Bir parti, bana öylesine bir hayal çizdi ki!

Böyle bir parti...Var mı bu seçimde?Bu yazının sırası mı şimdi?Millet sandık başına giderken böyle bir yazının sırası olmadığını düşünenler elbette olacak.Daha çok siyasiler böyle düşünebilir.Ama vicdanınıza koyun elinizi.Düşünün:"Bana öylesine bir hayal çizdi ki peşinden gidiyorum" diye mi sandık başı yapıyorsunuz? Oyunuzu bugün böylesine heyecan verici bir motifle mi kullanacaksınız?Yoksa kerhen mi?Yani zoraki mi oyunuz?Ya da protesto mu?Bilemiyorum.Ancak, eskilere duyulan tepkinin özellikle bu seçimde fazlasıyla yönlendirici olduğunu uzun zamandır gözlüyorum.Gözlüyoruz.Eski bir alışkanlıkla ya da futbol takımı tutar gibi oy atanların bu seçimlerde iyice azaldığı bir olgu...Protestonun haklı nedenleri var.Siyaset müthiş kirlendi.Rejimin doğru dürüst bir sifonu olmadığı için de gereken temizliği kendi kendine yapamadı siyaset kurumu.Sistem kendini yenileyemedi!Halkın nabzını tutmak için nereye gitsek, kulaklarımıza en çok hortum, rüşvet, yolsuzluk sözcükleri çalındı. Bundan dolayı siyasetçiye duyulan öfkeyi Anadolunun her köşesinde dinledik.Bu hiç değişmedi.Sistem sorun çözemedi.Sürekli biriktirdi.Aş ve iş derdi hallolmadı.Bunun üstüne bir de 2001 yılı Şubat krizi bindi. Cumhuriyet tarihimizin belki de en korkunç yoksullaşmasını yaşadı.Bu ekonomik kriz yurt çapında öylesine bir tepki patlamasına yol açtı ki, bu felaketi yalnızca fil dişi kulesinden dışarı çıkamayanlar, siyaseti kör değneği beller gibi yapanlar hissetmedi.Yine bu nedenle bazı siyasetçiler, bazı aydınlar yeninin anlamını kavrayamadılar. Halktaki yeni beklentisi onların idrak sınırlarına nüfuz edemedi. Bu nedenle de siyaset sahnesindeki birtakım gelişmeleri akılları almadı.Hazırlıksız yakalandılar.Halktaki yeni beklentisinin siyasette yol açtığı boşluğu dolduran kimilerini hayretle izlediler; bir süre gözlerine inanamadılar.Yazık ki öyle.Bizim toplumumuz zaten morali bozuk bir toplum. Önünü hep tıkalı gören bir toplum. Bir de ekonomik krizin darbesini yiyip yıkıma uğrayınca, bütün tepkisini siyaset kurumuna, siyasetçiye yöneltti.Haksız mı? Elbette değil!Evet, bugün sandık başı.Bir demokrasi, bir yurttaşlık görevini yerine getireceğiz. Hiç olmazsa herkesin takkesi önüne düşecek, kiminin keli sırıtacak, kimi sahneden silinecek.Bir başka deyişle:Hiç olmazsa önümüzü 4 Kasımdan itibaren daha iyi görebileceğiz.Demokrasinin erdemi denebilir.Neyin olup neyin olmayacağını halkın oyuyla seçim sandığında görmek ve sonuca hep birlikte saygı duymaktır, demokrasi denen oyunun öncelikli kuralı...Ben de oyumu kullanacağım.İçime sinerek mi? Hayır.Oyum boşa gitsin istemiyorum. Oylar bölünsün de istemiyorum. Laik demokratik Cumhuriyet konusunda kafası karışık olmayan, Türkiyenin Avrupa yolculuğunu komplekssizce devam ettirecek bir iktidar istiyorum.Sandıktan böylesi çıksın.Var mı umudun?Bernard Shawun sözüdür:"Hiç düş kırıklığına uğramayanlar, hiç umut beslememiş olanlardır."İyi pazarlar, iyi seçimler! h.cemal@milliyet.com.tr Bana öylesine bir hayal çizdi ki peşinden gidiyorum! Böyle bir lider...