İlk adım / zor adım

Önceleri “topu taca atmakla” geçti yıllar.
Bir uzun süre de “sahada top dolaştırıldı.”
Artık...
Şurası kesin ki “top çevirme dönemi” de kapanmıştır.
Çözüm sürecinde büyük ve kesin adımları atmak zamanıdır.
“Oyalama/zaman kazanma/mış gibi yapmak” zaman geçtikçe daha ağırlaşmış koşullarla geri dönüyor.
Daha ve daha büyük adımlar ve yüksek vites dayatıyor.
“Önümüzdeki seçimlere kadar, eylem olmasın, seçimden sonra çözüm için gaza basarız” stratejisi zamanını doldurdu. İşlerliğini yitirdi.
Devam edilse -zaten fazla olmayan- güveni büsbütün tüketir.
......................
Madalyonun diğer yüzünde de aynı şey...
Kandil -özellikle son zamanlarda- elini ABD kartına uzattı.
IŞİD’e karşı silahı mücadelede peşmergelere destek olarak PKK güçlerinden yararlanılması Kandil’de iştahları kabarttı.
ABD tarafından -zımnen- tanınmış olmayı, “resmi tanımaya” dönüştürmeyi umuyor.
Ve...
ABD’nin ve Batı’nın “terör örgütleri listesinden” çıkmak çabasında.
Bunun uzantısı olarak PKK bu sorunu “uluslararası platforma” çekmeyi de bir kenara yazmış durumda.
Kandil’in çizdiği zikzaklar böyle okunmalı.
O da “top çeviriyor.”
......................
Ancak...
Ankara ve İmralı’dan hamleler Kandil’i sıkıştırmakta.
Silahların susmasına ve üç beş istisna dışında kanın durmasına, ekonominin nispi canlanmasına alışan yöre halkında psikoloji “çözümden yana.”
HDP de bir yandan bu taban psikolojisi, öte yandan İmralı’nın ağırlık koymasıyla çözüm için hızlanan tempoya ayak uydurmak zorunluluğunda.
......................
Şimdi en duyarlı safhaya girilmek üzere.
Bunun adı “müzakere.”
Nabız tutmalar, ısınma turları, peşrevler bitti.
Ciddi, yol haritalı, hedefi belirlenmiş, gündemli “görüşmeler” başlayacak.
Bunun için altyapı da oluşturulmakta.
.....................
Örneğin...
Abdullah Öcalan’a “yeni komşular” gelecek.
Şimdiki komşulardan Öcalan kuşkuluymuş.
Bir yerlerle ve özellikle Kandil’le irtibat şüphesi varmış.
İmralı’ya yeni “komşu mahkumların” geleceği konuşulmakta.
Daha önemlisi...
Görüşmelerin gerektirdiği sekretaryanın kurulması.
Bu sekretarya araştırmalar yapacak, görüşmelerin notlarını tutacak, zabıtlarını yazacak.
Onlar da İmralı’ya yeni gelecek nitelikli mahkumlardan seçilecek.
Görüşmeler öyle 15 günlük, aylık ziyaretlerle değil sürekli yapılacak.
Öcalan’ın önerisi “görüşmecilerin gerekirse adada kalmaları ve her gün devam etmesi...”
Bir de “üçüncü göz” diye anılan görüşme gözlemciler heyeti oluşturuluyor.
Onlar da aktif olarak devrede kalacak.
Demirtaş’a göre zaman zaman kamuoyuna açıklamalar yapacak.
Bir tür şeffaflık sağlayacak.
Görüşmelerde olası tıkanmaların açılmasında katkıları olacak.
........................
Bunlar umut veren gelişmeler.
Bizler bir işe iyi başlarız da devamını getirmekte sapmalar yapmak sanki doğamızda var.
O nedenle “Türk gibi başla, Alman gibi bitir” söylemine gönderme yapıyorum.
........................
Bir de...
“ABD faktörü” var.
Doğru olanı elbette bu toprakların kendi iç sorununu kendi insanlarının çözüme ulaştırmasıdır.
Ama...
ABD’nin eli uzundur.
Nerelere kadar uzanacağını da “bilinmeyen” hanesine yazın.