Devlerin tangosu

Önce, ABD Başkanı Biden Rusya Başkanı Putin’i telefonla aradı.

“Karşılıklı konuşmak” için anlaştılar.

Ardından...

ABD “Karadeniz’e iki savaş gemisi göndermek kararından vazgeçtiğini” açıkladı.

Birkaç gün geçti...

Bu kez Rusya “Ukrayna sınırına yığdığı birlikleri geri çekeceği” duyurusunu yaptı.

Böylece Karadeniz’de uçuşan kıvılcımlar artık görünmez oldu.

İki süper büyük liderinin bir telefon konuşması tansiyonu düşürmeye yetti.

Devlerin tangosu

SAVAŞ SİMÜLASYONU

“Devlerin tangosundaki” bu birkaç ayak figürü aslında Türkiye için çok değerli bir laboratuvar testidir.

“Karadeniz’de savaş” simülasyonu yaşanmıştır.

Gerçekten, süreçte kurmayların “harp oyunlarında” olduğu gibi bir senaryonun sayfaları tek tek açıldı.

Sahneye kondu.

Türkiye “Montrö Sözleşmesi’nin nasıl da önemli, vazgeçilmez, virgülüne bile dokunulmaz olduğunu” bire bir yaşayarak gördü.

Tam da Türkiye’de “Montrö Sözleşmesi’nin” tartışıldığı süreçle örtüşmesi iyi olmuştur.

Bu bağlamda Putin’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak “Montrö Sözleşmesi’ne Rusya’nın bağlılığı, bütün tarafların da bağlı olması gerektiği” mesajını vermesi de önemlidir.

ABD’nin “Montrö’yü delmek, Karadeniz’e çıkmak için nabız yoklamalarına, Türkiye’nin bütün bunlara direncini ölçme denemelerine” ise bir “maliyet hesabı” çıkarmıştır.

..................

Ne Rusya’nın Ukrayna üzerinden “NATO’ya güç gösterisinden vazgeçtiğini” söylüyorum.

Ne de ABD ve NATO’nun “Rusya’yı Karadeniz’den de sarmak planını rafa kaldırdığından...”

Vurgulamak istediğim şey Türkiye’nin elindeki altın anahtar “Montrö’nün önemi, yüksek değeri, vazgeçilmezliği, dokunulmazlığıdır.”

Devlerin tangosu

Sarov... Poseidon’u taşımak için tasarlanmış Rus donanmasının deneysel denizaltısı...

YUMUŞAK VE SERT GÜÇLER

Biden gemilerini Karadeniz’e çıkarmaktan vazgeçerek “sert kuvvet oyununda -şimdilik- olmadığını” gösterdi.

Ama...

10 Rus diplomatını göndererek, ekonomik yaptırımlarda profili yükselterek “Rusya’yı yumuşak güçle” zorlamayı seçti.

Buna karşılık Rusya da “sert kuvvet kullanabileceği” kartını oynadı.

“Diş gösteriyor.”

New York Times gazetesine göre bazı “caydırıcı” silah şovları da yaptı.

Şöyle ki...

“Rusya’nın modernize edilmiş atom silahları cephaneliğinden” bazı görüntüler yayımlandı.

Örneğin...

“Hançer” adlı “hipersonik bir seyir füzesi...”

“Poseidon” adlı bir nükleer torpido...

Poseidon 10 kiloton gücünde nükleer başlık taşıyabiliyor.

Rusya’nın savaş tesisleri kurduğu Kuzey Kutbu’ndan fırlatması halinde bu torpido ABD kıyılarına rahatlıkla ulaşabilecek özellikte...

Nükleer patlamasının yaratacağı “radyoaktif tsunami dalgası” New York gibi büyük bir şehri sular altında bırakabilir.

Poseidonu taşıyacak özel bir denizaltı da yapıldı.

...................

Rusya senatosu Dışişleri Komitesi Başkan Yardımcısı Andrey Klimov bu “görsel” şovu “sözel” şovla sürdürdü:

“Artık şaka yapmıyoruz. Rakiplerimize cezalandırılacaklarını her gün söylemeyeceğiz. Ama ceza geldiğinde anlayacaklar.”

Devlerin tangosu

Patlaması halinde oluşturacağı radyoaktif tsunami New York’u yutabilir.

3’ÜNCÜ 10 YIL

Putin “iktidarının 3’üncü 10 yılının başlarında...”

Artık...

Öfkeli fakat çaresiz bir muhalefetle karşı karşıya.

O nedenle Putin ülkenin geniş kaynakları ve emrindeki devasa güvenlik aygıtlarıyla iktidarda mengeneleri sıkarak duruyor.

Popülaritesi hâlâ yüksek ama sürekli düşmekte.

Çok sayıda yeni ekonomik sübvansiyon vadediyor.

Çünkü...

Rus halkı ve özellikle genç Ruslar, Putin 46 yaşındayken iktidara geldiğinde ona büyük destek veriyordu.

Putin halkının “Büyük Rusya hayalini” yeniden canlandırmıştı.

Fakat “Büyük Rusya hayalleri” artık kimseyi eskisi gibi heyecanlandırmıyor.

“Ekonomik kalkınmaya” öncelik veriyor toplum.

Ayrıca muhalif hareketlerde sertlik tırmanışta.

Kremlin’in karşısında binlerce Rus’un gösteri yapması ve bazılarının ellerinde Putin’i hedef alan “defol” pankartlarının olması, Amerika’da şöyle yorumlanıyor:

“Putin Rus halkı ekonomik sıkıntıdayken Ukrayna için büyük harcamaları gerektirebilecek savaşı düşünemez...”

.................

Sonuç...

Türkiye’ye Lozan’ın sağladığı egemenliğin tacı Montrö’dür.

ZOR VEDA

Sevgili Selahattin Duman’ı kaybettik.

Lazer gibi keskin zekâ, derin kültür ve kocaman, sımsıcak bir yürek...

10 yılı aşkın süre aynı gazetede çalıştık. (1985-1996)

Onun içinde yer aldığı her kare güzellikleri ve keyfiyle anılarımda.

“Kendine özgü” söylemi, sanki onun için üretilmiş.

Çok farklı, çok özgür, çok müdanasız, çok vefalıydı.

Sevgili Selahattin dün toprağa verildi.

Üzerine ışıklar yağsın.

Devlerin tangosu