Erdal İnönü'nün muhalefet şerhi!

İnsan ilişkilerinde sıcaktı, yakın davranırdı ama aynı zamanda ölçülü, rahatsız etmeyen bir mesafe koymasını da bilirdi.Siyasetin dışında, bilimden, sanat ve kültürden oluşan bir başka zengin dünyası olduğu için de ormanda, ağaçların arasında kaybolmazdı. Arada bir, o başka dünyasına sığınarak Türk siyasetinin sığlığına, sıradanlığına tahammül gücünü arttırmaya çalışırdı.Ben de, çok seyrek de olsa Erdal Bey'le onun siyaset dışı dünyasında buluşmanın keyfini yaşamıştım. Bir gazeteci olarak Erdal İnönü'yü daha çok siyasetçi yanıyla tanıdım. 1980'li yılların başında, 12 Eylül askeri yönetiminin sonunda sosyal demokrat olarak siyasete adım attıktan 1990'ların ortasına kadar kendisini yakından izledim.Hem solu birleştirme konusundaki içtenlikli çabalarını, hem de demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları ile ilgili yaklaşımlarına destek olmaya çalışmıştım.Erdal İnönü'nün demokrasi çıtası yüksekti.Belki bir başka deyişle:Erdal Bey'in demokrasi ve uzlaşma kültürü bizim siyasetin kültürüyle mukayese edildiğinde daha içerikli, daha zengindi.1992'de şöyle demişti:"Ben her türlü fikrin partileşmesine taraftarım. Her fikrin, her zaman çağdaşça söylenmesine taraftar oldum. İngiltere'de İskoçya'nın ayrılmasını savunan parti var. İspanya'da Bask bölgesinin ayrılmasını savunan parti var. Şimdi İtalya'da yeni seçimlerde çok oy alan bir parti çıktı. Kuzey İtalya'nın özerk olmasını istiyor. Demokrasilerde böyle şeyler oluyor. Esas mesele, terörle bu fikirleri ayırmaktır." (Hasan Cemal'in Sabah'taki köşesi, 9 Aralık 1994)Erdal İnönü çıtası buydu.Bugün bile yüksek olan bir çıta...Kendi partisi dahil Türk siyasetinin ve devletinin çıtası bunun altındaydı. Erdal İnönü, Milli Güvenlik Kurulu'nun özellikle asker kanadında bazen kaşların kaldırılmasına neden olan bu demokratik tutumunu bir başka örnek olayda daha olanca açıklığıyla sergilemişti.1994'ün mart ayında, DEP'li milletvekilleriyle bir Refah Parti'li milletvekilinin TBMM'de dokunulmazlıklarının kaldırılarak kendilerine hapis yolu açılmasına karşı çıkmıştı.Bu görüşünü muhalefet şerhi olarak ilgili komisyon kararının altına da özet olarak şöyle yazmış ve tarihe not düşmüştü:"Düşünce suçu diye bir şeyin demokrasilerde olmaması gerektiğini, zararlı fikirlerin de söylenmesinden korkulmamasını, zararlı fikirlerin söylenmesinden, hangi fikirler söylenmeden hangi fikirlerin doğru ve yararlı olduğunun anlaşılamayacağını, bu yapılmadan sağlıklı fikirlerin toplumca içtenlikle benimsenemeyeceğini her zaman, her fırsatta öne sürdüm.Dokunulmazlıkları kaldırılması önerilen milletvekillerinin sözle ve yazı ile açıkladıkları fikirlerine hiçbir şekilde katılmıyorum.Ama milletvekillerinin bu yanlış fikirleri söyleme olanağını zorla ortadan kaldırırsak, bu fikirlerin yanlışlığını vatandaşlarımıza gönül rahatlığıyla kabul ettiremeyiz.Hepimizin ortak amacı olan, vatanın bütünlüğünü koruma davasına bu dokunulmazlıkların kaldırılması nasıl katkı yapar? Yararları mı, zararları mı daha fazla olur?Hem kısa vadeli, hem uzun vadeli bütün olası etkileri düşündüğümde zararın, yarardan daha çok olacağını görüyorum. Demokrasinin temel niteliklerinden biri olan düşünce özgürlüğü, tamamiyle karşısında olduğumuz fikirlerin bile söylenmesine izin vermekle kendini gösterir." (Hasan Cemal'in Sabah'taki köşe yazısı, 4 Mart 1994)Erdal İnönü'nün bu muhalefet şerhine yer verdiğim köşe yazımda kendisini kutlarken, partili arkadaşları dahil TBMM'nin demokrasi adına çok kötü bir sınav verdiğini belirtmiştim.Anımsıyorum, ertesi gün Çanakkale'ye gitmekte olan Erdal İnönü beni yoldan araba telefonuyla aramış, her zamanki nezaketiyle yazıma teşekkür etmişti.Yazımın başında belirttiğim gibi, Erdal Bey'in muhalefet şerhinde de sergilediği demokrasi çıtası bizim siyasete göre yüksekti.Ama ne yazık ki aktif siyasetten çekildi İnönü.Ya çıtayı yükseğe koyduğu için...Ya da kim bilir belki de partisinin, Türk siyasetinin ve devletinin o çıtaya yetişemeyeceğini gördüğü için öyle yaptı.Ve başta sevgili eşi Sevinç İnönü olmak üzere yakın arkadaş çevresiyle birlikte o kendine özgü başka dünyasına döndü, oraya çekilmeyi yeğledi.Kendisini rahmetle anıyorum. h.cemal@milliyet.com.tr Erdal İnönü, toplumun çok değişik kesimlerinde saygı duyulan, sevilen bir insandı. Temasa geldiği çevrelerde sıcaklığını ve içtenliğini hemen hissettirir, iyi duygularla selamlanır, sempati uyandırırdı.