Brükselde ağaçla orman!

Manşetleri biz süslüyoruz.Le Figaronun tepesinde koca başlık:Fransızlardan Türkiyeye hayır!Son kamuoyu yoklamasında, Türkiye ABye alınsın diyenlerin oranı yüzde 32, hayır diyenlerinki yüzde 67 çıkmış.Anketin küçük verilen bölümü daha ilginç, daha güncel. Türkiyenin üyeliği bugünün değil, rahat 10 yıl sonrasının konusu. Bugün için Türkiyeyle üyelik müzakereleri başlasın mı, başlamasın mı sorusu, yani 17 Aralık önem taşıyor. Fransızlar bu açıdan olumsuz değil. Yüzde 54ü Türkiyeyle üyelik müzakerelerinin başlamasından yana.Bir başka ilginç nokta şu:Türkiyeyle üyelik müzakerelerinin başlaması, Fransada gelecek yılın ortalarında yapılacak Avrupa Anayasası referandumunu olumsuz etkiler mi sorusuna, Fransızların toplam yüzde 67si etkilemez yanıtını vermiş...Bu arada bir bilgi notu:Fransada bundan önce yapılan bir kamuoyu yoklamasında, 19 - 29 yaş grubunu oluşturanlar, yani genç Fransızların yüzde 62si daha şimdiden Türkiyenin AB üyeliğine evet diyorlar. Fransanın dışındaki bazı AB ülkelerinde Türkiyeye evet-hayırlar şöyle dağılıyor: İtalyada yüzde 49 evet, yüzde 34 hayır; İspanyada 65 evet, 18 hayır; İngilterede yüzde 41 evet, 30 hayır; Almanyada yüzde 33 evet, 55 hayır...Frankfurter Allgemeine gazetesinin manşetinde, Alman muhafazakârlar Türkiyeye hayır diye bağırıyorlar. Le Figaronun dünkü ekonomi ekinin ve pazar dergisinin kapaklarında Türkiye var. Fransız LExpress ve Le Nouvel Observateur dergilerinin kapak konusu da Türkiye ve Türkler...Dünkü Liberation ve International Herald Tribuneün birinci sayfalarında, Financial Timesın manşetinde yine Türkiye var. Financial Timesın haberinde giriş cümlesi şöyle:"Türkiyenin bu hafta içinde AB ile üyelik müzakerelerine başlama konusunda çok uzun zamandır beklenen yeşil ışığın yanması umuluyor. Ama bu tarihi kararla ilgili geri sayım başlarken tansiyon da yükseliyor."Tansiyon nereden mi kaynaklanıyor:(1) Üyelik müzakerelerinin açık uçlu olması ve bunun arkasına Fransanın, Avusturyanın istediği bazı eklerin yapılıp yapılmayacağı... (2) Kıbrıs ... Yani Rum yönetiminin 17 Aralıkta hiç olmazsa dolaylı tanınma konusunda Türkiyeden beklediği bir adım...Yanıt bekleyen soruya gelince:Bu iki konu yüzünden 17 Aralıkta Türkiyenin hayır diyeceği bir karar masanın üstüne konabilir mi?Ben ihtimal vermiyorum.Financial Times dünkü başyazısına gelince şu satırlar okunuyordu:"Alman Dışişleri Bakanı Fischer, geçenlerde Türkiyenin AB üyeliğini Avrupa tarihinde 60 yıl önceki Normandiya Çıkarması kadar önemli olduğunu söyledi. Bu kadar olmasa bile AB liderleri 17 Aralıkta hiç kuşkusuz tarihi önemde stratejik bir kararla yüz yüze gelecekler. Türkiyeye üyelik müzakereleri konusunda -muhtemelen yılın ikinci yarısı için- açık bir tarih vermek, bu tarihi kararın gereğini yerine getirmektir. Ya da beş yıl önce Helsinkide verilen sözü tutmayıp, olağanüstü jeopolitik fırsatı kaçırarak, Hıristiyan ve Müslüman aşırıların körükleyeceği uygarlık çatışması tuzağına düşmek..."Hangisi?Bu soruya Financial Times gibi olumlu bakan, daha doğrusu Türkiyenin ABye üye olmasını savunan çok önemli Fransız aydınları da var. Geçen hafta cuma günü Le Mondeda yayımlanan "Türkiye neden kabul edilmeli?" başlıklı makalelerinde Edgar Morin, Alain Touraine, Jean-Christophe Rufin ve Guy Sorman şöyle diyorlardı:"Türkiyeyi reddedersek, ufkumuzu kapatıp her türlü küresel sorumluluğu geri çevirmiş oluruz. Tam tersine, Avrupanın en sonunda dünya meselelerinde, dolayısıyla dünya barışındaki başrol oyuncularından biri olma vaktinin geldiğini ve Türkiyenin AB üyeliğinin, Avrupa ve İslam dünyası arasında yeni ilişkilerin kurulabilmesi açısından vazgeçilmez olduğunu çok güçlü biçimde vurgulamalıyız."Orman ve ağaç!Yukarıdaki satırlar, yalnız ağaçlara bakıp ormanı göremeyenlerin satırları değil. Bir başka deyişle, işin özünü gözden kaçırmayanlar, Avrupada da Türkiyenin AB üyeliğini savunuyorlar.Evet, kritik günler!Bugünlere gelmek kolay olmadı.Bu gerçeği bilenlerin en başında hiç kuşkusuz Tayyip Erdoğan - Abdullah Gül ikilisi var. Şöyle bir düşünsünler, 2002 yılı aralık ayındaki Kopenhag zirvesini.Evet, nereden nereye...Son iki yılda Başbakanla Dışişleri Bakanının siyasal kararlılığı ve realpolitikin ince oyunlarını göz ardı etmeyen sabırlı politikalarıyla gelindi 17 Aralıka.Bu saatten sonra işin özünü göremeyen, ağaçlara bakarken ormanda kaybolmaya meyyal birtakım bürokratik engellere takılabileceklerine hiç ihtimal vermiyorum Erdoğanla Gülün...Bu hafta yazılar Brükselden. h.cemal@milliyet.com.tr Bir hayalet dolaşmaya devam ediyor Avrupanın üzerinde. Bu hayaletin adı Türkiye! Yine başınızı nereye çevirseniz Türkiye var, Türkler var.