Siyasi cinayetler!..

Meşum “Siyasi cinayetler olabilir” söylemi siyaset gündeminde.

İlk uyarı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan geldi.

Aynı iddiayı diğer bazı parti genel başkanları ve önde gelenleri de dile getirdiler. (Hatta Ümit Özdağ “Beni öldürmeyi planlıyorlar, kim olduklarını biliyorum” mesajını verdi.)

.........

75 yıllık “çok partili demokratik yaşam” tarihi olan Türkiye’ye hiç yakışmıyor.

.........

Washington Post’ta çarşamba günü yayımlanan haber/analizden Irak seçimleri için satırlar yansıtayım:

Irak’taki protesto hareketiyle

bağlantılı partilerde sürpriz kazananlar oldu.

Aralarında Sadr yanlısı ya da İran’ın desteklediği milisler tarafından “tehditler, kaçırmalar ve suikastlarla” karşı karşıya kalan çok sayıda aday vardı.

Buna rağmen gene de bu adaylardan bazıları Bağdat’ta ve ülkenin güney eyaletlerinde 10 sandalye kazanmış görünüyor.

Hareketin sözcüsü Wissam Kawkab, seçime girmek isteyen adaylarla daha işin başında oturduk, açıkça konuştuk. Bu kampanya sürecinde hayatınız tehlikede olabilir, diğerleri gibi suikasta uğrayabilirsiniz” dedik...

Yakışmıyor

Fiilen üçe bölünmüş... Neredeyse “kaos” denebilecek bir sosyal/siyasal/ekonomik çalkantı içinde olan... Siyasi partilerin ve siyasi hareketlerin kendilerine bağlı silahlı örgütler kullandıkları... Bir yandan İran’ın, öte yandan ABD’nin baskıları arasında sıkışan... Etnik ve mezhep ayrılığına dayalı siyasetlerin çarpıştığı talihsiz bir ülke Irak. Sadece Washington Post değil, dünyanın diğer saygın medya kuruluşları da Irak için “siyasi cinayetler, aday kaçırmalar” gibi yayınlar yapmakta.

Ama...

Atatürk’ün kurduğu, 75 yıllık çok partili demokrasiye, yüzyıllık seçimli Cumhuriyet deneyimine sahip Türkiye’ye “Siyasi cinayetler olabilir” iddiası hiç ama hiç yakışmıyor.

Ne yazık ki bu iddiaların dünya medyasına da yansıyacağını öngörmek için kâhin olmaya gerek yok.

Seçime inanç yok

Irak’ta seçimlere katılım sadece yüzde 41 oldu. (Türkiye’de ise seçime katılım Avrupa’nın da üstünde.)

Çünkü...

Halk “sandığa attığı oylarla bir şeylerin değişeceğine” inanmıyor.

Halk bakanların, büyük küçük bütün memurların “liyakate göre değil, dini ve etnik kontenjanlara göre dağıtılmasına” alışmış. 

Siyasetçilerin devlet kasasından milyarlarca doları sömürdüğünün farkında.

Onlarca yıllık yolsuzluk kamu hizmetlerine çöküş yaptırdı.

Afiş çerçeveleri

Kara mizahla büsbütün “ilgisiz kalmadığının” altını çizeyim.

Irak’ın meydanlarına, caddelerine “değişiklik vaat eden” seçim afişleri asılmıştı.

Ancak birkaç gün içinde afişlerin metal çerçeveleri yok oldu.

Sökülen bu çerçeveler hurdacılara satıldı.

İşte sokaktaki Iraklının seçimlere ilgisi!..

........

Seçimlerden en kârlı çıkanlar “din adamı Sadr’ın desteklediği hareketin adayları...”

Pazartesi günü “gümüş” bir kürsüden halka “Bugün zafer günüdür” diye seslendi.

Ve şöyle devam etti:

“Artık insanların işgalsiz, savaşsız, milissiz, terörsüz, adam kaçıran ve öldüren olmadan yaşama zamanıdır...”

 

Washington Post, Sadr’ın bu sözlerini yansıtan satırlardan sonra bakın nasıl bir yorum yapmış:

“Din adamı Sadr’ın başında bulunduğu hareketin -aralarında 17 yaşında bir çocuğun bile yer aldığı- karşı siyasi görüşten olanları kaçırmak ve öldürmekle suçlanan bir silahlı kanadı var.”

.........

Türkiye, “siyasi cinayetler” kuşku, korku ve şayialarının dolaştığı, Irak gibi devletlerin liginde görülmemeli, gösterilmemelidir.

Tekrarlıyorum...

Siyasi cinayetler..

Cinayet tanıkları

Bizim kuşağın gazetecileri 27 Mayıs 1960’tan başlayarak askeri ihtilallere, darbelere ve muhtıralara tanık olduk.

Başbakanın, bakanların idamlarına da...

Siyasi cinayetlerin dehşetini yaşadık.

Nihat Erim, Abdi İpekçi, Gün Sazak, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve diğer demokrasi şehitleri...

.........

Aradan yıllar geçtikten sonra televizyonlarda “siyasi cinayet” tartışmaları sanki “başka bir çağda olmuş” gibi duygu derinliğini, ötekilerin arkasındaki meşum karanlık hesapları yeterince yansıtmıyor.

Siyasi cinayetler..

...........

Keşke TV tartışmalarına ayırılan zamanın hiç değilse yarısı bu demokrasi şehitleri için yapılmış belgesellere ayırılsa.

Yeni nesillere her birinin vahameti, derin acısı gösterilebilse, hissettirilebilse.

Siyasi cinayetler..

“Toplumsal hafızamızı” tazelersek, hassasiyetimizi diri tutarsak, “tarihin tekerrürünü” önlemekte daha etkili olabiliriz.

Siyasi cinayetler..

Doktorlarıma teşekkür

Önce görsel anjiyo, sonra anjiyo, sintigrafi...

Ameliyata ve anesteziye kalbimin dayanıklı olup olmadığının testleri...

Sonra da göz ameliyatı...

Anjiyom ve diğer testler için değerli Prof. Dr. Vedat Aytekin’e ve göz operasyonum için de kadim dostum Dr. Davut Kohen’e çok teşekkür ediyorum.

Ellerine sağlık...