Ortaya karışık

Haftanın gündemi yüklü.

Önce yazıya gülümseyerek ve gülümseterek başlayalım.

ABD eski Başkanı George W. Bush (oğul) Putin’le konuşmasında çok etkilenmiş.

“Adamın gözünün içine baktım, onu çok açık sözlü ve güvenilir buldum” demiş.

Bunu Financial Times’ta (19 Haziran) okudum.

Anlatan ise bir zamanlar Rusya’nın en zengin oligarkı olan Mihail Hodolkovski.

ABD Başkanı’nın bu izlenimine Putin’i yakından tanıyanlar çok gülmüşler.

Bush’u tiye almışlar.

Mihail Hodolkovski yıllar önce Putin’in hoşlanmadığı laflar edince gözden düşmüş, “vergi sorunu” icat edilerek hapse atılmıştı.

Soçi Olimpiyatları sırasında da affedilmişti.

Bir süredir ailesiyle birlikte Londra’da yaşıyor.

Portföyü 500 milyon dolara inmiş ama gene de iyi yaşıyor.

Bu eski oligark Putin için şöyle diyor:

 O eski bir KGB ajanı subay.

Yüzünden hiçbir şey okuyamazsınız.

Putin hiç savaşmadı.

Savaşın nasıl kötü bir şey olduğunu bilmiyor ve anlamıyor.

“Savaşın seçimde oylarını yükselmenin bir yolu olduğuna” inanır.

Dört kez savaş başlattı.

Ukrayna’da yenilmezse, bir sonraki adımı Litvanya hava sahasını abluka altına almak olacak.

İç politika için NATO ile bir savaş da başlatabilir.

Sonunda kaybedecek.

Bu kadar çok zayiat olmasa aslında mutlu olabilirdim.

Çünkü…

Kendi sonunu getirecek bir yola girdi…

Ortaya karışık

NAİF MERKEL

Aslında sadece Başkan Bush değil başka Batılı devlet insanları da Putin’le diyaloglarında “naif” kalmışlardır.

Örneğin Almanya Başbakanı Angela Merkel.

“Ticaret yoluyla değişim” dediği “ekonomik entegrasyonla otokrasilerin değişeceği ve Batı konseptlerine devşirileceği” inancındaydı.

Bu naif inanç nedeniyle Almanya Rus enerjisine bağımlı hale geldi.

Şimdi Rusya Almanya için döşenmiş kuzey hattından verdiği gazın yüzde 40’ını kesti.

Ve…

Almanya, Rusya’ya enerji bağımlılığından kurtulmak için adeta çırpınıyor.

Ortaya karışık

GENÇ LADY’LER

Putin’in kızı Avrupa’da yaşıyordu, Lavrov’un sevgilisi ve kızı da Londra ve Cenevre’de…

Rus oligarklar Londra, Cenevre, Fransa’nın Akdeniz sahillerini, Monako’yu “mesken” tutmuşlardı.

“Batı’yla ticari ve ekonomik bağlar ne kadar yoğunlaşırsa Rusya o kadar Batı’ya devşirilmiş olacak” inancının kanıtları olarak görülüyordu bunlar…

Ama…

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle bu teori çöktü.

Çin’in de eli kulağında.

The Economist’in son sayısına göre “Çin Batı’yla Rusya’nın 7 katı büyük ticaret ayak izine sahip.

Batı, aktif farmasötik içeriklerden pillerde kullanılan işlenmiş lityuma kadar çeşitli stratejik mallarda Çin’e güveniyor.”

Ama…

“Rusya’nın Ukrayna’yı işgal örneğini, Çin de Tayvan’ı işgale başlayarak tekrarladığında” ne olacak?              

“Ticaret yoluyla değişim” teorisi otokrat Çin için de çökecek.

Ortaya karışık

VERİMDEN GÜVENE

Küreselleşme darbeler yemekte.

1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasını izleyen süreçte “küreselleşme” hız kazanmıştı.

Sermaye her ülkeye akıyordu.

Özellikle küreselleşmenin “yol göstericisi (lodestar)” verimlilikti.

Şirketler üretim maliyetlerinin en düşük olduğu coğrafyalara gidiyordu.

Yatırımcılar da sermayeyi en yüksek getiri sağlayan coğrafyalara yöneliyordu.

Devletler uyrukları ne olursa olsun yabancı sermayeye eşit davranıyorlardı.

Hem demokrasilerle hem otokrasilerle ticari ve ekonomik ilişkiler trafiği yoğunlaşmıştı.

Bu süreç tüketiciler için fiyatları düşük tuttu.

Ve Çin de dâhil olmak üzere dünya sanayileşirken, bir milyar insan aşırı yoksulluktan kurtuldu.

………………….

Ya şimdi!..

İklim değişikliği, pandemi ve Ukrayna krizi sonrasında artık “verimliliğe sermaye akışı” durdu.

Sermaye artık “güvenilir coğrafyaya” yöneliyor.

Hatta “en güvenli gördüğü kendi ülkesine dönme trendinden” söz edebiliriz.

“Güvenlik” anlayışı, yaygın “korumacılığı” ve “yerli endüstri sübvansiyonunu”  tetikliyor.

Gelecek “verimlilik ve güvenlilik arasında yeni bir dengededir.”

Sübvansiyonlu bir sığınakta yaşamak değil.

Ortaya karışık

FRANSA’DA SEÇİM

Macron, Fransa’da ikinci dönem için de seçildi.

Ama…

Pazar günkü seçimde meclis çoğunluğunu alamadı.

Hâlâ birinci parti, fakat güvenoyu için yeterli değil.

Cumhuriyetçilerle “kohabitasyon” yapacak.

Yani…

Cumhuriyetçilerden hükümete bakan alarak “koalisyon” değil.

Cumhuriyetçilerin dışarıdan desteğiyle, her önemli konuda onların onayını almaya çalışarak “birlikte yaşamak” anlamına geliyor bu.

Le Monde’a göre Macron “zeki ve yetenekli…”

Ne var ki bizim “burnu büyük” diye tanımladığımız kibirli, aşırı özgüvenli, halktan kopuk bir “asil” profili çizdiği için bu duruma geriledi.

Avrupa Birliği dönem Başkanlığı ve Ukrayna sorunu da onu iç politikadan ve halkla dirsek temasından uzak tutan diğer konjonktürel sebepler…