Atatürkle demokrasi

Olumlu yanı genellikle ağır basan değerlendirmeler. Atatürkün yüzü Batıya dönük reformcu çizgisini alkışlayan ve Türkiyeyi Avrupalılaştırma rayına oturtan büyük değişimin altını çizen yorumlar öne çıkıyor.İngiliz The Times gazetesi, 11 Kasım 1938 tarihli başyazısında şöyle demiş:"Mustafa Kemal tehditlere ve onu radikallikle suçlayan Türkiye dışındaki Müslümanlara aldırmadan Doğuya sırtını dönerek, kendilerine çağlar boyu Batının düşman olduğu öğretilmiş yeni ulusunu Avrupaya yönlendirdi. Başarıları sadece ülkesinin Avrupalılaşması, yani iç politikayla sınırlı değildi. Aynı zamanda Türkiyeyi Batılı devletler arasında saygın bir konuma getirdi ve eski düşmanlardan yeni dostlar yarattı."İngiliz The Economist dergisi de 12 Kasım 1938 tarihli sayısında başyazısını Atatürke ayırmış:"Bu perşembe günü ölen büyük Türk devlet adamı, tarihe Büyük Petro gibi bir kişilik ve deha olarak geçecek. Tıpkı Rus benzeri gibi, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk de tek bir nesil içinde koca bir dünyayı Batılı yaşam ile tanıştırmak gibi insanüstü bir işin altından kalktı. Petro Rusları Batılılaştırırken, Mustafa Kemal de Türkiyeyi Batılılaştırarak sadece Türklerin değil, tüm İslam dünyasının kaderini değiştirdi. Türklerin bugün yapmakta olduğu şeyi yarın diğer Müslüman halklar gerçekleştirecek. Mustafa Kemal, ardında Batılılaşma yolunda ilerleyen, modern, ulusal bir Türk devleti bıraktı."Amerikan The New York Times gazetesinin 11 Kasım 1938 tarihli başyazısından:"Atatürkün büyük başarısı, Türkiyede gerçekleştirdiği değişimde yatıyor. Atatürkün irade ve ileri görüşüyle birlikte dayattığı devrim niteliğindeki reformların çağımızda bir eşi yok. Eğer tek bir kişinin iktidarını haklı göstermek mümkünse, bu ancak Türkiyenin yaşadığı değişimde olduğu gibi acilen ortaya konmuş bir iktidar örneğiyle olabilir." Hep aynı değerlendirmeler:Devrimci bir değişim... Sırtını Doğuya dönüp Batıya doğru yürüyüş... Türkiyeyi Avrupalılaşma yörüngesine sokan reformlar... Müslüman halklara örnek oluşturacak modernleşme ve ulusal devlet çabası...Neydi Atatürkün hedefi?Klişeleşmiş ama doğru olan cevap malum: Çağdaş uygarlığı yakalamak ve geçmek... Çağdaş uygarlığı Atatürkün zamanında Avrupa temsil ediyordu. Ama herhalde Hitler Almanyası, Mussolini İtalyası ya da Stalin Sovyetleri değildi bu Avrupa...Atatürkün örnek aldığı diktatörlükler Avrupası değil, demokrasiler Avrupasıydı. Afet İnan, hatıralarında Atatürkün şu sözlerini nakleder:"Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk. Cumhuriyet, on yaşını doldururken, demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe tatbikata koymalıdır."Atatürkün Cumhurbaşkanıyken yıllar yılı Genel Sekreterliğini yapmış olan Hasan Rıza Soyak anılarında Atatürkün şu sözlerine yer verir:"Biz öyle bir idare, öyle bir rejim istiyoruz ki, bu memlekette bir gün padişahlığa taraftar olanlar dahi bir fırka kursunlar."Sözü uzatmak yersiz.Atatürkün hedefi demokrasiydi.Atatürkün çağdaş uygarlık dediği demokrasiler Avrupasından başka bir şey değildi.Atatürkün, İsviçreden Medeni Kanunu, Almanyadan Ticaret Kanununu, İtalyadan Ceza Kanununu, Fransadan merkezi idare anlayışıyla laiklik modelini alıp Türkiyeye getirirken, giyim kuşamdan kadın haklarına, alfabeden takvime, haftalık tatile kadar Avrupa olan her şeyi benimserken, onun nihai hedef olarak demokrasiyi düşünmemiş olabileceğini öne sürmek gülünçtür.Ama biliyorum kimileri, Atatürkle demokrasi sözcüğünü yan yana getirmekten hala hoşlanmıyorlar. Aydınlanma derken demokrasilere değil, bilinçli bilinçsiz totaliter ideolojilere, faşizmlere açılan yollarda koşturmaya devam ediyorlar. Aydınlanmanın eleştirel düşünceye, demokrasiye açılan yolunu ya bilmiyorlar ya da sinsice reddediyorlar.Ve Türkiyenin Avrupa yolunu kesmek için Atatürkü kullanmak istiyorlar.Nafile çaba içindeler.Geçmişte de başaramadılar.Bugün de başaramayacaklar.Kısacası, Atatürkün son hedefi demokrasiydi. Türkiye bugün Atatürkün başlattığı çağdaş uygarlık yürüyüşünü Avrupa yolunda kararlılıkla sürdürüyor.———————————-* Kasım 1938; Dünya Basınında Atatürk; hazırlayan: Nuri Çolakoğlu; Doğan Kitapçılık, İstanbul, Ekim 2003. h.cemal@milliyet.com.tr Atatürk öldüğü zaman dünyanın önde gelen gazetelerinde çıkmış başyazılara göz atıyorum.(*)