ABDde seçimle Irak...

Fransız Le Figaro gazetesinin deyimiyle dünyayı siyah beyaz gören Teksaslı kovboydan Amerikayla dünya kurtulabilecek mi?Bu henüz belli değil.Amerikada başa baş, dişe diş bir mücadele sürüyor. Ve seçim kampanyası daha çok tek bir konu etrafında dönüyor:Irak ve terörle mücadele!Amerikayı kim daha güçlü kılabilir? Kim daha iyi başkomutan olabilir? Askeri alanda Bushtan zayıf görünmemek çabası, Ömer Taşpınarın deyişiyle, Bushla Kerryyi bir maçoluk yarışına soktu.Ancak bu yarışın Kerryden çok Busha çalıştığı söylenebilir.11 Eylülle birlikte Amerikan toplumunun derinliklerinde yer eden savaş psikolojisinden Bush daha çok yararlanıyor. Bushun sürekli vurguladığı "Amerika savaşta; Demokratlara güven olmaz!" söyleminin etkili olduğu anlaşılıyor.Ancak, Amerikanın savaşta olduğunu sadece Bush değil, Kerry de 11 Eylülden beri söylüyor. Irakta başarısızlığın bu ülkeyi bir terör üssü haline getireceğini, bu ülkedeki kaosun bütün bölgeyi istikrarsızlaştıracağını, buna izin verilemeyeceğini ikisi de savunuyor.Savundukları bir konu daha var:Terörün nedenleriyle mücadele.Bu da Arap dünyasıyla İslam coğrafyasında reform konusunun eşiğine getiriyor iki adayı da. Bu coğrafyada reform ve demokrasi rüzgârları estirmeden radikal İslamcıların, köktendinci teröristlerin çanına ot tıkamanın mümkün olmadığını ikisi de biliyor.Kerrynin bu konularda Busha yönelik haklı eleştirileri var. Ama bu eleştiriler, Başkan olursa neyi ne kadar farklı yapabileceği konusuna pek o kadar açıklık kazandırmıyor.John Kerry, Bushun bugüne kadar pek önemsemediği bir konuyu gündeme getiriyor. Bushun başına buyruk politika anlayışını bir yana bırakıp uluslararası topluluğu, BMyi, NATOyu, özellikle Avrupalı müttefiklerini Irak ve terörle mücadelede daha çok devreye sokacağını, işbirliği arayacağını belirtiyor.Söylüyor ama nasıl yapacak?Kerry açısından bu sorunun yanıtı pek açık ya da tatmin edici değil. Irak başta olmak üzere o kadar çok bilinmeyen var ki, Kerrynin de söylediklerini nasıl hayata geçireceği konusu havada kalabiliyor.Ama ne olursa olsun, Bushun inandırıcılık konusundaki tükenmişliği, Beyaz Saraydaki isim değişikliğini çok önemli hale getirmiş durumda.Bu değişiklik, hem Arap dünyasında hem Avrupada politika değişikliklerine zemin hazırlayabilir. Özellikle Amerika - Avrupa çatlağı tamir edilmeye başlayabilir. Irakta yanlışlar daha kolay düzeltilebilir, geri dönüş manevraları daha zahmetsiz yapılabilir.Oysa bütün bunların Başkan Bushla olması daha az ihtimal. Seçimi yine kazanırsa, 2 Kasım sonrası karşımıza yeni bir Bushun çıkacağını iddia etmek kolay değil. Yanlışlarından ders çıkarmış, öğrenmiş bir Bush imajına ihtimal verenler azınlıkta çünkü...Hafta içinde, New York Times gazetesinde Amerikalı stratejist Zbigniew Brzezinskinin önemli bir yazısı çıktı.Başlığı ilginçti:Ortadoğu için büyük bir Amerikan - Avrupa stratejisi...2 Kasım sonrası Amerikayla Avrupanın Irak, Filistin - İsrail ve İran konularında ciddi bir işbirliği için kolları sıvamaları ve bunun için ılımlı Arap ülkelerini de devreye sokmaları gerektiğini savunuyordu. Amerikanın başına buyruk siyaset anlayışının ve meşruiyetten yoksun güç kullanımının Ortadoğuyu daha beter kaosa sürükleyeceğinin altını çiziyordu Brzezinski...Bütün bunları kim iyi yapabilir? Bush mu, Kerry mi? Bu açıdan da Kerry adı ön plana çıkıyor.Son soru:Türkiye bakımından Bush mu, Kerry mi? Türkiye, 11 Eylül dünyasındaki önemini korumaya devam edeceği için fazla fark etmez denebilir. Ancak, Kerry ile birlikte Amerika - Avrupa çatlağının tamir edilmeye başlayacağı varsayılırsa, Türkiye için de yanıt Kerry olabilir.Sizce Bush mu, Kerry mi?İyi pazarlar! h.cemal@milliyet.com.tr Bu köşede dünkü yazımın başlığı ABDde seçimle değişim idi. Bushun inandırıcılığının tükendiğini, Beyaz Sarayda yeni bir isimle yola devam etmenin hem Amerika hem dünya için hayırlı olacağını, salı günü seçim sandığından John Kerrynin çıkışıyla yaşanacak değişime umut bağlanabileceğini belirtmiştim.