ABD’nin gülü

Tarih 28 Kasım 2019...

İstanbul’da düzenlenen “Dijital Gelecek” semineri...

Kürsüde “Gölge CIA” olarak nitelenen düşünce kuruluşu STRATFOR’un Başkanı George Friedman şunları söylüyor:

“10 yıl önce saçma gibi görünen bir şey yazmıştım ‘Türkiye büyük bir güç olarak ortaya çıkıyor’ diye...

İnsanlar bunun mümkün olmadığını özellikle de -ilginçtir ki bizzat Türkler- bunun mümkün olmadığını söylediler.

Ancak...

Bu mümkün ve gerçekleşiyor...

10 yıl önce Türkiye’nin Rusya’yla, ABD’yle aynı masada oturacağı ve eşit olarak konuşacağı fikri...

Bu pek de olası değildi...”

..................

Suriye genelinde ve İdlib özelinde trafik George Friedman’ın bu söylemini doğruluyor.

Türkiye Fırat’ın doğusunda -sonuna kadar gidememiş olsa da- Barış Pınarı Harekâtı’yla 140 km’nin üzerinde ve 30 km derinliğinde bir Suriye toprağını kontrol etmekte.

Fırat’ın batısında da Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla gene Suriye topraklarının bir bölümünü kontrol altına aldı.

Bunları ABD ve Rusya’nın -gönülsüz- tavrına karşın gerçekleştirdi.

..................

Astana ve Soçi mutabakatları çerçevesinde “terör iltihabının yoğun olduğu” İdlib’i çevreleyen güvenlik noktaları kurdu Türkiye.

Bu noktalarla çatışmasızlık kuşağı güvencesini üstlenmişti.

..................

Buraya kadar her şey George Friedman’ın söylemini doğrulamakta.

Ancak...

Artık durum karışık.

Giderek daha da karışmakta.

Şöyle ki...

Rejim güçleri “bizim topraklarımız gerekçesiyle” İdlib’in güneyinden başlayarak kuzeye ilerlemekte.

Elbette Rusya’nın da desteğiyle.

Şehitlerimize ve yaralılarımıza neden olan -sakar- “Robotik Ameliyat” teknolojisi metaforunu yapabileceğimiz bir tırmanış bu.

TSK’nın güvenlik noktalarına ilişmeden etrafındaki alanları ele geçirerek kuzeye doğru alan kazanıyor.

Şimdiden Türkiye’nin 4 gözlem noktası -etrafı çevrilmiş- “4 Ada...”

Serakip ilçesi M4 ve M5 karayollarının kesiştiği kavşak olduğu için rejim orayı da aldı.

Bir güvenlik noktamız daha ada haline geldi.

Belli ki rejim güçleri M4 ve M5 karayollarını ele geçirerek Halep, Şam/Lazkiye hattını Akdeniz’e kadar kontrolüne almak istiyor.

Bu süreçte Türkiye’nin başka kontrol noktaları da var.

..................

İşte bu aşamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dozu kuvvetli bir uyarıda bulundu.

“Rejim güçleri şubat sonuna kadar daha önceki yerlerine çekilmezse biz bunu gerçekleştiririz” mealinde net ve sert bir uyarı.

Elbette çekilmesini sağlayacak olan Rusya...

Yani...

Mesajın bir adresi de Moskova...

Rusya’dan henüz böyle bir çekilişin işareti alınmış değil.

Fakat...

Ankara’ya iki kez Rusya Dışişleri’nin bakan yardımcısı seviyesinde heyetleri geldi.

Askeri heyetlerin bu kez Moskova’da görüşeceği açıklaması var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Komisyonlarla oyalanacak bir duruma razı olmayız” mesajını veriyor.

Erdoğan ile Putin telefonda görüştüler. Bu en üst düzeyde diyalogtan sonra onarım süreci mi?

Türkiye ile Rusya arasında Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra öylesine yeni ve derin, yaygın bağlar kuruldu ki herhalde “kazan kazan” ilkesine dayalı bir çözüm çıkacak olmasını beklemek gerek.

..................

Ve devreye Amerika da girdi. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da NATO’dan söz ederken...

Rusya’yla Türkiye’nin arasını daha da açabilmek için diye de yorumlanabilecek çiçekler uzatılıyor.

NATO’nun Türkiye’nin arkasında olduğu yolunda açıklamalar bu çiçeklerin ortasındaki gül.

“Gülü koklamaya ne hacet, ne çiçektir biliriz” söylemini hatırlayarak ihtiyatlı olalım.