Gece yarısı baskını!

Fakat hepsi o kadar.Müzakereler hemen donduruldu. Resmen açıldı müzakere kapısı ama fiilen kapalı tutuldu.Üstelik iki yıl boyunca.Neden mi?Fransada çiftçiler ayaklandığı için...Bugün Türkiyeyle uğraşan Valery Giscard dEstaing o zamanlar Fransa cumhurbaşkanıydı. İspanyanın adaylığına karşı ayaklanan Fransız çiftçiler onun seçim bölgesindeydi. Bu nedenle, bazı tavizleri koparıncaya kadar İspanyayla müzakerelerin fiilen başlamasını veto etti.Yolun başında İspanyanın karşılaştığı güçlükler sadece bundan ibaret değildi. On yıla yakın süren üyelik müzakerelerinde İspanya iki kez pes etti, "AB buysa, alın kafanıza çalın!" diyerek masayı terk etti. Milliyetçi dalgalar kabardı ülkede...Dahası var:Madridde bir gece vakti İspanyol Maliye Bakanlığı basıldı. Baskını düzenleyenler, bakanlığın kendilerine yanlış, tahrif edilmiş rakamlar verdiğine inanan AB Komisyonu müzakerecileri idi. İspanya hop oturup hop kalktı.O günleri geçenlerde Türk diplomatlarına anlatan İspanyol müzakereciler, "Kan kustuk, kızılcık şerbeti içtik; aman sabırlı ve soğukkanlı olun!" derler.Bugün İspanya AB üyesi... 1960larda, 1970lerde aramızda büyük fark yoktu. Ama şimdi AB sayesinde İspanyada kişi başına milli gelir 20 bin dolar. Bize gelince ancak 4 bin...İngiltere bugün AB üyesi.Ama Fransa tarafından iki kez veto edildikten, iki kez AB kapısından döndürüldükten sonra üye olabildi.Kısacası:Bizim işimiz de kolay olmayacak. Türkiye, 300 bin nüfuslu Malta değil. Büyük çoğunluğu Müslüman olan, Avrupaya göre yoksul ve 70 milyonluk kocaman bir ülkeyiz. Tarihsel, kültürel, toplumsal ve ekonomik nedenlerle pek sempatik değiliz Avrupa kamuoyunda.Ama bunu da abartmayalım.Fransada şu sıralar yapılan kamuoyu yoklamalarında yüzde 67 civarında çıkıyor Türkiyenin AB üyeliğine karşı olanlar. Ama aynı yoklamada yüzde 64, Türkiye üyelik koşullarını yerine getirdiğinde, evet diyeceğini açıklıyor. Yine aynı araştırmada 19-29 yaş grubundaki genç Fransızların yüzde 64ü Türkiyeye şimdiden evet diyor.Bunun gibi 17 Aralık öncesi televizyona çıkıp Türkiyenin üyeliğini savunan Cumhurbaşkanı Chiraca yüzde 52 destek çıktı Fransız kamuoyunda. Türkiyeyle üyelik müzakerelerinin başlamasına evet diyenlerin oranına gelince, yüzde 55 civarında...Öte yandan, koyu Katolik İspanyada Türkiyeye evet diyenler yüzde 87 dolayında. Bu oran İngiltere ve İtalyada yüzde 60ın üzerinde seyrediyor. ABnin yeni üyelerinden yine koyu Katolik Polonyada da kamuoyu Türkiyenin lehine...Avusturya ve Fransada Türkiye üyeliği için o gün geldiğinde referanduma gidilmesinin hakça olmadığı çok açık. Referandum olacaksa, bütün AB çapında tek bir referandum yapılması daha akla yatkın...Ama şimdinin konusu değil bu.Hedef konmuş durumda:Tam üyelik!Türkiyenin şimdi bu hedefe kilitlenmesidir öncelikli olan. Bu bakımdan siyasal kararlılık pekiştirilir, tıkır tıkır işleyecek bir müzakere yapısı kurulursa ve sivil toplumun enerjisi çok daha sistemli biçimde seferber edilirse, Türkiye treni Brüksel istasyonuna doğru, hiç yan yollara sapmadan ve hızla yürümeye başlar.Hiç kuşkunuz olmasın.Önce biz kafaya koyalım.Eğer Avrupa Birliği de önümüzdeki on yıl içinde ekonomik olarak büyür ve kendini kurumsal açıdan yenilerse, Türkiyeyi çok daha kolay hazmedecek bir noktaya gelir.Biz eğer üyeliği gerçekten kafaya koymuşsak, Kıbrıs da çözülür, açık uçluluk da kâğıt üstünde kalır. Çözüleceğine ve kalacağına inanıyorum.Kalıcı koruma mı?Bu konuda kalıcılık son anda yapılan değişiklikle farklı bir nitelik kazandı. Ayrıca, bu bakımdan en çok öne sürülen konu serbest dolaşımdır. Bütün polemikler, demagojiler bunun üzerine kuruluyor. Ama haksızlık yapılıyor. Bilgisizlik de var bu konuda.Bakın neden:Müzakereler diyelim 10 yıl sürdü. Arkasından geçiş dönemleri geliyor serbest dolaşımda. Polonya için 8 yıl konuldu. Bu süre içinde bir Polonyalının elini kolunu sallayarak Almanyaya girip iş aramasına izin verilmiyor. Bize de 8 değil de, 10 yıl geçiş dönemi konulduğunu öngörelim.10 yıl müzakere, 10 yıl da geçiş dönemi, etti mi 20 yıl. Arkasından istenirse, 3-5 yıl da ek koruma istenebiliyor.Etti mi 25 yıl?Biz 25 yılda bu memleketi adam edemeyecek miyiz? Aş ve iş meselesini 25 yılda çözemeyecek miyiz? Başaramayacaksak, çek kuyruğunu gitsin! Bu sevdadan vazgeçelim. Ama vazgeçmeyeceğiz. Çünkü Türkiye boğayı boynuzlarından yakalayıp karşısında diz çökertecek kıvama geliyor.Baykuşlara kulak asmayın! h.cemal@milliyet.com.tr İspanya bugün AB üyesi. Ama kolay olmadı. Önce tarih aldı, masaya da oturdu. Müzakereler için Brükselde açılış toplantısı da yapıldı.

DİĞER YENİ YAZILAR