Gökten ceset yağıyordu

Çin’i hedef alan “Kovid-19’un laboratuvarda üretildiği” iddiaları sürüyor.

Hem de DSÖ’nün (Dünya Sağlık Örgütü) yalanlamalarına rağmen...

“Biyolojik savaş” gerçekten dehşet verici bir insanlık suçu.

Çin’den bütün dünyaya yayılan “Kovid-19 virüsünün toplam ağırlığı” araştırılmış; sadece “5 gram.”

Bunca ölü...

Dünya nüfusunun yarısı evlerinde hapis...

5 gramın yaptığına bakar mısınız?

TARİHTE ‘BİYOLOJİK SİLAH’

Bakteri ve virüslerin “biyolojik silah” olarak kullanımı, daha virüs ve bakterilerin cisim ve isimlerinin bile bilinmediği erken zamanlara kadar uzanıyor.

Bakın gene Çinliler!..

Evet...

Çinliler “biyolojik silahların öncüleri...” 

“Veba hastalığı” kurbanlarının cesetlerini kuşattıkları kalelerden içeri atarak orayı ele geçirmeye çalışmışlar.

O zamanlar bir bakterinin ya da virüsün ne olduğunu onlar da bilmiyordu ama tahrip edici gücünü anlamışlardı.

Gökten ceset yağıyordu

Bu mancınıklarla kale kuşatmalarında vebalı ceset fırlatıyorlardı… Ki hastalık kale içindekileri kırıp geçirsin.

ORTAÇAĞ’DA VİRÜS SİLAHI

Aynı yöntem Orta Çağ boyunca Batı Avrupa’da da uygulandı.

Kuyuların “dışkı” ve “hastalık sonucu ölmüş ceset kalıntıları” ile kirletilerek karşı tarafa zarar verilmeye çalışıldığını okuyoruz.

En bilindik “biyolojik silah” kullanımı 1346-1351 yılları arasında “kara veba” salgınında yaşanır.

Bu salgın doğal yollardan başlamış ancak daha sonra “ölü bedenlerin bir biyolojik silaha dönüştürülmesi” sonucu, tüm Asya ve Avrupa’yı sarmasıyla sonuçlanmıştı.

VE GENE ÇİN

Veba, önce Çin ve Orta Asya’da başlıyor.

Daha sonra da Asyalı tacirler kanalıyla yakın çevreye yayılıyor.

Bu sırada Moğol ordusu bir Ceneviz ticaret limanını (Kırım’da şu anki adıyla Theodosia) kuşatmıştır.

Asya’da başlamış olan veba salgını Moğol askerleri arasında görülür. Moğollar “vebadan ölen askerlerini mancınıkla şehrin içine fırlatarak” hastalığı İtalyanlara bulaştırırlar.

Veba, İtalyan gemileri ile İtalyan şehirleri Cenova, Messina ve Venedik’e ulaşır.

Daha sonra...

1348 yılında Paris’e kadar gelir.

Ardından...

1349’da Londra’yı etkisi altına alan salgın kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılır.

Gökten ceset yağıyordu

Veba salgınının korkunçluğunu en iyi simgeleyen resimlerden biri.“Veba Kralları da yakalar.”

200 MİLYON CAN KAYBI

Ve sonra...

Bu salgın bir “bumerang” gibi döner gelir, Ceneviz limanını kuşatan Moğol ordusunu vurur.

Veba salgınında yaklaşık 200 milyon kişinin yaşamını kaybettiği bilinmektedir.

1797 yılında, Napolyon’un İtalya seferinde kuşattığı şehirlerde yaşayanlara “sıtma hastalığı bulaştırmaya çalıştığı...”

Yeni dünyada beyazların Kızılderililere “çiçek ya da kızamık bulaştırmak” amacıyla “ölmüş kişilerin giysi ve battaniyelerinin yerli halka dağıtıldığı” iddiaları var.

LABORATUVAR KAYNAKLI

Daha sonraları “biyoteknolojik” gelişmeler “biyolojik silah” geliştirme işlemini “laboratuvarlara” taşıyor.

Laboratuvar kaynaklı biyolojik silahların her iki dünya savaşında da sınırlı bölgelerde kullanıldığı (Japonya, Mançurya vs) ileri sürülse de iddialar kanıtsız kalır.

Ancak “biyolojik silah kâbusu” yine de zihinlere hep takılıdır.

Bir biyolojik savaşta kullanılması en olası görülen mikroorganizmaların şarbon ve çiçek hastalığı etkenleri olduğu söylenmektedir. (Çin Vuhan’daki laboratuvarda üretildiği iddia edilen Kovid-19’un çiçek hastalığı virüsü üzerine HIV eklenerek elde edildiği söylemlerini hatırlayalım. G.C)

.......................

En büyük insanlık suçu -savaş da bile olsa- sivillerin hedef alınmasıdır. Hele böyle virüs salgınlarıyla!..

Eğer Çin’e karşı kanıtlar bulunursa bu “yüzyılın” değil “bin yılların” davası olacak.

Ve belki de biyolojik silahın kullanmasına nokta koyar.

......................

Yazıdaki tarihi bilgi Güneç Kıyak’ın T24’teki 5 Mayıs tarihli araştırmasından.