Başörtüsü ve ayıbı!

Bir Baykal klasiği denebilir.Hiç değişmiyor.Siyaseti laf oturtmakla bir tutan, gerilimsiz, bunalımsız siyaset yapılamayacağını sanan bir tarz...Bu siyaset tarzı Baykal'a bunca yıldır başarı kazandırmadı, iktidar yolu açmadı.Ama o yine gergin, yine gerilim ve bunalım peşinde. Kamplaşmadan medet uman bir muhalefet çizgisini inatla sürdürüyor.Diyor ki:"Başörtüsü, eşlerin ayıplarını örtmeye yetmez!"Yazık!Bu sözün nereye gideceğini çok iyi bilerek söylüyor Baykal.Ve bir curcunadır kopuyor.Bir yandan alkışlar, öbür yandan protestolar, bağrış çağrış...Meclis karışıyor. "Bütün bu gürültü patırtı içinde kendi iç sessizliğini muhafaza etmektir önemli olan" diyor kitabın bir yerinde, "En uzun yolculuk ise insanın kendi iç dünyasındaki yolculuktur."(*)İç huzuru yakalamak!Belki de en zor iş.Hele bu memlekette...Mozart'ın Adagio'larını dinlerken yazı yazmakla da olamıyor o iç huzuru yakalamak.Her Allah'ın günü bir şeyler söylemek zorundaysan -ya da kendini öyle hissediyorsan- iç dünyanda sükûnet Kaf Dağı'nın arkasında bir yerlerde...Baykal, Türkçesini düzeltiyor:"Başörtüsü, eşlerin değil siyasetçinin ayıbını örtmez dedim."Ne değişti ki?..Hep aynı şeyi düşünüyorum.Başörtüsünü politikaya böylesine alet etmek doğru değildir.Ayıptır.Başörtüsü üzerinden böylesine siyaset yapmak bu ülkeye iyilik değildir.Kötülüktür.Başörtüsü üzerinden bu toplumu cepheleştirmeye kalkışmak, Türkiye'ye barış getirmez.Çatışma getirir.Tekrar tekrar söylemeliyiz:İsteyen başını örter.İstemeyen örtmez.Kimi örtünür, kimi örtünmez.Kimse kimsenin kılığına kıyafetine karışamaz.Karışmamalıdır.Kılığı kıyafeti yüzünden kimsenin kimseye cüzamlı muamelesi yapmaya hakkı yoktur ve olamaz.İnançlar, inançsızlıklar son derece duyarlı konulardır. Böylesi alanlara siyasetle, cehaletle, önyargılarla müdahale etmekten kaçınmalıyız.Öteden beri söylediğim gibi:Bu gerçek, her iki taraftaki uçlar için de geçerlidir. Kılığı kıyafeti ya da başörtüsünü, başörtüsüzlüğü siyasete alet etmekten özenle kaçınalım.Barış diyorsak, huzur diyorsak, istikrar diyorsak başka çaresi yok!Sayın Baykal'ın da yeni yıla girerken kendine zaman ayırıp uzun bir iç yolculuğa çıkmasını, bu arada siyaset anlayışını şöyle bir gözden geçirmesini temenni ediyorum. Çünkü yüksek tansiyon ne kendisine, ne partisine, ne de ülkesine hayırlı olur diye düşünüyorum. Başka ne diyebilirim ki?..———————————- * Dag Hammarskjöld, 1961 Nobel Barış Ödülü sahibi, An Inner Stillness, Cultures of Creativity, Birth of a 21st Century Museum, 2006 Science History Publications, ABD, 2006, s.77. h.cemal@milliyet.com.tr Baykal, kürsüde bütçe konuşmasını yapıyor. Her zamanki Baykal. Gergin, yüz çizgileri kıpır kıpır, gözleri çakmak çakmak. Karşısındakini her an dövecekmiş gibi konuşuyor.