Bozuk düzen!

Bozuk düzen!


Hasan CEMAL

       İstanbul nihayet çağdaş bir havalimanına kavuştu. Törende Demirel 'Projenin müzakeresi beş altı yıl, yapımı ise iki yıl sürdü' diye yakındı.
       İhale düzeni ne zaman değişecek? Politikacı - müteahhit - bürokrat üçgeninde rant dağıtan, yolsuz üreten çarktan ne zaman kurtulacağız?

İhalelerdeki bozuk düzen ne zaman değişecek?

       İstanbul nihayet hem kendisine hem yaşadığımız çağa yakışan güzel bir havalimanına kavuştu. Yılların özlemini gerçekleştirenleri, bu projeye emeği geçen herkesi kutluyoruz.
       Bu vesileyle bir noktayı bir kez daha vurgulamakta yarar olabilir. Atatürk Havalimanı'nın dünkü açılış töreninde Cumhurbaşkanı Demirel'in şu sözleri dikkat çekiciydi:
     "Bu projenin müzakereleri beş altı yıl sürdü. Buna karşılık proje, karar verildikten sonraki iki yıl içinde tamamlandı. Burada bir kusura işaret ediyorum. Türkiye'nin artık bu kadar zaman kaybına tahammülü yok. Devleti tepeden tırnağa düzeltmeliyiz."
       İlginç değil mi?
       Beş altı yıl konuşmakla geçsin. İki yılda iş bitsin!
       Olacak şey mi?
       Ama devletin işleri böyle.
       Kusur kimin?
       Devlet bürokrasisinin mi? Politikacının mı? Yani bunca yıldır kanayan yara haline gelmiş olan ve habire yolsuzluk, rüşvet ve siyasi rant üreten 'ihale düzeni'ni bugüne kadar değiştirmeyen iktidarlar mı?
       İkisi de demek daha doğru...
       Devlet ihalelerinde doğru yolu bir türlü bulamadık.
       Nedir doğru yol?
     İş yapılsın; fakat vatandaş da kazık yemesin! Bunun için iki alanda değişiklik lazım:
     İlki, devlet düzeninde...
       Diğeri, siyasetin finansmanında...
       Yani partilere, politikacılara yapılan bağışların, seçim yardımlarının açık, yasal kriterlere bağlanması gerekiyor.

Yeni tarif ve şeffaflık...

       Örneğin müteahhit kimdir?
       Kim değildir?
       Önce bunun doğru dürüst, çağdaş bir tarifine ihtiyaç var. Devlet ihalelerine, işin niteliğine göre, önüne gelenin girmesini engelleyecek bazı somut ölçülerin bulunması gerekiyor. Becerisi, kapasitesi, uzman kadrosu, deneyimi olanla olmayan her ihalede aynı kaba konmasın.
       Bir başka nokta:
       İhale düzeninde kesin şeffaflık.
       Batı'da gibi.
       İşi en düşük fiyat verene havale etmek yol değil. Çünkü en düşük fiyatı veren her zaman işin ehli çıkmayabiliyor. Yani üçkağıtçı çıkabiliyor!
       Ama bu arada ihalenin niçin daha yüksek fiyat isteyene verildiği de gerekçeleriyle kamuoyu önünde anlatılsın. Her şey kamuoyunun gözleri önünde cereyan etsin.
       Tabii devlet bürokrasisinin de sorunları var. Son Atatürk Havalimanı örneğinde olduğu gibi bürokrasi bazen yetki kullanmaktan korkar hale geliyor.
       Nedeni malum:
       Bazı durumlarda iş yapmayana ilişen yok devletin ihale düzeninde. Ama ciddi iş yapan bürokrata, örneğin ihale dışı kalmış müteahhitlerin de fişteklemesiyle, teftiş işi çıkabiliyor.
     Medya korkusu da var bürokrasinin...
       Bir başka sorun:
       Devlet işi başlatıyor. Ama bitirmiyor. Yani ipe un seriyor.
       Çünkü bütçeye gerekli ödenekleri koymuyor. O yüzden kamu yatırımlarının birçoğunda gerçekleşme süresi 15 yıla, hatta 20 yıla kadar uzayabiliyor. Çünkü işin içine siyaset giriyor.
       Bunu engelleyici yasal düzenlemelere de gerek var. Devletin siyasi baskı altında kalmayacağı, ancak gerekli ve zamanında bitecek işlere kaynak ayıracağı bir düzenin kurulması gerekiyor.
       Bütün bunlardan yıllardır yakınıyoruz.
       Ama bozuk düzen değişmiyor.
       Hem vatandaşın işi olmuyor. Hem kendi kesesinden ödediği vergiler, dipsiz kuyularda kaybolup gidiyor. Hem de yolsuzluğun, rüşvetin sonu gelmiyor.
       Çark hep aynı çark.
       Niye öyle?

Ne yapmalı?

       Devlet ihalelerindeki bu bozuk düzenin değişmesi en başta siyaset kadrolarının mı işine gelmiyor?
       Bunda gerçek payı var.
       Devlet ihale sistemindeki bozuk düzenden politikacı, çevresi ve partisi de yararlanabiliyor. Üçgenin bir ucunda politikacı, bir ucunda müteahhit, bir ucunda bürokrat var. Bu üçgen ülkemizde çok uzun yıllırdır rüşvet ve rant dağıtıyor.
       Bunun yaşanmış çok örneği var.
       Hem de çok çirkin örnekler!
       Ne yapmalı?
     (1) Devlet ihale düzeninin değiştirilmesi, Batı'daki gibi şeffaf hale getirilmesi şart... Bu konuda Bayındırlık Bakanlığı'nda yeni çalışmaların başlatıldığına ilişkin haberler var.
     (2) Partilere bağışların, yani siyasetin finansmanı yeni bir yasal çerçeveye bir an önce bağlanmalıdır.
       Lütfen, bir an önce...



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr