Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

Yazıya şu sloganla başlıyorum:

“Herkes Cennet’e gitmek istiyor ama kimse ölmek istemiyor…”

Hepimiz bu güzelim dünyada olabildiğince uzun yaşamak ve ecel geldiğinde elbette cennete gitmeyi isteriz.

Neden böyle bir giriş yaptım?

Gazetem Milliyet 21. yüzyılın yükselen değeri “yaşanabilir dünya” sorumluluğuna katkılarını sürdürüyor.

Bu bağlamda “Glasgow İklim Zirvesi”nden sonra durum ne?

Dünkü New York Times’ta Thomas Friedman yazısına şöyle girmiş:

“Glasgow Zirvesi’ndeki vaatler için çok dürüstçe dile getirebileceğim tek bir slogan var. Herkes cennete gitmek istiyor ama kimse ölmek istemiyor.”

Haberin Devamı

Yani…

Şöyle demek istiyor:

Herkes cennet gibi bir dünya istiyor ama bunu sağlamak için kimse gereken zahmetlere girmiyor, fedakârlıkta bulunmuyor.

…………….

Satırlarında örnekler vermiş.

Liberal Yeşiller:

“Dünyanın sonuna gelindiğini” söylüyor ancak bol miktarda temiz enerji kaynağı olan nükleer enerjiye karşı çıkıyor.

Muhafazakâr Yeşiller:

“Onlar da dünyanın sonunun geldiğini” söylüyor.

Ancak…

-Küresel ısınmayı yavaşlatmak için- “insanlara karbon vergisi veya benzin vergisi yükleyemeyeceğimiz” görüşündeler.

Banliyö Yeşilleri:

“Dünyanın sonunun geldiğini” vurguluyor ama “yeşil çayırlarında yel değirmenlerine, güneş enerjisi panel alanlarına” karşılar.

Liderler:

Çoğu “dünyanın sonunun geldiğini” tekrarlıyor.

Ama Glasgow’da hepsi “topu haleflerine ve haleflerinin de haleflerine” attılar. 

Emisyonsuz elektrik vaatlerini 2030, 2040 veya 2050’ye yaydılar.

………………….

Oysa…

Kutuplarda buzullar çözülüyor, mercan resifleri ölmekte, ormanlar hatta tropik ormanlar kıyıma uğramakta.

Atmosferdeki karbondioksit ve metan yoğunluğu hızla artmakta…

Denizler, nehirler, göller, okyanuslar kirli.

Kısacası, bugünden yapılması gereken çok şey var.

Sonuç…

Herkes “Cennet gibi dünya” istiyor ama bunun için fedakârlık önümüzdeki 10-20-30 yıllara erteleniyor.

İki umut

KÂR VE TEKNOLOJİ

Yakın geçmişte “dünyanın sonunun gerçekten geldiğini” hissettik.

Kovid-19 bu “algının” provası gibiydi.

Savaştık.

Nasıl?

“Kâr ve yeni teknolojiyle…”

Pfizer, BioNTech, Moderna ve bazı küçük “start-up”lar gibi yenilikçi biyoteknoloji firmaları hareketlendiler.

Haberin Devamı

Bilgi işlem gücü ve dev bir pazar “talep sinyali” ile bir yıl içinde “aşılar” bulundu, insanlığa sunuldu.

“Aşıların bulunması daha yıllar sürer” gibi karamsar öngörülere karşın, müthiş bir başarıydı bu aşıları geliştirmek, teslim etmek, biyoteknoloji ve bilgisayarlı lojistik…

Bunu gerçekleştirenler çok büyük paralar kazandılar, kazanıyorlar, kazanacaklar…

………………

Glasgow İklim Zirvesi ve sonrasına dönelim.

CO2 emisyonlarını azaltmak, biyoçeşitliliği korumak sözleri vererek olumlu algılar üreten liderler güzel bir şovdu.

Ancak…

195 ülkenin bu eylem planıyla yer küreyi karbondan arındırmaları mümkün değil.

Buna karşılık…

“Kâr motivasyonuyla” risk alan sıradan insanlar pandemi sürecinde umut verdi.

Dünyayı da iklim değişimi yıkımından gene kâr motivasyonu yeni teknolojilerin kurtaracağı düşünülebilir.

Henüz hayal edilmemiş buluşlarla büyük kazançlar elde etmeyi hedefleyen yenilikçiler gezegeni koruyacak.

Bunun için ümit veren iki örnek şöyle…

Haberin Devamı

200 UYDU

Üç eski NASA bilim adamı tarafından kurulan “Planet” önemli bir girişim.

“Planet” dünyayı her 24 saatte bir yüksek çözünürlükte gözlemleyen “somun ekmek” büyüklüğünde 200 dünya görüntüleme uydusuna sahip.

Bu sistem dünya zemininde ortaya çıkan değişiklikleri her 24 saatte bir raporlayabiliyor.

Bu şeffaflık araçlarıyla yeryüzü denetlenebiliyor.

Petrol ve kömür şirketlerinin neden oldukları hasar, orman kıyımları, suların, havanın kirlenmesi en hassas bir şekilde rapor edilebiliyor.

Ve hangi devletin, hangi bölgesinin sorumlu olduğu ortaya konabiliyor.

Uydular ve yapay zekânın birlikte çalışmasıyla ülkelerin ağaçlarını, tarım alanlarını, mercan resiflerini kıyı mangrovlarını, baca emisyonlarını harika bir hassasiyetle -3 metreye kadar- izleyebiliyor.

Karbondioksit emisyonu vaatlerinin ihlal edilişini de her gün saptıyor.

Böylece bu veriler kullanılarak sorumlu ülkelere tüketici boykotları tetiklemek üzere sosyal medyalarda yayınlar yapılması mümkün olacak.

O ülkelere dış finansmanlar engellenebilecek.

Buna karşılık, doğal kaynaklarını koruyan ülkeye veya topluluğa dış yardım veya yatırımlar teşvik edilecek.

Dünya mercan resiflerinin haritası ve yeni deniz koruma alanları oluşturuluyor.

Dünyadaki 64 tropikal yağmur ormanı izleniyor.

Dünyadaki çiftçilere hassas tarım yapmaları için katkı sunuluyor.

Su, gübre ve hasat için bilgi güncelleniyor.

İki umut

FÜZYON SANTRALİ

Bir diğer şirket Helion Energy ilk füzyon enerjisi için santral sunmakta.

Dünyada bir ilk…

Temiz enerji üretimi için “kutsal kâse…”

Güneş diğer tüm yıldızlarla birlikte nükleer füzyon denilen bir reaksiyon gerçekleştirmekte.

İşte bu nükleer füzyonun yeryüzünde tekrarlanması halinde sınırsız, temiz, güvenli ve uygun fiyatlı enerji sağlanması söz konusu.

Sofistike bir süreç…

“Bir füzyon plazmasının 100 milyon santigrat derecenin üzerinde ısı üretmeyi başarması” diyeyim, olayın büyüklüğünü bu tek cümle bile ortaya koyuyor.

Sonuç…

Dünyayı bu duruma kapitalizm sürükledi.

“Kurtuluşu” da kâr, icat, yeni teknoloji motivasyonuyla gene kapitalizm sağlayacak gibi görünüyor.

Dünyayı kurtarmak için daha çok Elon Musk’lara ihtiyaç var.