Negatif enerjilerden kurtulmak

6 Ekim 2020

Ah bu negatif enerjiler hayatımızda olmazsa olmazlar değil mi? Bu yazımda o negatif enerjileri nasıl ortadan kaldıracağımızdan bahsedeceğim, benim tarafımdan denendi ve onaylandı! Olumsuzluğu ortadan kaldırmak ve iyi hisleri eve getirmek için adaçayı ve palo santo ile enerji temizlemesi yapmak oldukça etkili bir yöntem. Her gün olmasa da gün aşırı adaçayı, palo santo ve defne yaprağını yakıp tüm odalarda gezdiriyorum. Beni çok rahatlatıyor. Bu ritüeller kulaktan dolma değil, maneviyatın arkasında da bilim vardır: Yandığında, adaçayı dumanı havanın bileşimini değiştiren ve pozitif ruh hali artışlarıyla bağlantılı olan iyonları serbest bırakır. Mükemmel bir stres giderici olmanın yanı sıra, adaçayı yakmak güçlü bir ruhsal ritüel ve kişisel bakım uygulaması olabilir. Adaçayı yakma ritüelinin kökleri Kızılderili geleneğine dayanır. Günümüzde insanlar, bir alanı veya ortamı negatif enerjiden temizlemek, iyileşmeyi teşvik etmek için adaçayı ve diğer kutsal bitkileri yakıyor. Niyet, bu ritüel ile her şeydir, bu yüzden aydınlanmadan önce, alanınızda ve kendinizde neyi arındırmaya, iyileştirmeye veya salıvermeye çalıştığınızı sorun. Beyaz adaçayı, alan temizliği için kullanılan oldukça yaygın bir çeşittir, ancak aynı zamanda defne yaprağı da kullanabilirsiniz. Hangi malzemeyi seçerseniz seçin, bu gerçekten niyetle ilgilidir.



Çok sayıda insanla çalışıyorsanız, çeşitli kişiliklerle çok etkileşime girdiğiniz, el sıkıştığınız, seyahat ettiğiniz bir işte çalışıyorsanız veya yeni bir ev veya ofis alanına taşınıyorsanız, önceki sahibinin enerjisini temizlemek ve alan için kendi niyetinizi belirlemek için adaçayı yakmak için mükemmel bir zamandır. Adaçayının bir ucunu yakın. Kurumuş yaprakların uçları yavaşça yanacak şekilde alevin sönmesine izin verin ve dumanın yükselmesini izleyin. Daha fazla duman çıkması için ucundan hafifçe üfleyebilirsiniz, ancak yüzünüzü uzakta tutun, çünkü küçük kül kıvılcımların kirpiklerimizi ve kaşlarımızı yakmasını istemeyiz di mi? :) Niyetinizi göz önünde bulundurarak alanınızda ve farklı odalarınızda gezinmeye başlayın. Bir köşeden başlamak ve enerjiyi kapıya doğru "itmek", kötü titreşimleri serbest bırakmak için iyi bir yol olabilir. Koridorlar ve kapılar gibi yüksek trafikli alanların yanı sıra köşelerde ve aynaların yakınında dalgalanmaya özellikle dikkat edin. Ayrıca pencerelere daha fazla dikkat edin. Adaçayının kendi kendine yanmasına da izin verebilirsiniz. Bazı insanlar, adaçayı dumanının maksimum güce ulaşması için 20-30 dakika beklemeyi sever. Ardından, sıkışmış tüm enerjinin dışarı çıkmasına izin vermek için tüm pencereleri açın.

Yazının devamı...

"Ne yersen o’sun" ne demek?

16 Eylül 2020

“Ne yersen o’sun” sözünü çokça duymuşumdur, merak da etmişimdir, hem kendi merakımı gidermek hem de bu bilgileri sizlerle paylaşmak için küçük bir araştırma yaptım. Bu konuyla ilgili bulgularım, vücudunuz ve yemeğinizle ilişkinizi yeniden düşünmenizi sağlayacak.

Gelin biraz besinlerin sadece fiziksel sağlığımızı değil ruh sağlımızı da nasıl etkilediğine bakalım. Nasıl hissettiğimizi, hangi duygularla başa çıktığımızı ve enerjik hissedip hissetmediğimizi belirleyen en önemli faktör yediklerimizdir. Bu sebeple “ne yerseniz O’sunuz” denilir. Vücudunuzu sürekli kendini yenileyen bir makine olarak düşünün, yediğimiz besinlerin yapıtaşlarını kendini oluşturmak için kullanır. Yani, yemek yediğimiz zaman, sindirim sistemimiz yemeği yapıtaşlarına ayırır, bu yapıtaşları vücut tarafından emilir ve hücrelerde dönüştürülür. Kısacası gerçekten ne yiyorsak o’yuz.

Bundan dolayı yediğimiz her şeye çok dikkat etmemiz gerekiyor sonuçta o bizim bir parçamız olacak. Besinsiz yiyecekler yiyip vücudunuzun "hücre üretim tesisinin" verimli çalışmasını ve en iyi şekilde üretim yapmasını bekleyemezsiniz. Bu, birinin size bir kaşık vermesi ve bir bifteği ikiye böldüğünüzde güzel ve temiz bir şekilde denemenizi istemesiyle eşdeğerdir. Yeterince çabalarsanız, eninde sonunda onu keseceğinize eminim, ama temiz olmayacak ve muhtemelen dağınık görünecektir. Hücreleriniz aynı durumda üretilecektir.

Beslenme, açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak, canının çektiğini yemek, içmek değildir. Beslenme, sağlığı korumak, geliştirmek, yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla yapılmalıdır. Bunun için de, vücudun gereksinimi olan besin maddeleri, yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda alınmalıdır. Daha fazla yeşil daha az fast food yiyerek yaşam kalitemizi oldukça arttırırız. Besinlerin bazıları mutlu, bazıları enerjik, bazıları sakin hissetmemizi sağlıyor. Bu nedenle iyi hissetmek için dengeyi sağlamak zorundayız.

Yazının devamı...

Kokunun gücü

14 Eylül 2020

Koku, diğer duyulara kıyasla genellikle hafızanın en önemli tetikleyicisi olarak kabul edilir. İnsana inanılmaz flashbackler yaşatabilen hafıza çeşididir. Duyularla inşa edilen hafıza şehrinde, en itibarlı yere sahiptir. Mis gibi yıkanmış çarşaf kokusu, annemizin kokusu, en sevdiğimiz yemeğin kokusu, yeni demlenmiş kahve kokusu, aşık olduğumuz insanın kokusu... Geldi değil mi burnunuza bu kokular?

Bildik bir koku çocukluğumuza bile götürür bizi. Anneannemin evinin kendine özgü bir kokusu vardı. Tarif edemeyeceğim bir koku. Arada sırada o koku gelir burnuma o kokuyla beraber anılar da canlanır, kaybolduğunu sandığım anılar... Sahi nasıl oluyor da unuttuğumuzu sandığımız o anılar tekrar bir koku sayesinde canlanıyor? Normalde pek üzerinde durmadığımız bir duyu bu.

Aslında koku duyusu diğer duyulardan önce ortaya çıkmıştır. İlk canlılar görme ve duyma duyularını geliştirmeden önce koklayabiliyorlardı.

Kokular, burnumuzdaki 30 milyon civarındaki koku hücresi tarafından algılandığında beynin duygusal hafıza merkezine ulaşıyor. Her insanın kokusu, parmak izi gibi, tamamıyla kendine özgüdür. Bazı araştırmalar ise koku alamayan insanların anılarının da silindiğini ortaya koymuştur. Ne üzücü değil mi? O güzel anıları tekrardan hatırlayamamak... Kokunun bu denli etkileyici olmasının bilimsel nedenine gelirsek, koku beyne emri iletirken en kısa yolu kullanıyor. Diğer duyular beyne ulaşmak için uzun bir mesafe kat ederken koku anında tepkimelerle kendini belli ediyor. Güzel koku insanda güzel hisler oluşturduğu için pazarlama sektöründe de tercih ediliyor. Özellikle mağazalarda kullanılan kokular insanı rahatlatır ve alışveriş yapma hevesini tetikler. (Aah bu kapitalizm!)

Yazının devamı...

Sonbahar/Kış 2020-2021 için kilit moda trendleri

11 Eylül 2020

Sıcacık güneşli havaları geride bırakmaya çok az kaldı… Benim en sevdiğim sezona giriyoruz. Her anlamda sonbahar ve kışı, yaza değişmem sanırım. En sevdiğim kısmı ise o sezona ait kıyafetler, ayakkabılar, çantalar… Sürdürülebilirlik bilincinin arttığını bu sezon fazlasıyla hissedeceğiz. Gelelim neler göreceğiz görmek zorunda kalacağız bu gözler bunu da mı gördü diyeceğiz artık orasına siz karar verirsiniz :)

Gösterişli ve Güçlü Kollar

Zoom üzerinden toplantılar, video konferanslar, instagram canlı yayınları artık hayatımızın bir parçası olmuşken hayatımızı kurtaracak harika bir detay! Sezonun ana motiflerinden biri güçlü bir geriye dönüş yapıyor alışagelmiş yuvarlak ve kare omuz detaylarının yerini artık üçgen kollar alıyor. Kalın omuzlar ve vatka detayları özellikle düşük omuzlu kadınlar için çok ideal. 'Hayır asla giyemem!' demeyin gardırobunuzda bir parça kesinlikle bulundurun. Unutmayın ki belirgin omuzlar güçlü ve cesur bir imaj yaratır. 

Karşıt Renk Kombinasyonu

Kırmızı ve pembeyi bir arada giymeyi asla ama asla hayal bile edemiyordum (ah bu önyargılar). Bu trende alışmam biraz zor olacak ama tasarımcılar kırmızı ve pembeyi o kadar güzel eşleştirmişler ki sanırım o ön yargılarım kırılmak üzere! E ne yapıyoruz o zaman gardırobumuzu açıp içinden kırmızı ve pembe kıyafet kombinleri yapıyoruz korkmuyoruz ve cesur davranıyoruz.

Bohem Şıklığı

Romantizm sevenler burada mı? Aşk ve Gurur (Pride & Prejudice) filmini hatırlıyor musunuz? Bu tarz kıyafetler görünce direkt aklıma o film geliyor izlemeyen varsa kesinlikle izlesin. Bu elbiseleri kemerlerle, western botlarla giymeye bayılıyorum çok farklı bir hava katıyor.

Trençkotlar

Yazının devamı...