301'le özgürlük düzeni olmaz!

Anlaşılan o ki:Hükümetin 301 konusunda ipe un serme eğilimi devam ediyor. "Ne yani, AB istedi diye 301'i mi değiştireceğiz?" tavrı hükümetin doruklarında kendini belli ediyor.Semih İdiz, Washington dönüşü gazetemizdeki köşesinde yazdı, (15 Ekim). Ermenistan Başbakanı Sarkisyan'ın Washington'da Türkiye'yi sıkıştırmak için yararlandığı bir bakış açısı var.Özetle demeye getiriyor ki:301 gibi bir maddenin geçerli olduğu Türkiye'de, Başbakan Erdoğan'ın Ermeni meselesiyle ilgili olarak "Tarafsız tarihçiler komisyonu kuralım, konuyu onlara bırakalım" önerisi havada kalır, içtenlikli olamaz.Ermenistan Başbakanı'nın böyle bir çıkışı inandırıcılıktan yoksun olabilir mi?Sanmıyorum.Türkiye'de 301 varlığını koruduğu sürece, Ermeni meselesi konusunda özgür tartışma ortamı kurulamaz. Çünkü, özgür tartışma ortamı demek bütün farklı görüşlerin meydana çıkması demektir.301 bu yolu tıkıyor.Bırakın "Ermeni soykırımı vardır" diyeni, bunu ima edeni bile 'Türklüğe hakaret'ten mahkûm edebiliyor.Sevgili Hrant Dink'i kaybetmesek, 301'den hapsi boylayabilirdi. Çünkü, bir demecinde 1915'i soykırım olarak nitelemişti.Şimdi ise bundan önceki bir yazımda belirttiğim gibi, oğlu Arat Dink babasının bu demecinin çıktığı Agos gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürü olarak mahkûm oldu."Türk milletine soykırım isnat eden haber yayımladıkları için" 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Düşünün şimdi.Soykırım yoktur denebiliyor.Bu konuda özgürlük var.Soykırım vardır denemiyor.Bu yasak!Soykırım vardır diyeni mahkemelerde mahkûm edip 'Türklüğe hakaret'ten içeri atabiliyoruz. Ve böyle bir ülkede Başbakan da çıkıp, "Gelin, tarafsız tarihçiler komisyonu kuralım" diyor.İnandırıcı olabilir mi?Hayır.301 varlığını koruduğu sürece bu ülkede Ermeni meselesiyle ilgili olarak 'resmi görüş'ün dışında serbestçe konuşmak, yazmak, akademik çalışma yapmak mümkün olamaz.Türban konusundaki duyarlığı anlıyorum. Kuran kursları, imam hatipler ya da genel olarak din eğitimi alanındaki duyarlıkları anlıyorum.Bu konuların laiklik ve demokrasi çerçevesi içinde makul çözümleri olduğuna da inanıyorum.Ama demokrasi, çoğulculuk yalnız bu konularla sınırlı değil ki.Eğer özgürlükler düzeni deniyorsa, bu konuda gerçekten içtenlik varsa, o zaman 301'de de, 'vicdani ret'te de, 'eşcinseller'in ya da Kürtlerin, 'azınlıklar'ın haklarında da duyarlı olmak gerekir.Başka türlü demokrasi olmaz.Demokrasinin gerçeklik kazanabilmesi için yalnız kendi hak ve özgürlüklerini değil, karşındakileri de savunman gerekir.Sayın Erdoğan,Bu ülkede bir şiir okuduğu için hapis yatan bir Başbakan olarak sizden bu konularda daha duyarlı olmanız beklenir.301'le özgürlük düzeni olmaz.Samimiyseniz, değiştirin! h.cemal@milliyet.com.tr Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Çiçek, Dışişleri Bakanı Babacan dikkatimi çekiyor, 301 deyince hafif tertip geriliyorlar.