“Türkiye imparatorluğu” kuşkusu

Başlık “hayali” değil.

AP Avrupa Parlamentosu’nda konuşuldu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Avrupa Parlamentosu’nda önceki gün şöyle dedi:

“Eski imparatorluklar geri gelmeye başladı. Bunlardan 3’ü Rusya, Çin ve Türkiye. Bunlar küresel ve bölgesel yaklaşımlarla eskinin büyük imparatorlukları. Bu durum, bizim için yeni bir ortam sunuyor...”

“Türkiye imparatorluğu” kuşkusu

Doğrusu...

İlk duyuşta bu “Türkiye İmparatorluğu” söylemi gurur okşamıyor değil.

Beyinlerimizin ve yüreklerimizin derinlerinde uzun uykuya yatmış “büyük devlet nostaljimizi” hareketlendiriyor.

Hangi yurtsever Türk hoşlanmaz ki?

“Türkiye imparatorluğu” kuşkusu

YURTTA SULH, CİHANDA SULH

Ancak dolduruşa gelmemeliyiz.

Ayranımız kabarmasın.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki temel ilke “Yurtta sulh, cihanda sulh”tur.

Kimsenin bir karış toprağında gözümüz olmadığı gibi, kimseye de verecek bir karış toprağımız yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin genlerindeki “büyük devlet” sınırlarını genişleterek değil ekonomisi, teknolojisi, eğitimi, sanatı, milletine sunduğu adalet, refah ve insan hakları düzeyiyle güçlü olmaktır.

Haklarını savunmak fakat kendi haklarından da 1 milim bile vermemektir.

Türkiye Çin ya da Rusya gibi genişleyici politikalarından kaynaklanan “imparatorluk diriliş algılarıyla” aynı safta olmamalı.

Yunanistan’ın “Türkiye tehdidi altındayız, AB VE ABD bize yardım etmeli” söylemine gerekçe kazandırmaktan kaçınmalıyız.

Sonuç...

Türkiye kabadayılık yapmıyor, kimseyi tehdit etmiyor, sadece Mavi Vatan ve tüm haklarını koruyor.

24 EYLÜL ÖNCESİ

Borrell 21 Eylül AB Dış İlişkiler Konseyi ve 24 Eylül’de AB Konseyi’nde “Doğu Akdeniz konusunun ele alınacağını” söyledi.

“Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimiyle AB’nin dayanışma içinde olduğu, bu toplantılara kadar Türkiye’yle ilerleme sağlanmaması halinde birçok seçeneğin masada yer alacağına” işaret etti.

Böylece -olası- “yaptırımlarla” gözdağı verirken, öte yandan da kapıyı aralık tutuyor.

“Türkiye’yle zıtlaşarak sorunlara çözüm bulunamayacağı açık. Bunu istemiyoruz.”

Öte yandan, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen de “Türkiye’nin tehdit” algısı ürettiğini iddia etti.

“Türkiye her zaman için önemli bir komşumuz olacaktır; ancak haritadaki yerimiz ne kadar yakın olsa da aramızdaki mesafe daha da büyüyor” dedi.


“Türkiye imparatorluğu” kuşkusu

Bir “gözdağı” da ondan(!)

Öte yandan...

Ursula Von der Leyen de gene Rusya ve Türkiye’yi aynı pakete koydu.

Türkiye bu algı paketinden mutlaka sıyrılmalı.

 Yunanlı gözüyle

Acaba Türkiye, Ege’nin öte yakasındaki Yunanistan’dan nasıl görünüyor?

Sunduğum fotoğraf Atina’da yayınlanan bir programdan...

“Türkiye’nin askeri gücüyle” ilgili yorumlarıyla sık sık ekranlara konuk olan Theoderatos bakın nasıl bir analiz yapmış.

..................

Türkler kaç tane gemi inşa ediyor?

Yani aceleleri var.

Lozan Antlaşması’ndan 100 yıl sonra 2023’e kadar bizim ne yaptığımız ve yapacağımız belli değilken Türklerin farkı burada.

Yunanistan donanması yaşlı.

Elimizdeki gemilerin modernize edilmesi için yıllar ve çok para gerekiyor.


“Türkiye imparatorluğu” kuşkusu

Bugün dünyanın en büyük ikramiyesini kazansak bile 2-3 yıldan önce iyi performans gösterebilecek bir donanmaya sahip olamayız.

Savaş eskisi gibi değil.

Artık uzaktan yapılıyor.

Türk donanması uzun menzilli füze kullanabilir.

Savaş uçaklarından, İHA’lardan, kara üslerinden ve gemilerinden Yunan filosuna ateş açabilir.

Ayrıca...

Türkiye, Yunanistan’ın aksine kendi gemilerini üretebilme yeteneğine sahip.

Type209 tipi denizaltılara ilk defa Yunanistan sahip olmuştu.

Bu denizaltılarımız zamanında gönderilselerdi, Türkler Kıbrıs’ta çıkarma operasyonu gerçekleştiremezdi.

O bölgedeki tüm gemileri batmış olurdu.

Bugün de denizaltılarımızı “dişsiz” gönderiyoruz.

Yunanistan’ın elinde bulunan Type2014 denizaltılar modern silahlardan yoksun.

“Türkler bu konuda ne kadar budala olduğumuzu” farkındalar.

Türkiye’nin çok fazla çıkarma gemileri var.

Çoğu ağır korumalı modern çıkarma gemileri.

Türkler “Biz buradayız” demeye hazır.

Peki, bizim mazeretimiz ne?

Artrit (eklemlerde meydana gelen iltihap kaynaklı sorunlar), ağrılar, diyabet mi? (!!)

Yıllar boyunca ordumuzu kestik ve en sonunda kemiğini hatta iliğini bile alıp engelli bıraktık.

Savunma sanayiinin üzerinde çalışmak istemiyoruz.

Olaylara sürekli geç tepki veriyoruz.

...................

Theoderatos’un ekrana yansıttığı haritalardan birinde Türkiye’nin münhasır bölgesi Ege Denizi’nin ortasından geçiyor.

Doğu Akdeniz’de de Türkiye’nin tezi doğrultusunda bir münhasır alan çizgisi dikkat çekiyor.

...................

Kısacası, madalyonun diğer yüzü buradan göründüğü gibi değil.