At sırtındaki tarih

Napolyon Bonaparte ölümünün 200. yıl dönümünde anıldı.

“Zeitgeist (zamanın ruhu)” söylemine imza atan Alman filozof Friedrich Hegel Napolyon’u “at sırtındaki tarih” olarak gördü ve şöyle tanımladı:

“Seferleri ve savaşlarıyla, askeri taktik ve stratejiler icat etti. Kıtayı fethederek Avrupa’nın feodal düzenini bozdu. Doyumsuz kibir ve benlik tarafından tüketilen romantik bir dünya kahramanı ve de mahkûm bir tiran olarak öldü.”

Napolyon, Fransızların “ulusal gurur ikonudur.”

Yükselişi ve düşüşüyle destanıdır.

HİTLER, TRUMP VE MACRON

Napolyon, kaybettiği Waterloo Savaşı’nda İngilizlere esir düşmüştü.

Son yıllarını Atlantik’in ortasında bir adada sürgün olarak tamamladı.

Külleri Fransız büyüklerinin ve kahramanlarının gömülü olduğu invalid’dedir.

Görkemli bir mozolenin altındadır.

1940’ta Nazi Almanya’sının lideri Hitler, işgal ettiği Fransa’ya ihtişamıyla bir ziyaret yapmıştı.

Ve...

Napolyon’un mezarına da gelmiş “Çok büyük heyecan duyuyorum” demişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, yaklaşan seçimlerde Fransız milliyetçilerinin oylarına göz diktiği için “ölümünün 200’üncü yıl dönümü” bağlamında Napolyon’un mezarına gitti, saygı duruşunda bulundu.

“Yüceltilmiş kutlama” değil, “yüceltilmiş anma” yaptığını söyledi.

“İmparator Napolyon, hem dünyanın ruhu, hem de Avrupa’nın şeytanı olabilir” dedi.

Bu “hem övgü, hem şeytanlaştırmayı” açayım...

At sırtındaki tarih

Napolyon’un görkemli mozolesi.

DÂHİ NAPOLYON

Önce artılar...

Napolyon dünya tarihinin yazdığı en büyük savaş dâhilerinden biridir.

Atatürk de onun savaş stratejilerini ve taktiklerini özenle incelemişti.

Fransa, kaos içindeyken Napolyon, genç bir general olarak yönetime el koydu.

Bütün Avrupa’yı fethetti.

Kardeşlerini, fethettiği ülkelere kral yaptı.

Ama kesmedi... İhtirası sınır tanımıyordu.

Rusya’yı da fethe kalkıştı.

Yıllar sonra Stalin’in tekrarladığı hatayı yaparak Rusya içlerine kadar girdi.

Askerileri soğuktan ve açlıktan kırıldı.

Yenilerek perişan halde döndü.

..................

Ancak...

Büyüklüğü sadece savaş alanlarıyla sınırlı değildi.

“The Age of Napoleon”un yaratıcısı Everett Rummage’nin yazdığı artılarından satırlar sunayım...

Napolyon modern bürokratik

devletle eş anlamlıdır.

- Meritokrasi (liyakat)

- Liberal mülkiyet hakları 

- Kamu hizmeti ve kanun önünde eşitlik

- “Code Napoléon” diye anılan medeni kanun

- Eski Mısır yazısının
onun emriyle deşifre edilmesi...

Rummage “Napolyon, yenilikleriyle modern dünyanın habercisiydi” der.

MADALYONUN TERSİ

Ve “Napolyon’un eksileri...”

İhtiraslarını tatmin için sürekli savaşlar nedeniyle 100 binlerce insanın ölümüne neden oldu.

Fransa onun döneminde “köleliği kaldıran ve sonra yeniden kabul eden dünyadaki tek ülkedir.” (Köleliğin kalıcı olarak kaldırılması 1848’de mümkün oldu.)

Sömürge savaşlarında da yüzde 70’i siyah olan insanların kanı ellerindedir.

Saint-Domingue’de isyanları bastırmak için Napolyon’un emriyle gaz kullanıldı, insan avı için köpekler salındı, kirli yeni teknikler kullanılarak katliamlar düzenlendi.

Tarihçi Marlene L. Daut’a göre Napolyon, 1799’da şöyle demişti:

“Beyazların yanındayım çünkü ben beyazım, başka bir nedenim yok.

Ve bu iyi bir neden.

Herhangi bir medeniyeti olmayan Afrikalılara nasıl özgürlük verebiliriz?”

Napolyon medeni kanunu oluşturması nedeniyle alkışlanıyor ama ya getirdiği “ırkçı yasalar?”

“Siyahlar ve beyazlar arasında evliliği, siyahların ve melezlerin Fransa’ya girişini” yasakladı.

“Yahudilerin özgürleşmesine” son veren ayrımcı önlemler koydu.

Kadınlar, Fransız devrimi kazanımlarını Napolyon döneminde kaybettiler.

Evli kadınlar “kocalarının izni olmadan çalışamaz, seyahat edemez, bir sözleşme imzalayamaz” hale geldiler.

Napolyon döneminde kocalara -yasal sonuçlar olmaksızın- “kadınlara tacizde ve tecavüzde bulunma hakkı” verildi.

....................

Washington Post’ta Rokhaya Diallo “Me too ve Black Lives Matter dünyasında Fransa’nın hâlâ Napolyon’u kutsaması, bugün insan haklarını destekleyen herkese hakarettir” diye yazdı.

At sırtındaki tarih

Yarısı “imparator Napolyon”, diğer yarısı “sürgündeki Napolyon...”

ELDİVENSİZ KONUŞALIM 

Bazen “Harbi, sansürsüz, içimizden geldiği gibi konuşalım” anlamına “Eldivensiz konuşalım” deriz.

Bu söylem ilk kez -Napolyon’un Rusya seferinde- telaffuz edilmiştir.

Anlatayım...

Ruslar Napolyon orduları karşısında sürekli geri çekilmektedir. Çekilirken de buğday tarlalarını ateşe vermekte ve Fransızları açlığa yürütmektedirler. Ve zehir gibi Rusya soğuğuna...

Asker aç, perişan, iliklerine işleyen soğuk nedeniyle hastadır. Napolyon moral vermek için yüksek bir platforma çıkar ve askerlerine seslenir:

“Dayanın, metin olun, soğuğa meydan okuyun...”

Napolyon böyle seslenirken askerlerden “tıss” yoktur. Sadece bir onbaşının sesi yükselir ve yankılanır. “General, eldivensiz konuşalım...”

Napolyon, utançla ellerindeki kürk eldivenlerine bakakalır.

Askerleri yırtık, pırtık giysiler içindedir ve eldivensiz elleri soğuktan mosmordur.

...................

Napolyon’un ilk karısı Joséphine’in doğum yeri Karayip Adası Martinik’tir.

Orada Joséphine’in bir heykeli vardı.

1991 yılında başı kesildi.

Her yıl ritüel olarak kırmızı boya atıldı.

Geçen yıl ise “Black Lives Matter” protestoları sırasında göstericiler heykeli tamamen yerle bir ettiler. Napolyon’un “yerli katliamı” hâlâ hafızalarında.

...................

Napolyon Korsika doğumludur. Korsikalılar kendilerini Fransız hissetmezler.

O nedenle yüzyıllardır bağımsızlık mücadelesi sürdürüyorlar. Korsikalılar Napolyon’u sevmezler.

Onun doğduğu evi ziyaret ettim. Bakımsızdı.

Nedenini sonra öğrendim.

Korsikalılar kendilerinden olan Napolyon’un Fransa’da subay çıkması, general olması, imparatorluğunu ilan etmesini ve de“Korsika bağımsızlık hareketini şiddet kullanarak bastırmasını” affedemiyorlar.

At sırtındaki tarih

Napolyon’un birinci karısı Joséphine’in Martinik’teki kafası koparılan heykeli.

 

At sırtındaki tarih

Napolyon işte bu evde doğdu. Mermer levhada da Napolyon’un bu evde doğduğu yazılı.