Karadeniz’de kazaska

Rus geliyor aşka

Rus’un aşkı başka

Oynuyor kazaska

..................

Aslında Kafkasların dansıdır ama Ruslar da sevmiştir kazaskayı.

Siyah astragan kalpak, göğsünde fişeklikler olan siyah daracık ceket, siyah avcı pantolon, yumuşacık siyah deri çizmeler içindedir dansçılar.

Parmak uçlarında yürüyerek, havada piriuetler attıktan sonra dizler üzerine düşüp anında kalkarak parmak uçlarında sürdürürler dansı.

Elleri bazen göğüslerinde, dirsekleri yere paraleldir.

Bazen ritmik olarak iki yana açılır...

Sonra...

Gene dans ritminde, eller belde, siyah kuğular gibi süzülürler.

Heyecan verici hareketlerdir.

Müthiş bir tempoyla yapılan kazaskalar gerçekten estetiktir.

Kuzey komşumuzun simgesidir.

Rusya “Karadeniz’e yabancı bir dansın gireceğinin” kokusunu almış gibi.

Amerikan “rock and roll”unun mu?       

Direniyor...

Karadeniz’de kazaska

Gerçekten, ABD “NATO enstrümanıyla Rusya’yı Karadeniz’de de sıkıştırmak” senaryosunu sayfa sayfa uygulamakta.

Bulgaristan ve Romanya’nın NATO’ya alınmasından sonra sırada Ukrayna...

Ama karikatürde NATO’yla satranç masasını kazaska dansıyla darmadağın eden Putin karikatürünü de koydum.

Karadeniz’de kazaska

DUYARLI BÖLÜM BAŞLIĞI

İşte burada Türkiye için “duyarlı bölüm başlığı” sayfalarına gelindi.

Türkiye, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemini almış bulunuyor. Türkiye’nin nükleer santralini” de Rusya yapıyor.

Rusya’dan Karadeniz’i geçerek Trakya’ya ulaşan Türk Akımı Doğal Gaz Hattı ise
stratejik önemde...

Buna karşılık, Türkiye’nin Ukrayna’yla da stratejik önemde ilişkileri var.

Üretim hattındaki bazı helikopterlerinin, uçaklarının motorları Ukrayna’yla ortak imalat olacak.

İstanbul’da yüzde 51’i Türkiye’ye, yüzde 49’u Ukrayna’ya ait bir şirket bu misyonu yüklendi.

Türkiye’nin ürettiği İHA VE SİHA’lardaki Ukrayna motorları bir başka önemli boyut.

Ukrayna, Sovyetler Birliği içindeyken, Rusya savunma sanayiini orada yapılandırmıştı.

Ukrayna savunma sanayii teknolojisinde bu nedenle ileri.

Türkiye savunma sanayii için önemli “fikri haklara” sahip.

...............

Yani...

Ukrayna ile Rusya arasında tırmanan gerilim, Türkiye’yi zorlamaya başladı.

Bunun bir somut örneği “Türkiye’nin Ukrayna’ya verdiği İHA ve SİHA’lar için Rusya’dan gelen ‘uyardık’ “ açıklamasıdır.

Karadeniz’de kazaska

SİHA’LAR DÖNEMİ

Ünlü bilim adamı Prof. Francis Fukuyama “dünyanın sonu” söylemiyle dikkatleri üzerine çekmişti.

“Liberal ekonomi ve demokrasinin uygarlıkta son aşama olduğunu” bu iki kelimeyle tanımlıyordu.

Yıllar sonra “yanılmışım” itirafında bulundu ama artık küresel “referans” isimlerden biri.

Francis Fukuyama bu kez de “İHA’lar ve SİHA’larla savaşlarda yeni bir dönemin başladığını” söyledi.

“Jetlerden daha etkili olabileceklerine” işaret etti.

“Türkiye’nin Libya ve Azerbaycan’da SİHA’ları kullanarak savaşların sonucuna ağırlık koyduğu” görüşünü dile getirdi.

Ukrayna’nın Rusya’yla ihtilaflı coğrafya Donbas üzerinde Türkiye’nin verdiği SİHA’ları uçurması, Rus kuvvetlerinin gelişini kanıtlamak ve yerlerini saptamakta başarısına Rusya’nın tepkisi Fukuyama merceğinden de okunmalı.

................

Ancak...

Ukrayna’da Türkiye üretimi SİHA’lar, Libya ve Azerbaycan’daki kadar başarılı olabilir mi?

Savunma Politikaları Analisti Doç. Turan Oğuz “Libya ve Azerbaycan’daki başarılarda Türk kurmay zekâsının olduğunu” söyledi.

Libya ve Azerbaycan’da TSK mensupları vardı ama Ukrayna’da yok...

Ayrıca.

Muhatap da Libya’daki çakma General Hafter ve Karabağ’daki derme çatma Ermeni güçleri değil.

Bu defa muhatap dünyanın üç süper büyüğünden biri olan Rusya.

ALTIN ANAHTAR MONTRÖ

Ukrayna ile Rusya arasında yeniden yükselen gerilim Türkiye’ye çok hassas
bir denge gözetmesi sorumluluğunu
ve zorunluğunu yüklüyor.

Ama...

Uzun vadeli düşünerek “büyük yarar sağladığını” da görmek gerek.

Eş zamanlı olarak Türkiye’de de “Montrö Anlaşması değişebilir/değişmemeli” tartışmaları başlamıştı.

Ukrayna ile Rusya gerginliğinde “Montrö’nün nasıl da hayati önemde bir altın anahtar olduğunu ortaya koyan bir laboratuvar deneyi” yaşıyoruz.

Ve... ABD’nin NATO’yu kullanarak Karadeniz’de dans planında da...

10 amirale tutuksuz yargılama

Amiraller duyurusu bağlamında gözaltına alınan 10 amiral “adli kontrol” koşuluyla serbest bırakıldı.

İçlerinde kalp, kanser hastaları da olan yaşları ileri bu eski komutanlar “Kovid-19’a yakalanmak” riskiyle de karşı karşıyaydılar.

Ayrıca ifadelerinde “kaçmalarının söz konusu bile olmayacağını” söylemişler.

..................

Hukukçu kimliğimle yargı sürecini etkilememeye özen göstermek gerektiği inancındayım. Ama...

“Sürecin tutuksuz devamının doğru karar olduğu” görüşümü belirtmek bu özenin dışında değil.

...................

Gözaltılar sırasında bir TV programı izliyordum.

Veryansın TV’nin yanı sıra duyurunun yayımlandığı AVAZ Türk’ün Genel Yayın Yönetmeni Zihni Çakır telefonla bağlandı.

Söyledikleri mealen şöyleydi:

Kendisine, gün içinde duyuruya imza

atmamış bir amiral telefon etmiş.

“Emekli amiraller bir bildiri yayımlayacak haberin var mı?” diye sormuş.

O da “Bilmiyorum” cevabını vermiş.

Bunun üzerine o amiral “emekli amirallerin duyurusunu” Zihni Çakır’a göndermiş.

Adını açıklamadığı amiral, Zihni Çakır’a “bu duyurunun bir bakana da gönderilmiş olduğunu” söylemiş.

Zihni Çakır, kendi kaynaklarından da amiralin söylediklerini doğrulatınca gece
23.00 dolaylarında duyuruyu yayımlamış.

..................

Yani... Amirallerin dışında bu duyuruyu servis eden bir başka amiral daha devreye girmiş. Bu arada programa bir amiral daha katıldı. O da “imza atması için kendisine gönderilenle yayımlanan metnin farklı olduğunu” söyledi.

.....................

Bütün bunlar kafa karıştırıyor.

Ayrıca... Gözaltına alınan amirallerden “demokrasiye bağlılık” söylemleri de medyaya sızdı.

.....................

Adil bir süreç için tutuksuz yargılamanın gereğini işaretlemenin ötesinde demokrasiye ancak, fakat, ama demeden inançlı olarak böyle soru işaretlerinin de cevaplanması gerektiğini belirtiyorum.