Dost mu, hasım mı? Hangisi...

2017’den beri konuşulan, ABD’nin Türkiye’ye yaptırımları Trump tarafından imzalandı.

Beklenildiği gibi, “çok da ağır yaptırımlar sayılmaz...”

Zaten...

“Hedef, Türkiye’yi askeri bakımdan zayıflatmak değil” diye bir de not var.

Trump, 12 yaptırımdan -nispeten- hafif ısıran 5’ini seçerek işi Biden’a bırakmadı.

Ancak...

Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da gerilmesi halinde, diğer daha “can yakıcı” yaptırımlar da gelebilir.

Yaptırımların geri alınması ya da kaldırılması için koşul “Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sisteminin devre dışı bırakılması ve Türkiye’yi yönetenlerin bu konuda yazılı güvence vermesi...”

BİPOLAR ROL

NATO tarihinde bu CAASTA yaptırımlarla bir ilk gerçekleşmiş oluyor.

ABD’nin düşman

ya da hasım diye tanımladığı Rusya’ya karşı NATO üyesi ülkeler bir ortak kuvvetler havuzu oluşturmuş bulunuyor.

O havuza Türkiye de Silahlı Kuvvetleri’nin bir bölümünü tahsis ediyor.

Yani...

Türkiye dost devlet.

Ama...

ABD’nin “hasım/düşman devlet” gördüğü Rusya’dan korunmak için yasama organında kabul ettiği CAASTA yasası kapsamında ise aynı Türkiye bu defa düşman!..

Rusya’dan stratejik silah S-400 savunma füzelerini aldığı için hasım (düşman) olarak tanımlanıyor.

ABD tarafından yaptırımların hedefi oluyor.

Garip bir ikilem.

Türkiye hem ABD’nin hasmı olan Rusya’ya karşı ortak kuvvet havuzunda yer alan dost devlet, hem de Rusya’yla birlikte hasım devlet.

Sağlıklı bir aklın kabul edemeyeceği tutarsızlık ve çelişki...

Türkiye “ikili ya da çoklu kişilik bozukluğu” diye tanımlanan hastalıklı

bipolar devler değil, tam tersine asıl bipolar olan “Türkiye’yi aynı zamanda hem dost, hem hasım gören ABD...”

Dost mu, hasım mı Hangisi...

ZOR MÜTTEFİK

ABD’nin gizli servisleriyle de irtibatlı düşünce üretim kuruluşu RAND,

Türkiye için bir rapor yayımladı.

ABD-Türkiye ilişkilerinin geleceği

için 4 olasılık sıraladı.

1 Türkiye -artık- “zor müttefik...”

Yani...

İstenilen istikamete her zaman yönlendirilemiyor.

Belki böyle devam edecek.

2 Yeniden girilen demokrasi süreci...

Erdoğan’lı ya da Erdoğan’sız muhalefet partilerinin koalisyonu.

2017 referandumunun “Başkanlık Sistemi”nden Parlamenter Sistem’e dönüş.

3 Stratejik denge...

(Türkiye oyun kurucu değilse bile oyunbozan bir ülke.)

4 Türkiye’nin bir Avrasya gücü olması...

(NATO dışında mı?)

....................

Görülüyor ki Amerika’daki en etkili düşünce kuruluşlarından biri olan RAND’ın raporunda da ABD-Türkiye ilişkilerinin artık geleneksel düz çizgisinde devam edemeyeceği öngörülmüş.

S-400 FALI

ABD’nin “yaptırımların kaldırılması” ve satır araları okunursa belki de “yeni yaptırımların gelmemesi” koşulu “S-400’lerin devre dışı bırakılması...”

Peki, bu mümkün mü?

Emekli General Dr. Naim Babüroğlu seçenekleri şöyle sıralıyor.

1 S-400’ler kullanılmalıdır. (Babüroğlu’nun kişisel

görüşü de böyle.)

2 Amerika ile Türkiye arasında ortak çalışma komitesi kurulur. S-400’lerin sakıncalarının olup olmadığı, eğer varsa

nasıl giderileceği birlikte kararlaştırılır.

3 S-400’ler kullanılmaz. Amerikan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin eğitiminde yararlanılır.

4 “Pakistan yöntemi...”

(ABD, Pakistan’a F-16’ları şöyle bir

şartla vermişti:

“ABD ve Pakistan askeri yetkilileri bir ortak komite merkezi oluşturacaklardı.”

Ve F-16’ları ortak komutayla kullanacaklardı.)

.......................

İkinci seçenek belki...

Fakat üçüncü ve dördüncü seçeneklerin Türkiye tarafından kabulü

-şu aşamada- mümkün görünmüyor.

Birinci seçenek ise ABD tarafından zaten bütün bu yaptırım kararlarının nedeni.

TÜRKİYE’NİN TAVRI

TBMM’de 4 siyasi parti tarafından

ortak bildiri yayımlandı.

ABD’nin bu yaptırımlarının kabul

edilemez olduğu açıklandı.

Türkiye’nin bir bütün halinde tavır koyması önemlidir.

Ama...

Sadece bu ortak bildiriyle mi yetinilecek?

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD “Türkiye’ye silah ambargosu koymuştu.”

Karar alındığı sırada Süleyman Demirel’in Başbakanlığında Milliyetçi Cephe hükümeti görevdeydi.

Bir gece içinde İncirlik dâhil ABD’nin Türkiye’deki 21 üssünün kapatılma kararı alınmıştı.

Ve...

Gene bir gece içinde ABD’nin bu üslerindeki 4 bin asker personeli gönderilmişti.

Aralık 2020’de de böyle beklentileri olanlar var.

Ama...

Gaza gelmemek ve kompleksli kararlardan kaçınmak gerek.

Aklın ve sağduyunun ışığında sağlam ve gerçekçi adımlar atılmalıdır.

..................

Ayrıca...

S-400 krizi aşılsa bile Türkiye ile ABD arasında başka mega sorunlar da var.

Şöyle ki...

- Güney sınırımızda ABD, PKK’nın sadece isim değiştirmiş uzantılarını donatmaya devam ediyor.

Bir devlet gibi kurumlaşmasına rehberlik yapıyor.

- Doğu Akdeniz sorununda ABD Yunanistan’ın yanında yer almakta.

Bunda Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Harvard Üniversitesi’nden Yunan Başbakanı Miçotakis’le dostluğunun etkisi elbette var.

Bakalım Biden da Yunanistan tarafını tutmayı sürdürecek mi?

- FETÖ sorununda ABD hâlâ Ankara’yla farklı köşelerde.

- ABD parasını aldığı halde F-35’leri Türkiye’ye vermiyor ama İsrail’e verdi.

BAE’ye ve Yunanistan’a da vereceği anlaşılıyor.

Bu da bölgedeki Hava Kuvvetleri dengesinde soru işaretleri çizer.

.......................

Burada noktayı koyayım.

Daha yazacak çok şey var.