Siz kimden aldığınız yetkiyle...

Sabrın, hele diplomatik sabrın sınırı geniş olmalıdır. Atatürk’e başarısının sırrını soruyorlar:

“Durup, durup dinlerim” diyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise durup, durup, durup dinlemesiyle tanınıyor. İlk 2014’te dışişleri bakanı olan Çavuşoğlu, bir süre AK Parti dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı görevinde bulundu, 2015’ten beri bu görevi sürdürüyor. Sayın Çavuşoğlu’nun meslektaşlarıyla görüşmelerinde, devlet ve hükümet başkanları tarafından kabullerinde, hissiyatını yutup sustuğu, durduğu, durduğu... çok olmuştur. Olmalıdır, çünkü diplomasi budur. Yalan söylemek değil, ama her şey, her doğru, her yerde, her zaman söylenmez ilkesi çerçevesinde bütün milleti ve o milletin menfaati için dışişleri bakanlarının “durup dinleyen” ve “durup konuşan” insanlar olması gerekir.

Fakat!

Şimdi takdir edersiniz ki

bu büyük bir “fakat.”

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ülkemizi ziyaret ediyor ve gelip basın bilgilendirme toplantısında Çavuşoğlu’nun gözünün içine baka baka, Türkiye’yi Suriye’den çıkmaya çağırdıklarını söylüyor. Sayın Linde bu herzeyi bakanların ve heyetlerin toplantısında yese, kapalı yapılar ardında söylenebilecek şeyleri söyler, Türk tarafının cevabını dinler ve bundan ilgili taraflar dışında kimsenin haberi olmazdı. Ama Sayın Linde, herhalde ülkesinde veya AB içinde birtakım makamlara aday ve adaylığını “Türkiye’ye nasıl haddini bildirdim, gördünüz mü?” diye şişinerek güçlendirmek umudunda olsa gerek ki ikili görüşmelerde neler görüştüklerini açıklarken “Türkiye’ye Suriye’den çıkması gerektiğini hatırlattık!” diyor.

Sayın Çavuşoğlu’nun iç sesi o sırada şu anda hepimizin aklından geçen şeyi söylemiş olmalı ki sizin, benim gözümüz karararak söyleyebileceğimiz şeyleri nezaket, incelik ve zarafetinden asla bir gram kaybetmeden misafirinin yüzüne karşı söylüyor:

“Siz kimden aldığınız yetkiyle Türkiye’nin Suriye’den çekilmesini istiyor ve Türkiye’yi uyarıyorsunuz? Biz Suriye’yi bölmek istemiyoruz ama siz Suriye’yi bölmek isteyen PKK’lılara destek olmak için Türkiye’ye ‘çekil’ diyorsunuz.”

Sanırsınız ki Türkiye, ABD gibi, tek taraflı bir kararla, BM antlaşmasını açıkça ihlal ederek Afganistan’ı, Irak’ı veya Suriye’yi işgal eden bir ülke, ya da İsrail gibi Golan’dan Gazze’ye, Suriye’nin beşte birini, Filistin’in neredeyse tümünü işgal eden bir ülkedir ve hak sever Avrupalı da Türkiye’yi bu işgale son vermeye çağırıyor.

İsveçli Bakan’ın bu küstah ve terbiyesiz çağrısı içerideki sözlerinin bir devamı olsa gerek ki Sayın Çavuşoğlu devam ediyor:

“Suriye’deki rejim İsveç’e ya da Avrupa Birliği’ne böyle bir yetki mi verdi? Peki, ‘İdlib’den de çekil’ diyor musunuz? Hayır. Neden? İdlib’den çekilsek, 3 milyon daha mülteci Türkiye’ye ve Avrupa ülkelerine gidecek. Peki, nereden çekilmesi lazım? PKK’dan temizlediğimiz alanlardan çekilmesi lazım. Neden? PKK’lılara destek olmak için.”

Öfkelenmeden ve her kelimesini analiz ederek verdiği bu doğru ve aynı zamanda yürek soğutan cevaptan dolayı Sayın Çavuşoğlu’nu kutlarız.