Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

Korona günlerinde “yalnızlık…”

Edward Hopper tablolarını sanki bugünler için yapmış.

Odasının penceresinden bakan yalnız bir kadın...

Birbirini görmezden gelen bir çift…

Sosyal mesafe...

Issız sokaklar...

Edward Hopper; yalnızlığın ressamı…

Yaşamakta olduğumuz “Kovid-19 sürecinde” sosyal medyada çok sayıda Hopper resimleri sergilenmekte.

Neden?

Çünkü Edward Hopper ıssız kent manzaraları ve izole karakterleriyle “modern yaşam yalnızlığını” en iyi yakalayan ressamdır.

Kovid-19 sürecinde “Hepimiz Edward Hopper’ın tablolarıyız” diye yazdı Michael Tisserand.

Haberin Devamı

Yüz binlerce beğeni alıp hızla yayılan bu tweet, sanat eleştirmeni J. Jones tarafından The Guardian gazetesi için incelendi:

Endişe verici olan şu ki; hepimiz Hopper resimleri gibi yaşarken, Kovid-19’un sosyal sonucu olarak bir yalnızlık krizi gelmekte.

Bu insani temas kaybı gerçek ve büyüyen bir soruna yol açabilir.

En azından Hopper bunu düşünmemizi sağlıyor.

Mutlu melankolik

………………….

Edward Hopper 1882’de New York’ta doğdu.

12 milyon insanın sefalet içine düştüğü 1929 büyük ekonomik krizinden nasibini aldı.

Bu lanetli dönem resimlerinde izler bıraktı.

Hopper’ın çalışmalarında rahatsız edici renklerle yansıtılmış bir “melankoli” ve “yalnızlık” görüyoruz.

Karakterler resmin içinde hapsolmuş.

Örneğin sanki asla gelmeyecek olan müşterisini bekleyen benzin istasyonu görevlisi gibi...

…………………..

Hopper her zaman derin düşüncelere boğulmuş, görülmeyen şeyler yapan yalnız insanları gösterir.

Tablonun ötesinde bir şeyler olacakmış beklentisi yaratır...

Başyapıtlarının çoğunu New York Greenwich Village’da bulunan atölyesinde yaptı.

Sessiz, gerçekçi görünen ama tamamen hayali olan sahneler çizer...

Şöyle söyler:

“İlhamın bana nasıl geldiğini söylemek güç, bir gebeliğin yavaş ilerlemesinin doğurduğu duygu gibi…”

………………….

Hopper’ın gizemli eserleri sinemaya da ilham verdi.

En büyük hayranlarından Alfred Hitchcock “Demiryolu Yakınlarındaki Ev” adlı tablosunu (1925), “Psychosis” (1960) adlı filmindeki ev için model olarak kullandı.

Eserlerinden yaratılan “Shirley” adlı belgeselde resimlerinin on üçü hayat buldu.

Haberin Devamı

Zamanın sosyal, kültürel ve politik durumu eşi Josephine’den ilham aldığı kadın karakter Shirley gözünden anlatıldı.

Daha yakın zamanlarda, hayranlarından Alman yönetmen Wim Wenders, “Edward Hopper Hakkında Bildiğim İki Üç Şey” başlıklı kısa filminde bizi sanatçının dünyasına götürüyor.

Belgesele göre Edward Hopper resimlerinde bilmediğimiz bir taslak sergiliyor.

Kullandığı format bile “sinemaskop” ya da “geniş ekran çerçeveleme…”

En izole karakterlerin bile ışıltılı bir şekilde ortaya çıktığı iyimser kabul edilebilecek sahneler dikkat çekiyor.

……………………

Yani…

Kıssadan hisse...

“Edward Hopper’dan ilham alalım.

Anın, sessizliğin tadını çıkarıp mutlu birer melankolik olmaya çalışalım…”

Teşekkürler sevgili Bülent Korman…