Güldener Sonumut

Güldener Sonumut

ntvbenelux@gmail.com

Tüm Yazıları

Belçika Devlet Güvenlik Servisi (VSSE), 2025 faaliyetleri ve 2026 yılına ilişkin olası tehditlere yönelik kapsamlı bir rapor kaleme aldı. 44 sayfalık raporda, terör örgütü PKK’nın Avrupa’daki yapılanmasına ve 2025’te yaşanan kritik gelişmelere dair çarpıcı ifadelere yer veriliyor.

Belçika istihbaratından dikkat çeken PKK raporu

Nitekim, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın mayıs ayındaki “dağılma” çağrısı için “dönüm noktası” nitelemesi yapılırken, örgütün Avrupa’daki lojistik ve ideolojik etkisinin hâlâ diri olduğuna dikkat çekildi, “Örgüt silahlı gücünü halen koruyor. Silahların tamamen bırakılması için aşılması gereken çok kritik aşamalar var” değerlendirmesi yapıldı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

‘Arka bahçe’ gibi

Raporun en can alıcı kısmı, PKK’nın Belçika’yı bir “arka bahçe” olarak kullanmayı sürdürdüğünü gözler önüne seriyor. Zira raporda, Brüksel’in uluslararası kurumlara ev sahipliği yapmasını fırsat bilen örgütün, burada iki koldan faaliyet yürütmeye devam ettiğine işaret ediliyor. Raporda, örgütün, gösteriler ve sözde “Kürt davasına destek” yürüyüşleriyle siyasi meşruiyet arayışında olduğu, Türkiye, Suriye ve Irak’taki çatışma bölgelerine aktarılan devasa bir lojistik ve mali destek ağı bulunduğu gibi dikkat çekici saptamalar da yer alıyor.

Ayrıca bölücü terör örgütü ve yandaşlarının, Belçika ile Avrupa’daki aşırı sol siyasi oluşumlar ve örgütlerle bağlantıları olduğu hatırlatılıyor. VSSE’ye göre PKK, Belçika’da doğrudan bir terör eylemi gerçekleştirmeyi planlamasa da, örgütün asıl tehlikesinin “aşırılıkçılık” ve “toplumsal kutuplaşma” olduğu vurgulanıyor.

Bununla birlikte Belçika istihbaratı, PKK’nın hiyerarşik ve otoriter yapısının, Avrupa’daki Kürt diasporası üzerinde baskıcı bir kontrol kurduğunu vurguluyor. Örgütün, sempatizanlarını kısa sürede mobilize etme kapasitesinin, özellikle Türk toplumu ile gerginlikleri tetiklediği ve kamu düzenini bozduğu belirtiliyor.

2026: Kritik yıl

Raporun sonuç bölümünde, PKK’nın geleceğinin Suriye’deki gelişmelere ve 2026’da barış sürecinin nasıl bir seyir izleyeceğine bağlı olduğu ifade ediliyor. Raporda, Belçika makamlarının, aşırı sol gruplarla dirsek temasındaki örgüt sempatizanlarının faaliyetlerini yakından izlemeyi sürdüreceği ifade ediliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bununla birlikte Suriye’de Esad rejimi devrilmesi ve Ahmed Şara’nın yönetimi ele geçirmesine de uzun bir şekilde yer veriliyor. DAEŞ ve El Kaide tipi örgütlerin, Suriye’de hala bir tehdit oluşturduğu hatırlatılan raporda, Şara yönetiminin de ülke genelinde kontrolü sağlamak üzere, hassas etnik dengelere dayalı hamleler yaptığına dikkat çekiliyor.

Raporda, Suriye’de tutuklu yabancı savaşçılar konusunun yakından izlendiğine vurgu yapılırken, Almanya’da devlet düzeyinde hazırlanan raporların (Schleswig-Holstein gibi) terör örgütü PYD’yi açıkça PKK’nın Kuzey Irak’taki “kardeş örgütü”, YPG’yi ise PKK’nın “Suriye uzantısı” olarak tanımladığı, Avrupa’daki destek yapılarının neredeyse aynı olduğunu vurguladığı aktarılıyor.

Haziran 2025’te yayınlanan “Avrupa Birliği Terörizm Durum ve Eğilim Raporu (TE-SAT) 2025”, PKK’ya ilişkin bazı kritik eğilimlerin altını çiziyor. Örneğin PKK’nın Avrupa’yı lojistik, eleman temini ve finansman için birincil merkez olarak kullanmaya devam ettiğine dikkat çekiliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Propaganda ağları

Rapor, propaganda yaymak, algı oluşturmak ve Kürt diasporasını harekete geçirmek için kullanılan karmaşık bir medya kuruluşları ve sosyal medya kanalları ağını detaylıca tanımlıyor. Keza SDG/YPG bağlantısı konusunda AB Polis Teşkilatı Europol, PKK’nın, Avrupalı destekçilerle SDG arasındaki bağlantıyı kabul ediyor.

Aynı raporda, PKK’nın, siyasi “imajını” korumak için AB içinde yüksek profilli terör saldırılarından kaçınırken, siyasi muhaliflerle (özellikle Türk toplumu) şiddetli çatışmalara girmeyi sürdürdüğüne, protestolar sırasında kundaklama ve mülke zarar verme eylemlerinde bulunduğuna işaret ediliyor. Avrupa’daki diplomatik kaynaklar, Suriye’nin Ankara ve Washington desteğiyle SDG’yi feshetme, PYD ile YPG’yi etkisizleştirme konusundaki hamlesinin hem Türkiye hem de AB açısından önem teşkil ettiğine dikkat çekiliyor.

Avrupalı diplomatik kaynaklar, SDG’nin Suriye ordusuna dail edilmesi, ABD ve Türkiye’nin bu süreçte Şara hükümetine destek vermesi karşılığında, propaganda ve algı operasyonlarının artabileceğine işaret ederken, NATO müttefiklerinin bu hususun bilince olduklarını ve dezenformasyon konusunda da teyakkuzda olduklarını hatırlatıyor.