“Ergenekon’u savunmuyorum ama...” derken, darbeci çizgiye düşmek!

Berlin’den yazıyorum bu satırları. Köşemi birazdan Ahmet Altan’a bırakacağım. Çünkü bir konuda benim derdimi de çok iyi anlatmış...
Konu yine Ergenekon.
Bir başka deyişle:
Türkiye’de darbeciliğin ilk kez ciddi olarak, üstelik bu kez emekli generalleriyle birlikte yargı sahnesine çıkarılmış olması...
Ergenekon’u bu nedenle önemsediğimi kaç aydır söylüyor ve yazıyorum.
Darbecilik geleneğini silmek ve bu ülkede demokrasiyle hukukun üstünlüğünü yerli yerine oturtmak için Ergenekon davasını tarihi bir dönemeç olarak görüyorum.
Fırsat kullanılabilecek mi?
Yoksa heba mı olacak?
Ergenekon rayından sapacak mı?
Bu ihtimal de var tabii.
Çünkü dava düz bir çizgi izlemiyor. Hukuk çizgisi bazen belirsizleşiyor. Hukuk açısından soru işaretleri çoğalıyor.
Davayı sulandırmaya, inandırıcılığını törpülemeye müsait savrukluk ve yalpalamalar, devletin her zamanki hoyratlığını dışa vuran kötü örnekler yaşanıyor.
Bunun en son iki talihsiz ve çirkin örneği, daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, Prof. Dr. Türkan Saylan’la gazetemizden Tijen Mergen’in karşı karşıya kaldıkları muameledir.
Toplum vicdanını haklı olarak rahatsız eden durumlara meydan vermekten özenle kaçınmak ve hukukun gereği neyse sonuna kadar titizlikle yapmak gerekiyor.
Yoksa, Ergenekon’da pusula şaşıyor mu sorusu gitgide meşru hale gelir.
Belki daha önemlisi, 12 Mart sonrasında olduğu gibi ‘darbeciler’ bir kez daha ‘demokrasi kahramanı’ haline gelebilir.
Bizden uyarması...
Ya da İsmet Berkan’ın dün Radikal’deki köşesinde yaptığı uyarı:
“Ergenekon’a ciddi ümit bağlamış bir kamuoyu var. Bu kamuoyu, demokrasinin bu dava yoluyla Türkiye’ye geleceğini düşünüyor. Ama ülkeye demokrasiyi getirecek bir davanın demokrasinin, insan hakları ilkelerinin ve en önemlisi insan onurunun çiğnenmediği bir dava olması gerekir, oysa adalet cephesinde değişen çok da bir şey yok, davanın yürütülüş şekli sıkıyönetim dönemlerini çok da aratmıyor açıkçası...”
Şimdi köşemi Ahmet Altan’a bırakıyor, onun 16 Nisan 09 tarihli Taraf gazetesindeki “12 Eylül niye kötüydü peki?” başlıklı yazısının bir bölümünü aşağıya alıyorum.
HHH
“Darbeden yana mısın? Değil misin? Darbeden yanaysan, yap darbeyi. Cezası neyse çekmeye de razı ol. Bu sefer darbeyi de, darbecileri de affetmeyecekler çünkü.
Yok, ‘darbeye karşıyım’ diyorsan, o zaman Ergenekon’u niye savunduğunu, dilini kulağından çıkarıp açıkça anlat.
Ergenekon’la darbe arasında bir bağ olmadığına mı inanıyorsun? Ergenekon sanıklarının, bir darbe hazırlığında olmadıklarına mı inanıyorsun?
Eğer öyle inanıyorsan, bulunan cephanelikleri, Danıştay baskınını, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombayla Ergenekon cephaneliğindeki bombaların aynı seri numarasına sahip olmasını, darbeci paşaların hazırladıkları ‘lahikaları’, fişlemeleri, kayıtlara geçen konuşmaları, yazışmaları, toplantıları, Özden’in ve Balbay’ın günlüklerini, İlhan Selçuk’un ‘paşaya’ söylediklerini, Manisalı’nın General Ersöz’e tavsiyelerini, rektörlerin ‘hemen harekete geçelim’ önerilerini nasıl açıklıyorsun?
Ne bunlar sence?
Oyun mu? Eğlence mi?
Ergenekon sanıkları arasında bulunan JİTEM’cilerin Güneydoğu’da öldürdükleri insanlar ‘hayal’ mi? O kuyulardan çıkan kemikler ne?
‘Darbeye karşıyım’ diyorsan ve Ergenekon’u savunuyorsan bunlara ne diyorsun?
Kıbrıs’ta yapılanlar hakkında, ‘oğula babasını öldürtecek’ beyin yıkamaları hakkında, dağıtılan milyonlarca dolar hakkında ne düşünüyorsun?
Bir sendika başkanının milyonlarca doları darbecilere vermesi sana normal mi geliyor?
Profesörlerle darbecilerin işbirliğini olağan mı karşılıyorsun? Niye Ergenekon’u savunuyorsun?  Niye gerçekleri gizlemeye çalışıyorsun? Söyle bize, bunları niye yapıyorsun?
Darbecilerin gelip dindarları, Kürtleri, demokratları asması çok mu mutlu edecek seni?
Çok mu sevineceksin?
O insanların öldürülmesi için çalışanları desteklemek sana ‘solculuk’ gibi mi gözüküyor? Böyle bir şeyi desteklemek insanca mı geliyor sana?
Yeryüzünde darbecileri destekleyen kaç aydın gördün?
Faşistlerle kolkola giren kaç sanatçı tanıyorsun yeryüzünde?
Biliyorum var birkaç tane ama onlar da ‘lanetliler’ arasında çoktan yerlerini aldılar. Onların arasına mı katılmak istiyorsun?
Kendine sanatçı diyen, aydın diyen, yazar diyen, gazeteci diyen, daha da önemlisi kendine ‘insan’ diyen biri için ‘darbeyi desteklemekten’ daha büyük bir günah, daha büyük alçaklık, daha büyük bir suç yoktur.
“Ben AKP’ye kızıyorum onun için darbeyi destekliyorum” demek insanı alçaklıktan kurtarmaz.
AKP’ye karşıysan ona oy verme, ona karşı bir partiye gir çalış ama ‘Halk benim seçtiğim partiyi seçmez, onun için darbe olsun’ dersen, küçük bir Kenan Evren olursun.
Oluyorsun da.
Üstelik o, darbeyi yapmıştı, sen sadece ‘işbirlikçisin’, darbecilerin peşinde ‘paşam, paşam’ diye dolaşan bir arsızlıkla kirlenmişsin.
‘Dindarları, Kürtleri, demokratları assınlar’, bunu mu istiyorsun?
Sen buna ‘solculuk’ mu diyorsun, sen buna ‘sanatçılık’ mı diyorsun, sen buna ‘ilericilik’ mi diyorsun?
Bunlar ilericilikse, ‘rezillik’ nedir be oğlum, kaypaklık nedir, alçaklık nedir?”