat oldu. Öyle ki her geçen gün göğsümüzü kabartan haberlerle karşılaşıyoruz. Özellikle ülkemizde kadın istihdamı oranı %50’yi geçtiğinden beri hukuktan sanayiye her sektörde ekonomimizin büyümesinde mucizeler yaşanıyor. Bakanlıklardan başkanlık ve genel müdürlüklere kadar kadınların görevlendirilme oranlarının da yarı yarıya gerçekleşmesiyle en az 3 yabancı dil bilen zeki, çalışkan, genç ve duyarlı kadınlarımız küresel konularda da ülkemizi gururla temsil ediyorlar.

“Kadın eli değmiş…” bir ülkenin huzuru, akl-ı selimliği, estetiği ve yönetişim becerisiyle, kadını erkeği bir ve birlik, örnek bir ülkeyiz. Son zamanlarda adını tüm dünyada sıkça duyduğumuz yüzlerce isim arasından bir kısmına bugün burada 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü sebebiyle değineceğim.

Şeyma Denizbaşı… Geliştirdiği dijital ticaret platformu sayesinde dünyanın en iyi girişimciler listesinde ilk 100’e girmeye layık görüldü. Ocak ayında aldığı uçuk rakamdaki yatırımla şirketinin değerlemesi her geçen gün yükselmeye devam ediyor. Ticari zekasının yanında, gönüllü çalışmalarıyla da dikkatleri üzerine çeken Denizbaşı, en son Yemen’deki kız çocuklarının okutulmasıyla tüm dünyanın ilgisini çektiği bir farkındalığa imza attı. Kendisinin de bizzat eğitimlerine katıldığı bu çalışmada, 6 aydır her ay 1 hafta orada zaman geçirirken, çocuklarla olan fotoğrafları da çok konuşuluyor.

Bir gün ülkemizden de dünya yıldızları çıkacak demiştik... Aleyna Kurt bunu başardı. Tüm listelerde 2021 yazı boyunca liste başı olan Kurt, bu seneki MTV Müzik ödüllerinde 3 dalda ödül almaya hak kazandı. Sesiyle olduğu kadar, bayrağımızın motiflerini taşıdığı kıyafetiyle de gözleri büyüledi. Beyonce ile sahnede gerçekleştirdikleri Türkçe düet “Bir Şarkısın Sen” sonrası açıklamalarında yakında dünya turnesine çıkacaklarını ve ilk konseri yine İstanbul’da başlatacaklarını duyurdular. Elde edilen geliri de Covid_19 aşısına ulaşamayan dezavantajlı ülkelere aşı için vereceklermiş.

Markalarımıza sürekli yenileri katılıyor. Kozmetik ürünlerinde ülkemizin bir gün dünya çapında başarı elde edeceğini, hele ki kadın girişimcilerle sağlanacağına hep inanıyorduk. Siz kimden bahsettiğimi anladınız…

Evet! Kozmetik ürünlerinin divası Damla Eliç… Çok hızlı bir giriş yaptı sektöre ve tek hedefi küresele açılmaktı. Bunu da gerçekleştirdi. En son 4.cü fabrikasını Brezilya’da açmaya hazırlanan Eliç, burayı tercih etmesinde tüm kıtalara birer merkez kurmak kadar, dünyadaki tüm kadınlara istihdam sağlamak olduğunu belirtti. Çalışanlarının %70’i kadınlardan oluşan Eliç, yepyeni pazarlama anlayışıyla Oprah’ın örnek gösterdiği kadınlarımızdan oldu.

Bilim ve teknoloji alanında da yerimizde duramadığımız bir sene geçirdik. Anadolu’muzdaki farklı üniversitelerden 5 kız öğrencimiz, birlikte geliştirdikleri Sentetik Et ile, Time dergisine kapak oldular. Açlıkla mücadele konusunda en büyük adımı atan bu kızlarımız çok yakında dünyanın herhangi bir yerinde ete ulaşamayan hiçbir çocuk kalmayacak dediler.

Küresel Isınmaya çare de Türkiye’den! Bilimdeki gelişmeler ve yetkililerce yapılan yatırımlar sebebiyle son 5 yıldır birçok bilimsel çalışma için binlerce öğrenci ülkemizi tercih etmeye devam ediyor. Kore, ABD, Almanya ve Hindistan’dan gelen kız doktora öğrencileri yaptıkları çalışmalarla Küresel Isınma üzerine Türkiye’de önemli bir araştırma merkezi açıyorlar. Yurt dışından da fonlanacak bu merkezin ilk ihtiyaçları Türkik İklim Merkezi tarafından karşılanacak. Bu araştırma merkezi böylelikle, ülkemizde 10.000 kişinin çalıştığı iklim çalışmaları Türkik için 6.sını Antartika’da açtığımız merkez ile bağlantıda olacak 7. merkez olacak.

Yazının devamı...

Geleceğin Kodu Genlerimizde: Genetik ve Biyomühendislik

1 Mart 2021

Genetik… Pandemi döneminin bizlere yaşatmaya devam ettiği zorluklar yanında sağlık alanında en çok konuşulanlar arasındaydı. Hangi gen en çok yakalanıyor veya az etkileniyor teorileri uçuştu. Derken, büyük güçlerin aşı içine yerleştirdiği mikro çiplerle insanların DNA’sı bozulacağı iddia edildi. Ardından, virüs gayet doğal sebeplerle mutasyon geçirdiği için evrim teorisi kanıksanıp, konuşulur oldu.

Covid_19 ile mücadelemiz devam ederken diğer yandan küresel ısınmanın etkileri de kendini çok fazla hissettirmeye başladı. Artan nüfusla doğal kaynakların tüketilmesi, iklim krizi, çevre kirliliği, kıtlık, susuzluk… Et ürünlerindeki son derece yüksek su kullanımı, karbon salınımı ve maliyeti konusu birden gıda alanında da sentetik et yetiştiriciliğini gündeme getirdi… Evet, bitki yetiştirir gibi hem de…

Ve yapay zekâ… Karantinalar sebebiyle dijital platformlara kitlelerce giriş sağlanırken, biraz ayılınca bu platform sahiplerinin elde ettiği kişisel veriler konuşulur oldu bu sefer de… Artık kan grubumuzdan ayakkabı numaramıza, en çok tercih ettiğimiz film türünden en son kullandığımız ilaca kadar her izimiz erişilebilir halde.

Kocaman bir “Disiplinler Arası”cılık dönemindeyiz. Bu çağa ve döneme en güzel örneklerden genç bir Genetik ve BiyoMühendisi bu hafta aramızda: Melis Kalkan… Ülkemiz adına umutluyum dememin sebeplerinden biri o da. Bilgisi ve vizyonuna, güler yüzlü heyecanı da katılınca sohbete doyum olmuyor…

Melis Kalkan’ı senden tanıyalım…

İstanbul’da doğdum ve burada yetiştim. Çocukluğumdan beri hep tıp alanına ilgi duyuyordum. Okuma yazmayı öğrendikten sonra ilk iş olarak, kendime kağıtlardan “Dr. Melis Kalkan” yazılı kartvizit hazırlayıp, bütün aileme dağıttığımı hatırlıyorum. Daha sonra bu ilgim genetik alanı üzerine yoğunlaşmaya başladı ve ortaokuldan itibaren genetik alanında çalışan bir bilim insanı olmak istedim.   Şu anda Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik bölümünde doktoramı tamamlamak üzereyim.

Çok güzel ve heyecanlı. Bu alanda pek çok planın vardır eminim.

Yazının devamı...

Dijital Çağın Kişiye Özel Finans Dünyası: Kriptoparalar

22 Şubat 2021

Dijital teknolojiler bizlere önce şahsımıza özel elektronik posta alanları, sonra medya platformları sundu. Şimdide kendimize ait para birimlerimize sahip olacağımız bir döneme giriyoruz…

Para birimleri şimdiye değin merkeziyet sistemiyle yönetilen, belli kurumlarca sahiplenilen bir alan oldu. Bir yandan da para birimlerini uzun yıllar ülkelerin resmi varlığının simgesi olarak kullandık. Oysa bundan sonra para birimlerinin kişiselleşmesiyle, finansal özerkliğini ilan eden insanlar yığını olma dönemine doğru ilerliyoruz…

Para biriminin tarihçesine bakarsak… M.Ö. 7. Yüzyılda Anadolu medeniyetlerinden Lidyalılarla ilk olarak tarih sahnesine madeni pullar olarak girer. M.S. 6.Yüzyıldaysa Çin’de ilk kâğıt paralar kullanıma girer. İlk kredi kartı, günümüzdekine benzer şekilde, 1949 yılında hayata geçmiş olsa da onun da tarihi M.Ö. 3000 yıllarına, o zamanın senetleri olur kendileri, Asurlulara dayanır. Aslında kredi kartlarıyla ilk dijital para kullanımının denemelerini yaparız yıllardır.

Gelelim “Kripto Para”ya… Yakında çokça kullanacak olduğumuz bu kriptopara nediri bu alanda tanıdığım en iyi uzman Dr. Bora Erdamar’a sordum, o da harika cevaplar verdi.  Dünyada 208 ülke var, 200 civarında da halen kullandığımız para birimi var. Bu “Kripto Para” ise şimdiden 6000’den fazla, ne olacak dedim: “Bu daha başlangıç, merkeziyetsizliğe hazırlanın…” dedi.

Bora Erdamar’ı senden dinleyelim…

1980 yılında Zonguldak’da doğdum. Boğaziçi Üniversitesi Fizik bölümünü kazandım. Ardından, Boğaziçi Matematik bölümüne geçiş yapıp mezun oldum. Derken Fransa’da Ecole Polytechnique’de yüksek onur derecesiyle Ekonomi alanında doktoramı tamamladım.

Peki ya ailen senin bu gelişmende nerede oldular?

Yazının devamı...

Fütürist Moda Akımı Öncüleri Yolda: Endüstri Ürünleri Tasarımcıları

8 Şubat 2021

E-ticaret sitelerinin hayatımıza girmesiyle, sanayi devriminin icadı “Seri Üretim”e, “Erişim ve Ulaşım” kolaylığı eklendi. Böylece giyim sektörü bir ihtiyaç ve tarz olmaktan öte, tüketim çılgınlığına ve tasarımda yaratıcılıktan yoksunluğa dönüştü.

İyi haberse, dijital çağ çok yakında bizleri sıra dışılık ve sadelikle ağırlayacak. İki uç kavram gibi gelebilir ki öyle de aslında. Teknolojik gelişmeler ve dijital programları daha akıllıca ve yaratıcı kullanan “Tasarımcılar” daha butik, birebir kişiye özel ürünleri bizlere daha seri şekilde sunmaya başlıyorlar.

Modanın da teknolojisi mi olur diye düşünülebilirsiniz… Evet gayette olur. Taklit ve benzer ürünlerle pazara daha çok satış yapma merakı tüketicileri yormuştu hem zevk hem de ekonomik olarak. Bir de tüketiciler doydular. Çağımız hız çağı diye boşa söylenmiyor.

Tom Ford, Giorgio Armani, Gianfranco Ferré, Pierre Cardin gibi modayı “Endüstri Ürünleri Tasarımcısı” bilgisiyle işleyenler işte bu yüzden beni heyecanlandırıyor. Bu marka isimlere ülkemizden örnek olan Ahmet Baytar’ın “Fütürist” tarzdaki ayakkabı ve aksesuar tasarımlarıyla neden modanın Elon Musk’ı olarak anıldığını eserlerinden anlayacaksınız. Küresel markalaşma yolunda atmaya hazırlandığı adımlarla da adını sıkça dünyada duyacağız.

Ahmet Baytar’ı keşfetmeye başlayalım…

Özetle “Ayakkabı ve Aksesuar (Çanta vs.) Tasarımcısı ve Eğitmen” diyorum kendime… İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesini 2.’likle kazanıp, sonrasında Mimar Sinan Üniversitesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nü yine 2.’likle kazanarak eğitimimi sürdürdüm.

Güzel Sanatlar Lisesine yönelmen harika olmuş… Peki, ailende de modaya ilgi var mıydı?

Yazının devamı...

Türkiye, Altın Madalya Sana Çok Yakışacak: E-Spor Olimpiyatları

1 Şubat 2021

Bu haftaki söyleşim e-spor için yeni bir şeyler bulma gayretiyle hazırlanırken bir makale beni önce çok heyecanlandırdı: “E-sporun kökenleri aslında çoook eskiye dayanıyor!” diyordu. Sonra devamını okuyunca bir duraksadım ve vay be dedim, bu çağ gerçekten hız çağı çünkü makalenin devamı şöyleydi: “Türkiye’de henüz gelişmekte olan e-sporun tarihi 1980’lere uzanıyor!” Çoook eskiymiş…

Evet, 1977’de piyasaya sürülen Atari’nin ilk oyun turnuvası yaklaşık 10.000 kişinin katılımıyla 1980’de başlıyor. Ve günümüzde küresel e-spor izleyici sayısının 2020’de dünya çapında 453,8 milyon olduğu, küresel pazar büyüklüğününse 2021 yılında 180 milyar dolara yaklaşacağı tahmin ediliyor. Ayrıca artık tam bir spor dalı olarak görülmeye de başlandı… 2022 Asya Oyunları için takvime dahil edildiği gibi, 2024 Olimpiyat Oyunlarına da dahil edilmesi hedefleniyor.

Kendilerinden sıkça söz ettiren Z nesli gençlerimiz de uluslararası transferleri ve oyunlardaki başarılarıyla ülkemizin adını duyurmaya devam ediyorlar. Woxic lakabıyla tanınan Özgür Eker bu hafta konuğum. Adından söz edilmeyen yer, ülke yok gibi… Spordaki uzmanlıkları kadar genel kültür ve bilgi seviyelerinin de ne derede yüksek olduğunu onu tanıyınca daha iyi anladım ve son derece gurur duydum.

Özgür Eker’i senden tanımaya başlayalım.

22 yaşındayım. Profesyonel CSGO (e-spor) oyununda "Woxic" lakabı ile biliniyorum. İstanbul, Kadıköy'de doğdum ve bir ara babamın işi sebebiyle Adana'ya taşındık. Sonra tekrardan İstanbul’a evimize döndük ve o gün bugündür İstanbul’dayız.

Kariyerin ve uzmanlığın çok çok yeni bir alan aslında. Ailen bu konuya nasıl yaklaştı?

Evet çok yeni... Özellikle babam bana çok destek oldu annemle ayrılmaları sonrası. Zamanla amatör dönemlerimde kazandığım başarı ve gelirle ona kendimi kanıtlayabildiğim için mutluyum.

Yazının devamı...