Hukuka yazık!

"Muammer Hocamız isterse Medeni Kanun'la bile adamı darağacına yollayabilir."Hukuk bu kadar esneyebilir mi?Sanmıyorum.Ama hukuk beni öteden beri tedirgin etmiştir. Belki bana tekin gelmediği için öyledir.Belki hukuk bilgimin yetersizliği bunda rol oynamıştır.Belki de, hukukla gugukun birbirine fazlasıyla karıştığı bir ülkenin evladı olduğum için bende hukuka karşı tedirginlik duygusu hep ağır basmıştır.Hepsi mümkün.Hukuk diye diye hukukun fena halde çiğnendiği, olağanüstü dönemlerde hiçe sayıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Hukuk devleti ne yazık ki bir türlü ayaklarının üstüne oturamıyor. Kısacası:Türkiye, adalete güven duygusunun fazla gelişemediği bir ülke...12 Eylül öncesini anımsıyorum.1980 yazında Türkiye terör ve anarşi içinde çalkalanırken, iktidardaki Demirel erken seçim, muhalefet lideri Ecevit büyük koalisyon istiyordu.Zıtlaşma öylesine tırmanmıştı ki, bir ara Ecevit'in kurmayları Meclis komisyonlarında erken seçimin Anayasa'ya aykırılığını öne sürebilecek kadar hukuku zorlaşmışlardı.Ama bu hukuk zırvası o zamanlar, bir askeri darbe öncesinin siyah beyaz kamplaşması içinde kaynayıp gitmişti.Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili olarak başlattığı Anayasa tartışması nedeniyle yazıyorum bu satırları.Hukukçu değilim.Ama güvendiğim hukukçulara danışınca, parlamentonun 1980 sonrasındaki işleyişine bakınca, bu iddialarla hukukun zora sokulduğunu görüyorum. Çankaya savaşları, anlaşılan o ki, hukuka alet edilmek isteniyor.Bende doğan izlenim böyle.Oysa hukuk ciddi bir iş.Demokratik hukuk devletinin bağlayıcı yazılı kuralları olmadan uygarca yaşamın mümkün olmadığını biliyoruz.Ama yine de zorluyoruz hukuku.Bazen zırvalamayı göze alarak yapıyoruz bu zorlamayı. Çünkü cumhurbaşkanı seçimini ille de bir rejim sorunu haline getirmek istediğimiz anlaşılıyor.Yazık!Kolu kanadı kırık bir demokrasimiz, ağır aksak işleyen bir hukuk devletimiz var. İkisi de ikinci sınıf zaten.Demek ki şimdi bir darbe daha indirip bu ülkenin insanlarını demokrasi liginde üçüncü sınıflığa mecbur kılmakta herhangi bir sakınca görmüyoruz.Olacak şey mi?Oyunu kuralına göre oynamayı ne zaman öğreneceğiz veya ne zaman içimize sindireceğiz, ne zaman?..Meclis'in toplanabilmesi, yani toplantı nisabı için 184 milletvekili gerekiyor.1980'lerden beri böyle.Özal'ın da, Demirel'in de, Sezer'in de cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında bundan farklı bir ses çıkmamış...Ama şimdi çıkıyor.Geçelim.Hukuku bu kadar zorlamayalım, hukuka bu kadar yazık olmasın. h.cemal@milliyet.com.tr Rahmetli Uğur Mumcu, takdir ettiği ve sevdiği anayasa hukukçusu rahmetli Prof. Dr. Muammer Aksoy'a neşeli olduğu vakitler şöyle takılırdı: