Göçmenler ve seçimler

İçişleri Bakanlığı’nın Ankara’daki Suriyelileri kayıtlı oldukları illere gönderme” kararı önemlidir.

“Kayıtlı olmayanlar” ise toplama noktalarına gönderilecek.

Ayrıca...

“Yabancılara ait vergi levhası olmayan iş yerleri” kapatılacak.

Gecikmiş olsa da bunlar yapılması gereken şeylerdi.

Göçmenler ve seçimler

Ankara pilot

Ancak...

Sadece Ankara’yla kalmamalı.

81 ilin tamamında aynı uygulamaya geçilmeli. Hiç gevşemeden, kararlılıkla ve ödünsüz...

Bunun insanlarımızda pozitif psikolojik etki yapacağı kesindir.

Toplumda, Suriyeli göçmenlere karşı tepki havasının oluştuğu sır değil.

İşsizlik ve ekonomik sorunlar nedenlerinin “göçmenler olduğu” algısı yaygın.

Doğru ya da yanlış...

Tartışılır...

Ama...

“Toplumdaki algı” böyle.

Dörtten biri

Kamuoyu araştırmalarına göre “AK Parti oylarında aşınma var.”

Bu iddialarda, sebepler şöyle sıralanıyor:

Ekonomi, göçmenler, dere yataklarının daraltılması yüzünden büyük sel hasarları ve orman yangınları...

Bu bağlamda...

Göçmen sorunu için Türkiye’nin çoktan yapmış olması gereken uygulama Ankara’dan başlatılıyor.

81 ile yayılması Türkiye’nin yararınadır.

.........

Yanı sıra...

Cumhurbaşkanı seçimi ve genel seçimler yaklaşırken AK Parti’den oy kaymalarına karşı da gecikmiş ama yararlı olacak önlemdir.

Suriyeli ya da Afgan...

Sığınmacılar büyük riskler alarak çoğunluğu da canlarını kurtarmak için yurdumuza geldiler.

Onlara “insani değerlerimizle” empati yapıyoruz.

Göçmenler ve seçimler

Fakat...

Seçimleri, yasaları, kurumları olan çağdaş bir devletin tavrını da koyabilmeliyiz.

Hele...

Bu kez de Afganistan’dan göç seli başlarken çok daha net ve kesin kararlı olabilmeliyiz.

Avrupa Birliği, “Afganistan göçmenlerinin dalga dalga Avrupa’ya ulaşması ihtimalinden” kaygılı.

Çekya ve Hollanda Başbakanları “Afgan göçmenlerin bölgedeki komşu ülkelerde tutulmaları formülünü” dile getirdiler.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye göçmen deposu değildir” söylemi, İran’da yükselen duvar, kazılan hendekler ve döşenen dikenli teller “Suriyeli sığınmacılar olayının Afgan göçmenlerle de tekrarlanmayacağı” yolunda AB’ye yeterince fikir veriyor.

Hollanda ve Çekya Başbakanları Türkiye ile görüşülmeli ama Afgan göçmenler Özbekistan, Pakistan, İran sınırlarında tutulmalı, Türkiye’de zaten milyonlarca Suriyeli sığınmacı var” dediler.

Peki...

Bunun için AB elini cebine atacak mı?

Evet...

Ama...

Türkiye ile AB arasındaki “sığınmacılara yardım anlaşması” kes yapıştır yöntemiyle Özbekistan, Pakistan ve İran’a uygulanmayacak.

Afgan göçmenlere karşı sınır önlemlerinin ödünsüz, etkin ve kararlı olarak “sürekli tavra dönüşmesi” AK Parti’nin önümüzdeki seçimlerde oylarını da etkileyebilir.

HOLLANDALI GÜL’ÜN “BESTSELLERİ”

Lale Gül Hollanda doğumlu.

“İk Ga Leven (Yaşayacak)”, yazdığı ilk kitap.

Hollanda “en çok satanlar” arasında.

..........

Lale Gül’ün ailesi yıllar önce Hollanda’ya göçmüş.

Göçmenler ve seçimler

Muhafazakâr Sünni bir aile...

Hollanda’da oturdukları sokakları da öyle.

Muhafazakâr ve Sünni yaşamın bütün gereklerini uyguluyorlar.

Gül’ün -okuma yazma bilmeyen- annesi, ailenin Türkiye’deki köyünden hiç ayrılmamış gibi yaşaması için kararlıydı.

Annenin isteğiyle iki kızı da örtünmüşlerdi.

Onları Türk-İslam bir örgüt tarafından düzenlenen “Kuran kurslarına” devam ettirdi.

Gül, arkadaşlarıyla beraber olduğunda annesi onu sık sık görüntülü telefonla denetliyordu.

.........

Lale Gül kendi üzerinde baskı kurulurken abisinin istediği gibi yaşamasına ailesinin karışmadığını görüyordu.

Örneğin...

Abisinin kız arkadaşları oluyordu.

İstediği saatte dışarı çıkabiliyordu.

Buna karşılık...

Aile kurallarına göre “Gül’ün erkek arkadaşları olamazdı.”

Hava karardıktan sonra evden çıkamazdı.

Yıllar böyle geçti.

Ancak...

Ergen yıllarından sonra Gül, Hollanda’nın “laik yaşam tarzını” benimsemeye başladı.

Çünkü...

Hollanda’nın laik eğitim veren okulunda değişim geçirmişti.

Yıllar boyu okulun kütüphanesinde, kitaplar arasında saatler geçiriyordu.

Edebi kitapları adeta yutarcasına okuyordu.

Hayatını kitap yaptı

Bu yazdıklarım ve Lale’nin laik yaşama geçişi otobiyografi olarak kitabında anlatılmakta.

Kitapta yer alanlardan birkaç seçme şöyle:

Makyaj yaptığında annesi ona “fahişe” dermiş.

Restoranda çalışıyormuş.

Alkol alıyormuş.

Plajda bikini giyiyormuş.

Hollandalı kızlar gibi o da sevişmiş.

Erkek arkadaşları olmuş.

Onlardan biri göç karşıtı bir partiye mensupmuş.

Sır kalır sanmış

Felemenkçe yazdığı kitaptan muhafazakâr ailesinin ve komşularının haberlerinin olmayacağını düşünüyormuş.

Ama...

Kitap “en çok satanlar” arasına girince televizyon, gazete ve dergi muhabirleri röportaj için evine üşüşmüş.

Sonunda aile her şeyi öğrenmiş.

Kitabın muhafazakâr aileler için “aşırı” algılanabilecek bazı bölümleri tercüme edildiğinde kıyamet kopmuş.

Bağırış çağırış...

Muhafazakâr Türk ailelerinin oturduğu sokağındaki komşular da eve dolmuş.

Ailesiyle arasında aracılık yapmak” bir yana, tam tersine, hepsi de Lale Gül’ü eleştirmekteymiş.

Neredeyse azarlıyorlarmış.

Hele içlerinden çocukluk arkadaşı olan bir komşu kızın da eleştiriye katılmasına çok şaşırmış.

Çünkü...

Onun da -gizli erkek arkadaşı- varmış.

O gece babası “ailenin onurunu lekelemekle” suçlayınca Lale Gül evi terk etmek zorunda kalmış.

Sonuç...

Onur lekesi

Şöyle anlatıyor:

“Oysa onlar benim ailem. Ailemi seviyorum. Onlarla birlikte yaşam sürdürmek istiyordum. Kendimi anlatabilirim diye düşünüyordum. Ama olmadı.

O gece önlerinde diz çöküp, çiğnediğim tüm kurallar için özür dilememi bekliyorlardı. Bunu yapmadım. Evden ayrıldım.”

.........

New York Times’ta Gül’ün öyküsünü ve kitabını anlatan haberde “Gül’ün gidişi ani iken, laik bir insan olarak ortaya çıkması uzun mücadele yıllarını gerektirdi” diye yazıyor.

Lale Gül onlarca erkekten ölüm tehdidi almış.

“Mürtet” ilan edilmiş.

Genç yazar, Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema’nın bulduğu bir konutta yeni bir yaşama adım attı.