Avrupa'dan Türkiye'ye ev ödevleri...

Avrupa'dan Türkiye'ye ev ödevleri...


BRÜKSEL


       Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle ilişkilerinde yarın önemli bir gün. Çünkü Avrupa Komisyonu tarafından Türkiye'nin katılım ortaklığı belgesi yayımlanacak.
       Nedir bu belge?
       Türkiye'ye denecek ki:
       "Biliyorsun, AB bir pişpirik kulübü değil, briç kulübü. Oyunun kuralları, ilkeleri böyle böyle... Tam üyelik görüşmeleri için bizimle masaya oturmak istiyorsan, kısa vadede siyaseten atacağın adımlar da şöyle şöyle..."
       Bunlar zaten bilinmiyor mu?
       Evet, meşhur Kopenhag kriterleri"... Ama şimdi bu belgede kriterler daha açılıyor, somuta indirgeniyor. Bizim için bir tür yol haritası niteliğine kavuşuyor.
       Uzunluğu nedir?
       En çok 20 sayfa olabilir. Dört bölümden oluşuyor: Giriş, siyasal ve ekonomik reçete, AB mevzuatına uyum... Türkiye için bu aşamada önemli olan siyasal bölümde nelerin öngörüldüğü...
       Niçin?
       1999'un Aralık ayındaki Helsinki zirvesinde Türkiye'nin AB'ye aday üyeliği kabul edildi. Ama şimdi daha önemli bir başka eşik var önümüzde: AB ile tam üyelik görüşmelerinin başlaması... Bunu gerçekleştirmek için Türkiye'nin yapması gereken ev ödevleri var. Bunlar bir yerde önkoşul niteliği taşıyor.
       Niye önkoşul?
       Kısa vadede, yani öncelikli olarak bu adımlar atılmazsa kimse kalkıp Türkiye'ye gel otur masaya demez.
       Bu önkoşullar olanca açıklığıyla yer alacak mı Katılım Ortaklığı Belgesi'nde?
       Kimi üstü kapalı, kimi açık olarak belirtilecek. Örneğin idam cezasının kaldırılması... Bu bir önkoşul! Ankara da bunun böyle olduğunu biliyor.
     Ya Apo'nun idamı?..
       Böyle bir kayıt belgede yer almayacak tabii.
       Ancak Öcalan'ın idam cezasının da ölüm cezasının kaldırılmasıyla birlikte gündemden düşmesi bir önkoşul niteliği taşıyor. Bu da Ankara'nın malumu...
     Kürtçe radyo televizyon?..
       Kürt, Kürtçe sözcükleri belgede geçmeyecek. Ancak adı konmasa da, dolaylı bir ifadeyle bu konuya yer verilecek.
       Nasıl?
       Örneğin şöyle bir cümle:
       "Türk vatandaşlarının televizyon ve radyo yayınlarında ana dillerini kullanmalarını yasaklayan tüm yasal hükümlerin kaldırılması..."

Kürtçe radyo - TV

       Kritik bir konu değil mi?
       Ülkemizde bazı çevrelerin, bunların içinde MHP var, asker var, Türkiye'nin birliği açısından Kürtçe radyo ve televizyona gönüllü olmadıkları biliniyor. Bunun gibi bir başka duyarlı konu daha var: Kürtçe eğitim...
     
Belgede bunun adı konacak mı?
       Hayır ama üstü örtülü biçimde yer alacak.
       Nasıl?
       Mesela şöyle bir bölüm: "Tüm vatandaşların kültürel haklarını güvenceye alacak kültürel çeşitliliğin sağlanması... Eğitim alanını da kapsayacak şekilde kültürel hakların gelişimini engelleyici yasal hükümlerin temizlenmesi..." Bu bölümdeki eğitim sözcüğü Ankara'da rahatsızlık yaratmadı değil. Ancak belgeden çıkarıldığını sanmıyorum.
       Niye rahatsızlık yaratıyor?
       Türkiye'nin birliği açısından kaygı duyan çevreler var. Türkiye'nin bölünmesini isteyen odakların eli güçlenir diye düşünenler var.
       Senin görüşün nedir?
       Ben öteden beri farklı düşünüyorum. Bunların azınlık hakları ya da kolektif haklar çerçevesinde olması gerekmiyor. Bireysel hak ve özgürlükler bağlamında Kürtçe radyo, televizyon ya da eğitim yapılması - özel olarak - demokrasinin bir parçasıdır.
       Bunlar da önkoşul mu?
       Evet öyle. Ankara da biliyor. Kürt, Kürtçe diye isimleri konmasa da, bunların gereği yapılmadan tam üyelik görüşmelerine yeşil ışık yanmayacak.
       Bir de düşünce özgürlüğü konusu var değil mi?
       Aynen. Belgede TCK 312, Terörle Mücadele 8 vesaire denmesi beklenmiyor. Ancak "ifade özgürlüğünün yasal ve anayasal garantilerinin güçlendirilmesi" deyiminin altı çizilecek. İlgili yasal düzenlemelerin en kısa zamanda gerçekleştirilmesi gerektiğini Ankara da biliyor. Nitekim Başbakan Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz da geçenlerde yaptığımız görüşmelerde düşünce özgürlüğü konusunun ivediliğini onlar da belirtmişlerdi.
       Ama ya koalisyon ortağı MHP?
       İdamda veya Kürtçede olduğu gibi 312 konusunda da MHP'nin kaygıları var. İkna edilmesi gerekiyor. Bu bakımdan ikna edilmesi gereken taraflardan biri de asker...
       Azınlık sözcüğü yer alacak mı belgede?
       Ankara bu konuda başından beri çok hassas. Avrupa hukukunda da yer almayan bu konunun belgeye girmesi beklenmiyor.
     Asker ve politika girecek mi?
       Hiç kuşkun olmasın. Türkiye'de askerin politikadaki ağırlığının demokrasilerdeki boyutuna indirgenmesi diplomatik bir dille işlenecek. Ve Milli Güvenlik Kurulu'nun bir danışma organı niteliğinde olmasının altı çizilecek. Aslında bizim anayasal anlayışımız da farklı değil. Ancak bir yandan MGK'nın yapısı ve uygulama konusu, öte yandan MGK Genel Sekreterliği Yasası'yla ilgili bazı değişiklikler gündeme gelecek.

Yunanistan faktörü

       Peki ya, Kıbrıs, Ege?..
       Belgeyle ilgili can alıcı konular bu ikisi. Atina, Güney Kıbrıs'ın AB üyeliğini ulusal öncelik haline getirmiş durumda. Bunu şimdiden sağlam kazığa bağlamak istiyor. Helsinki zirvesinde 2002 tarihi anlaşılan yeterli değil Atina için... Hem Kıbrıs'ta hem Ege'de, AB'deki veto hakkını aba altından göstererek Türkiye'den ödünler kurtarmak peşinde.
       Koparabilir mi?
       Bu bir bilek güreşi! Kolay değil. Yunanistan, Kıbrıs ve Ege'yi bölgede önkoşul haline getirmenin peşinde. Yani Türkiye bu konuların gereğini yapmadan kendisiyle tam üyelik görüşmelerine geçit verilmesin diye bastırıyor. Bizim anlayışımız ise bunun tam tersi. Bu konuların önkoşul olarak değil, tam üyelik müzakereleri açıldıktan sonraki süreçte ele alınmasını istiyoruz.
       Haklı mıyız?
       Helsinki zirvesi kararları çerçevesinde haklı sayılırız. AB komisyonundaki hava da öyle sayılır. Bu yüzden belgede Kıbrıs ve Ege'nin Atina'nın isteği doğrultusunda yer alması zor. Ama bir de hayatın gerçeği var.
       Nedir o?
       Yunanistan'ın elinde veto kartı var. Er ya da geç. Bu kartı kullanabilir ve Türkiye'yle üyelik görüşmelerinin açılmasını engelleyebilir. Onun için Atina'yı görmezlikten gelemeyiz.

Tayakkuz durumu

     Son dakika golü olabilir mi?
       Geçen gün üst düzeyde bir Dışişleri yetkilisi şöyle dedi:
       "Nazari olarak var tabii. Ama böyle bir ihtimal görülmüyor. Helsinki zirvesi kararları çok açık..."
       Buna rağmen Ankara'da Dışişleri dün de dahil teyakkuz durumunu koruyordu.
       Öyle ama iş belgenin yarın açıklanmasıyla da bitmiyor değil mi?
       Haklısın. 20 Kasım ve 4 Aralık tarihlerinde AB Bakanlar Konseyi toplantıları var. Sonra aralık ayının ilk haftasında yine Nice zirvesi var. Bütün bu zeminlerde Yunanistan veya insan hakları konusunda bazı İskandinav ülkeleri belgeyi yine değiştirmek için bastırabilirler.
       Anlaşılan Brüksel'de hava öyle ki, katılım ortaklığı belgesinde büyük bir sürpriz, yani Ankara'yı karıştırabilecek bir son dakika gölü beklenmiyor denebilir mi?
       Evet öyle.
       Belgenin orasında burasında Ankara'yı rahatsız edici, Türkiye'de bazı çevreleri kışkırtıcı ifade ve imalara elbette rastlanacak.
       Top anlaşılan artık Türkiye'nin sahasında... 2001 yılı Türkiye açısından çok önemli olacak.
       Aynen öyle. Katılım ortaklığı belgesi AB'ye ait. Komisyonun bizim için yazdığı bir ev ödevi. Şimdi biz de buna göre en kısa zamanda Ulusal Programı'mızı tamamlamak zorundayız.
       Ama bunu yaparken de demokrasi ve hukuk devletine, pazar ekonomisinin rekabetçi kurallarına ve AB mevzuatına gözümüzü elbette kapatmayacağız.
       Oyunun kuralı bu!
       Yarın da Brüksel'den devam...


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr